Taraf Gazetesi ve Habere Dikkat. Com adlı internet sitesi yazarı Emre Uslu, geçtiğimiz cuma günü sonuçlanan Balyoz davasıyla ilgili olay yaratacak bir  yazı kaleme aldı. 'Darbeye eksik teşebbüs' suçundan 20 yıla mahkum edilenÇetin Doğan’ın Balyoz semineri öncesinde Emniyet mensubu korumları reddettiğini açıklayanUslu, ordu içinde söz konusu cuntasının yakalanma tehlikesine karşı, ‘Harp oyunu deriz’şeklinde bir düşünce egzersizi yapıldığını da iddia etti.

Çetin Doğan’ın Taraf gazetesinde yer alan Balyoz darbe planına ait belgelerin henüz orjinallerini bile görmeden söz konusu belgelerin ‘sahte’ olduğunu nasıl bildiğini sordu. Ayrıca ordu içindeki bu derin yapılanmanın geçmiş yıllara kadar uzanan kolları olabileceğini iddia eden Uslu, ‘Bu oluşumun yakalanma ihtimalini de göz önünde bulundurarak bir güvenlik önlemi düşünüp yanlış verileri eski CD’lere kaydetme olasılığı çok güçlü bir olasılıktır.’ Şeklinde görüş bildirdi.

İşte Emre Uslu’nun Habere Dikkat .Com'da çıkan  o yazısı;

Balyoz davasının sanıkları ve avukatları daha konu medyaya yansır yansımaz çalışılmış bir stratejiyle davayı kamuoyuna malettiler. Taraf gazetesi Balyoz belgelerini yayınlarken, Haberturk TV’ye çıkan Çetin Doğan henüz daha belgelerin kendisini görmeden, gazetelerde yayımlanmış bilgilere bakarak şu ifadeyi kullanmıştı “Bu idddialar yalan, belgeler SAHTE.” “Balyoz belgeleri SAHTE” iddiası daha sonra Balyoz avukatlarının temel argümanı oldu. Şimdi soru şu: Henüz belgenin kendisini görmeden Çetin Doğan o belgelerin SAHTE olduğunu nereden biliyordu?

Bu konuda Alper Görmüş’ün yabana atılmayacak bir analizi var: Görmüş, ordu içindeki cuntanın yakalanma ihtimaline karşı, doğru bilgilerin arasına yanlış veriler de koyarak yakalanma durumunda “Belgeler sahte” argümanıyla paçayı kurtarmayı planlamış olabileceğini ifade ediyor. Nitekim Balyoz sanıklarından Bertan Nogaylaroğlumuhtemel bir yakalanma durumunda “Yakalanırsak Harp Oyunu deriz” şeklindeki bir düşünce egzersizi yapıldığı da basına yansımıştı. Yani, Balyoz cuntası YAKALANMA ihtimalini düşünmüştü.

Balyoz cuntasının yakalanma ihtimalini düşünmesi ve buna göre bir strateji geliştirmesi çok olağan. Çünkü Hilmi Özkök gibi bir Genelkurmay Başkanı cuntanın kendisine ve düşüncesine karşı. Dolayısıyla yakalanma ihtimalinde ‘Harp oyunu deriz’ demeleri de darbe belgelerinin içine yanlış veriler kaydetmeleri de olası.

Bazıları cuntanın yanlış veri kaydetme olasılığını şu argümanla reddediyor: ‘Balyoz planı 2003’de yapılmış ama CD’lerdeki verilerde 2007 ve 2009’da yer alan veriler mevcut. Öyleyse bunu dışarıdan bir çete hazırladı.’

Bu argümana karşı benim argümanım şu: Balyoz cuntası ordu içinde Baas tipi bir canlı netwrok ve canlı bir cunta. Dolayısıyla, 2011 yılındaki YAŞ istifalarına kadar bu cunta hep canlı kaldı. Nitekim Balyoz’dan ceza alan Dursun Çiçek’in 2009 yılında hazırlamış olduğu İrtica İle Mücadele Eylem Planı hem cuntanın canlı bir elemanının 2009 yılına kadar ordunun içinde barındığını, hem de boş durmadıklarını gösteriyor. Dolayısıyla canlı bir cuntanın eski verileri güncelleyip yakalanma ihtimalini de göz önünde bulundurarak bir güvenlik önlemi olarak yanlış verileri eski CD’lere kaydetme olasılığı çok güçlü bir olasılıktır.

Nitekim 1980 öncesinde hazırlanan Bayrak Harekat Planı konulu çalışmalara bakılıdığında da, - ki bu belgelerin orjinali mevcut- darbeden önce hazırlanmış bazı belgelerin İMZALANMAMIŞolduğunu görüyoruz. Yani demek ki; Cuntacılar önceden hazırladıkları belgeleri her ihtimale karşı imzalamıyorlar ama darbeye de hazırlıklar devam ediyor. Balyoz cuntası da benzer bir strateji izlemiş olduğundan belgeleri hem İMZALAMAMIŞ ve elektronik ortamda muhafaza ederek neler yapacaklarını çalışmışlar, hem de yakalanma ihtimaline karşı kendi önlemlerini almışlar.

Yakanlamma ihtimali deyince kamuoyunun bilmediği bir bilgiyi de sizlerle paylaşayım. 2003 yılında, yani Balyoz darbe planının bir senaryo olarak oynanma hazırlıklarının başladığı dönem dönemin 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan, çok ilginç bir karar alıyor. Kendisini koruyan eskortlar dahil Emniyet Korumalarını istemediğini Emniyet’e bildirip, onların geri çekilmesini istiyor. Bu bilgi Emniyet kayıtlarında mevcut. O dönem kendisini koruyan koruma polisleri de Çetin Doğan’ın isteğiyle geri çekiliyor. Doğan’dan sonra gelen komutan hemen polis korumalarını çağırıyor ve onlarla çalışmaya başlıyor.

İstanbulda 1. Ordu gibi çok önemli bir ordunun komutanı sizce neden, tam da Balyoz senaryosunun oynanacağı dönemde POLİS korumalarını reddeder? Sakın Cunta’nın yakalanmamak için gidip geldikleri yerler, görüştükleri kişiler belli olmasın diye olmasın? Zira Balyoz toplantısında da Emniyet’e güvenilmemesi gerektiği ve onların nasıl kontrol altına alınacağını konuşuyordu Çetin Doğan.

Ben Çetin Doğan’ın Balyoz toplantısı öncesinde polis korumalarını reddettmesini darbe delili saymıyorum elbette. Ama sanırım Çetin Doğan ve avukatlarının da kamuoyuna polis korumalarını reddetmesini ve Emniyet’ten başka koruma istememesinin gerekçesini anlatmak durumunda. Çetin Doğan’dan başka tüm komutanlar polis koruması isteyip onlarla çalışırken Doğan’ın hem de Balyoz davası öncesinde korumaları geri göndermesinin bir hikmeti olmalı.

Çetin Doğan ve Avukatları için ve Balyoz medyasına hodri meydan. Hadi çıkıp “Yok böyle bir şey” desinler? 

https://twitter.com/EmreUslu

Kaynak:Habere Dikkat:Com

  • Abone ol