Asya ve Avrupa’yı demiryoluyla birleştirecek, Boğaz sularının altında geçen Marmaray projesi, diğer ulaşım hatlarıyla bağlantı kurulmaması hâlinde havada kalır, işe yaramaz, milyar dolarlar çöpe atılır. Zaten, Marmaray tüp geçidini kullanacakların diğer toplu taşım araçlarını kullanabilmeleri için gerekli önlemler alınmış bunuyor. Diğer deyişle Marmaray, toplu taşımda çevre ile bağlantıyı kurarak anlamlı bir proje olarak karşımızda duruyor.

İşte bu noktada, Türkiye’nin Batılı müttefiklerinin, NATO hava savunma ağı ile uyumlu çalışmasının mümkün olmadığını dolayısıyla güvenlik sorunu yaratacağına ve işlevsiz kalacağına dikkat çektikleriÇin ile uzun menzilli ortak füze geliştirme projesi ile Marmaray gibi projeler arasında nasıl bir bağ kurulabilir, diye sormak mümkün.

Şöyle ki; NATO hava savunma ağı diğer üyeler gibi Türkiye’nin hava savunma ağı ile de uyumlu çalışıyor. Farz edelim, Türkiye’ye bir balistik füze saldırısı olasılığı bulunuyor, NATO komuta kontrol merkezi bu tehdidi ânında tesbit ederek Türkiye’ye bildiriyor ve gerekli caydırıcı önlemler hemen alınıyor. NATO sistemi ile uyumlu çalışmayacak Çin ile ortak üretilecek füzeler ise, Türkiye’ye yönelebilecek bir balistik füze tehdidini bertaraf edememe riski taşıyor, zira ittifak komuta merkezi tehdidi algılayamayacak ve Ankara’ya bildiremeyecek.

Nasıl ki Marmaray ile çevre ulaşım bağlantıları kurularak bu proje işlevsel kılınıyorsa Çin füzeleri de ittifak sistemi ile ancak uyumlu çalışmaları hâlinde hem Türkiye’nin caydırıcılığını sağlayacak hem de etkin bir füze sistemi olacak.

Nihayetinde NATO ile uyumlu çalışmayacak bir füze sisteminin Türkiye’nin güvenliğini ne ölçüde sağlayacağı, sorusuna da yanıt verilmesi gerekiyor.

Diğer yandan, Türkiye’nin, Amerikan ve Avrupalı rakiplerini eleyerek Çin ile ortak füze üretme kararına ittifaktan gelen tepkileri, “salt ulusal savunma sanayiinin millileşmesine Batı’nın itirazı,” diye okumak Türkiye’nin onlarca yıldır savunma sanayiinde izlediği bir hayli yanlış politikaların üstünün örtülmesi anlamına gelir. Bu hükümetin, çok yüksek askerî harcamalara rağmen ulusal savunma sanayiini ihmal etme pahasına silahların hazır alımını teşvik eden dolayısıyla ülke savunma sanayiinin dışa bağımlılığını körükleyen ülke içindeki silah lobilerinin etkinliğini kırmak için çok önemli adımlar attığını da söylemek gerekiyor.

Ne var ki, Çin füzesi, sonuçta üretilse bile NATO ile müşterek çalışamayacağı olasılığı Ankara’yı hüsrana uğratma ve ittifaktan yalnızlaştırma potansiyeli de taşıyor.


THY VE SORUNLAR

Geçen hafta THY’de basit bir organizasyon ile çözülebilecek kimi ciddi sorunları gündeme getirdiğim yazıma okuyuculardan katkı geliyor. Bir okuyucu, özetle şöyle diyor:

Londra’da, örneğin, Heathrow meydanında pasaport kontrolünden geçmem en fazla bir dakikamı alırken vatandaşı olduğum kendi ülkem Türkiye’de bunun 10’larca dakika sürmesi çok olağan bir durum maalesef (business class bile uçuyor olsam). Londra’da ‘iris control’ bölgesini kullanıyorum ve polis veya gümrük görevlisi görmeden retinamın tespit edilmesiyle otomatik kapılar açılıyor (süreç en fazla bir dakika) ve geçiş yapıyorum. Teknoloji bu kadar ilerlemişken, ve verimlilik en temel ekonomik unsur iken anlamsız bir şekilde sınır kapısında kuyruklarda beklemek çok üzücü geliyor, inşallah bu konuda bir gelişme olacaktır böylece hem kamu görevlilerinin hem de yolcuların vakti gereksiz yere harcanmaz.


[email protected]

  • Abone ol