Kabul etmek gerekir ki İngiltere ve İspanya gibi demokratik ülkelerin IRA ve ETA deneyimlerinin, Türkiye’nin Kürt ve PKK sorunlarının çözümü için başlattığı yeni süreçte gözönünde tutulmasında yarar var. Çünkü Türkiye, bu iki ülke gibi Avrupa Konseyi’nin (AK) demokratik ülkeler ailesi içinde yer alıyor. Aslında toplumda bu konuda bir mutabakat da var. Nitekim bu iki ülkeden birinin tamamladığı, diğerininse son aşamasına geldiği çözüm süreçleriyle ilgili haberler zaman, zaman medyamızda da yer buluyor.

Gel gör ki bu haberler ve özellikle daha henüz kendini fesih ve silahlarını teslim etmemiş olan ETA ile ilgili olanlar, bazen bilgisizlikten ama bazen de kasten doğru yansıtılmıyor. Haber yanlış olunca, sözkonusu haber üzerine yapılan değerlendirmeler de hâliyle yanlış oluyor.


ETA’nın silahlı mücadeleye döneceğine ilişkin yanlış bilgilendirme

Bu konudaki örneklerden sonuncusunu ETA’nın çarşamba günü Gara’nın sitesinden yayınladığı son bildirisiyle ilgili haber oluşturuyor. ETA’nın 20 Ekim 2011’de silahlı faaliyetlerine son verdiğine ilişkin açıklamasından sonraki süreçte kendisini fesih ve silahlarını teslim etmek için mahkûmlarının durumlarının iyileştirilmesi konusunda hükümetle görüşme talebini, terör suçluları için ceza indirimlerini ortadan kaldıran “Parot Doktrini”ni ve AİHM’in kararını güncelliği ölçüsünde bu köşede işliyorum. İspanya’yı ve bu konuları izleyenler için ETA’nın bugün kalkıp bir bildiri yayınlayarak silahlı mücadeleye dönme tehdidinde bulunma ihtimali olabilir mi?

Elbette hayır. Örgütün yeniden silaha sarılacak ne maddi gücü var, ne de partisi EH Bildu’nun özerk parlamentoda ikinci siyasi güç olduğu bir sırada iktidar partisi PNV ile birlikte bağımsızlık siyaseti olanağını elinin tersiyle itme niyeti. Ne var ki medyamız Anadolu Ajansı’nın her nasılsa “silah bırakma” ile “silahları teslim” sürecini karıştırdığı için Madrid’den yanlış geçtiği haberin doğruluğunu araştırma özenini dahi göstermeden yayınlamaktan geri kalmıyor. Aynı gün gazetelerin sitelerinde ve ertesi gün de görebildiğim kadarıyla büyük bir gazetenin yazılı baskısında geniş yer buluyor.

Aslında haber o kadar özensiz ki ETA’yı, “Bask bölgesinin bağımsızlığı için mücadele eden” bir örgüt olarak tanımlıyor. İspanya’da bu amaca varmak için mücadele veren yasal siyasi partiler sanki yokmuş, hiç olmamış, olması da suçmuş gibi. Ayrıca ETA’nın “kalıcı çözüm için çalışmayı sürdüreceğiz” sözünü atlıyor, sanki bu söz önem taşımıyormuş gibi. Hâl böyle olunca sanki ETA teröre dönüyor izlenimi yaratıyor. Oysa İspanyol gazetelerine sadece bir göz atmak bile AAmetninin doğruyu yansıtamadığını anlamak için yeterli olurdu.


Çözüm sürecine karşı argüman

Haber çek edilmediği için ortaya isteyerek ya da istemeyerek bir yanlış bilgilendirme çıkıyor. ETA’nın silahlı mücadeleye dönmesi, gözönünde tutulmasında yarar bulunduğu herkesçe kabul edilen İspanya’daki çözüm sürecinin tıkandığı ve bu örnekten hareketle silah bıraktırılamayacağı anlamına geliyor.

Bu yanlış haberin öncelikle Türkiye’de başlatılan çözüm sürecine karşı argüman oluşturduğuna kuşku yok. Haberi sitelerine koyan gazetelere gelen yorumlarda da zaten bu argümanın aynı amaçla kullanıldığı anlaşılıyor. AA ve haberini kullanan gazeteler düzeltme yapmazlarsa ki düşük bir olasılıkTaraf okumayanlar için, bu haber doğru kabul edilecek ve belki ilerdeki tartışmalarda birileri tarafından çözüm sürecine karşı bir kanıt olarak öne sürülecek.

Demokrasilerde her konunun olduğu gibi çözüm sürecinin de tartışılması doğal kuşkusuz. Ama butartışmada yabancı ülkelerde cereyan eden siyasi gelişmelerin yanlış aktarılması yakışık almıyor. Ayrıca çözüm süreci gibi hassas bir dönemde her şeyin dürüstçe tartışılmasına ters düşüyor. O bakımdan medyanın yayınlamadan önce haberlerinin doğruluğunu çek etmesi, yanlışlık olmuşsa da düzeltmesi mesleki etiğin gereği olsa gerek.


[email protected]

  • Abone ol