Tayyip Erdoğan şaşırtmıyor. Twitter’dan sonra YouTube’un da ruhuna Fatiha okunması Erdoğan’ın meşruiyet sorununu biraz daha derinleştirmiş oldu.

Sırtını demokrasi ve hukuka böylesine dönmüş bir Erdoğan, seçimden hangi oy oranıyla çıkarsa çıksın değişen bir şey olmayacak, meşruiyet sorunu büyüyecektir.

Sandık yoluyla kendi ‘çoğunluk despotluğu’nu kurmak ve yolsuzlukları unutturmak için yol alacak Erdoğan, 30 Mart sonrası Türkiye’yi daha beter istikrarsızlaştıracaktır.

          

Yazıyorlar:

- Pazar günü göreceksiniz!

Yazıyorlar:

- Pazar günü göreceksiniz gününüzü!          

Yazıyorlar:

- Seçimlerden sonra bu devletin gücünü göreceksiniz!

Erdoğan’ın tetikçileri böyle yazıyor.

Anlaşılan, devlet onların emrinde!

Büyük patron olarak kendini ‘kerim devlet’in yerine koymuş olan Tayyip Erdoğan devlet benim dediğine göre, ondan güç alan tetikçileri de güç şımarıklığı ya da zehirlenmesinin fena halde tadına varmış ve gözleri dönmüş durumdalar.

Tetikçi takımı hep görülmüştür.

Her iktidar döneminde el etek öperek, ‘iktidar nimetleri’nden nemalanarak sağa sola tehdit yağdıranlar hiç eksik olmamıştır basında, medyada.

Ama şunu itiraf edeyim.

Medyada, darbe dönemleri dahil bugünkü kadar güç şımarıklığı içinde iktidar külhanbeyliğine soyunmuş tetikçi takımına tanık olmadım.

“Göreceksiniz gününüzü, göreceksiniz devletin gücünü 30 Mart’tan sonra” diye yazıp çiziyorlar.

Demek bir bildikleri var.

Kendi güçlerinden pek emin bir havaları var.

Hepsi birer Erdoğan müsveddesi kesilmişler.

Güç sarhoşluğu içindeler çünkü.

İktidar’dan efsunlandıkları anlaşılıyor.

Geçelim.

Kendi işimize bakalım.

 

'Baykal kasedinin faili Erdoğan'

Taraf’ta Amberin Zaman, CHP Genel BaşkanıKemal Kılıçdaroğlu’na ‘Baykal kaseti’nde Erdoğan’ın rolünü soruyor.

Kılıçdaroğlu’nun yanıtı:

“O ses Başbakan’a ait. Görüntülerden, Sayın Baykal’dan ve bunların hemen yayınlanması gerektiğinden söz ediyor. Şimdi her şey açıklığa kavuşmuş oldu. Komployu düzenleyen Erdoğan. Artık bu saatten sonra Başbakanlık koltuğunda oturmaması lazım. Neden meydanlarda ‘Bunlar özel değil genel, genel!’ diye konuştuğu da belli oldu. Kendisi yaptığı için gayet iyi biliyor. Bunu bir şekilde pazarlaması, insanları suçlaması gerekiyor.”


Soruyor Amberin Zaman:

“Böyle bir şey bekliyor muydunuz?”

Kılıçdaroğlu:

“Bize ulaşan iddialar, bilgiler vardı. Çıkan sonuç bizim elimizdeki bulgularla yüzde 100 örtüşüyor. Çevresindeki insanların bir kısmı bu oyuna alet edildikleri için vicdan azabı çekiyor. Başbakan birbirinden bağımsız üç ayrı grup oluşturmuş bu (kaset) konuda. Çeken ekip ayrı, servisi yapan grup ayrı. Bir grup daha var.”

Amberin Zaman:

“Siyasi tarihimizde bunun örneği var mı?”

Kılıçdaroğlu:

“Siyasi hayatımızda örneği görülmemiş bir olaydır. Bırakın bizim tarihimizi, dünya tarihinde örneği yoktur. Watergate skandalı bile bu kadar derin değildi. Watergate bunun yanında masum kalır.”

Amberin Zaman:

“MHP yöneticileri de kasetlerle siyaset dışı kalmıştı.”

Kılıçdaroğlu:

“Evet, bence aynı tezgâh.”

Amberin Zaman:

“Başbakan hep Gülen Cemaati’ni sorumlu tutmuştu?”

Kılıçdaroğlu:

“Talimatı veren kendisi. Yapanlar kendisine en yakın adamlar. Kendi derin devletinin adamları. Onlar şu cemaat, bu cemaat. O hiç önemli değil. Önemli olan talimatı Erdoğan’ın vermiş olması. Bilerek ve isteyerek… Hangi internet sitesine konacağını dahi söylüyor. ”

Amberin Zaman:

“Failler neden yakalanmadı?”

Kılıçdaroğlu:

“Asıl fail, Başbakanlık koltuğunda oturan zat olduğu için yakalanmadı. Kaset çıktığında, ‘MİT’e talimat verdim ortaya çıkaracağız’ demişti. Bir süre sonra talimat gitmediğini açıkladık. Halka yalan söylüyor. Görüntü talimatını veren kendisi çünkü…”

Ne diyorsunuz?

Galiba sözün bittiği yerdeyiz.

Kılıçdaroğlu haklı.

Erdoğan’ın bir gün dahi o koltukta oturmaması lazım.

Amerika’da Başkan Nixon’u götüren Watergate Skandalı bunun yanında hiç sayılır.

 

Derin devlet değişmiyor

Peki ya dün internet ortamına düşenSuriye’yle ilgili ses kaydına ne demeli?

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Dışişleri ve Genelkurmay temsilcileri bir masanın etrafında konuşuyorlar.

Suriye’yle savaşa yönelik bazı senaryolar da havada uçuşuyor toplantı sırasında.

Gerçekten ürkütücü!

1950’ler geliyor aklıma.

Derin devlet’in Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evi bombalatıp İstanbul’da gayriüslimlere karşı 6-7 Eylül olaylarının ateşini fişeklemesi…

Yine ‘derin devlet’in Kıbrıs’ta cami bombalatması

Anlaşılan bu devlet kolay değişmiyor.

Değişmeyecek de.

Öyle gözüküyor.

 

Twitter'dan sonra YouTube da okka altında

Bu satırları yazarken haber geldi:

YouTube kapatıldı!

Bir başka deyişle:

Tayyip Erdoğan şaşırtmadı.

Twitter’dan sonra YouTube’un da okka altına gitmesi ya da ruhuna Fatiha okunması Erdoğan’ın meşruiyet sorununu biraz daha derinleştirmiş oldu.

Sırtını demokrasi ve hukukun üstünlüğüne böylesine dönmüş bir Tayyip Erdoğan, pazar günü seçim sandığından hangi oy oranıyla çıkarsa çıksın değişen bir şey olmayacak.

Evet, meşruiyet sorunu büyüyecektir.

Seçim sandığı yoluyla kendi ‘çoğunluk diktası’nı, ‘çoğunluk despotluğu’nu kurmak veyolsuzlukları unutturmak için yol alacak Tayyip Erdoğan, 30 Mart sonrası Türkiye’yi daha beter istikrarsızlaştıracaktır.

Hiç kuşkunuz olmasın.

 

Twitter: @HSNCML

  • Abone ol