AYDINLIK KÖYÜ, (Kahramankazan ilçesi)

Adalet Yürüyüşü'nün ikinci günü.
Yürüyoruz!
Sloganlar atılıyor:

- Ne istiyoruz?
- Adalet.
- Adalet nerede?
- Direnişte!
- Adaleti verecekler mi?
- Hayır alacağız!   

Kulağımın dibinde şarkı patlıyor:

Ey özgürlük...
Ey özgürlük...
Ey özgürlük...

Kemal Kılıçdaroğlu eğiliyor yanındaki danışmanına:
"Cem Karaca'nın Dadaloğlu'sunu da çalsınlar."
Yürüyoruz!
Kılıçdaroğlu'nun elinde de, benim elimde de yüksekte tuttuğumuz adalet pankartları...
Galiba, Mülkiye'den mezun olduğum 1965'den beri ilk kez bir siyasal eylemin içindeyim.
Yürüyoruz!

 Bir CHP milletvekili:

"18, 19 yaşındaydım. Başbakan Demirel'i protesto ederdik. O da bize, dalgasını geçerek, 'Yürüyün yürüyün, yollar yürümekle aşınmaz' derdi. 65 yaşına geldim, hala yürüyoruz."
Bir başka CHP milletvekilini dinliyorum:
"Hiçbir milletvekilinin dokunulmazlığı yok artık. Enis Berberoğlu'nun 25 yılı üzerinden hepimizi tehdit ediyorlar. ByLock'çu, FETÖ'cü, casus dediler mi, hapse atıverirler. Yolsuzluktu, ihale üç kağıtçılığıydı, savcı hâkim alımlarında keyfilikti, gel de denetle bu adamları Meclis'te bakalım. Elbette görevimizi yapacağız ama bu da Demokles'in Kılıcı gibi başımızın üzerinde sallanacak."
"Nasıl medyanın üstünde korku iklimi yaratıldıysa, şimdi de millet iradesi tutuklanıyor."
"Ama bu asıl HDP'ye karşı başlatıldı. HDP'nin eş genel başkanları, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ  ve  milletvekilleri hapse atıldı. 16 Nisan öncesi referandumda çalışacak insan bırakmadılar HDP'de... Belediye başkanları dahil hapse atmadıkları partili kalmadı."
"Bunda, dokunulmazlıklar konusunda bizim de, CHP'nin hatası da var ama..."

Yürüyoruz!
Çantasından renkli bir fotoğraf çıkarıyor. "Bak bu benim oğlum, 19 yaşında" diye anlatmaya başlıyor:
"19 yaşında ve Hava Harp Okulu öğrencisi. 11 aydır Silivri'de hapis yatıyor. Yalnız o değil, 263 Hava Harp Okulu öğrencisi... Ortada ne bir iddianame var, ne de mahkeme... Öyle yatıyorlar 11 aydır demir parmaklık arkasında..."
"Adalet bunun neresinde?.. Yaz Hasan abi, bunu da yaz!"
Kendisi emekli bir astsubay, "Ben de askerim" diyor yanımdan ayrılırken...
Yürüyoruz!
Bir CHP milletvekili:
"Yarın sıra hepimize gelecek. Enis'in 25 yılı bunun bir işareti...Papaz Martin'in dediği oluyor. HDP'lilere sahip çıkmalıyız! Onlar için de adalet istemeliyiz. Dokunulmazlıklar konusunda hata yaptık. Acaba MHP'liler ne der?.. Acaba HDP'liler ne der? Bundan kurtulmamız lazım."
Yürüyoruz!
Kılıçdaroğlu'yla yan yana, ikimizin de elinde adalet pankartları.
İlk gün hiç mola vermeden 22 kilometre yürümüşler. "Biraz abarttık galiba, yorucu oldu" diyor Kılıçdaroğlu.
Gayet dinç, tempolu yürüyor.
Arada bir uyarı geliyor, biraz yavaş diye...


 

Mürted Üssü'nün yakınlarında medyaya açıklama yapmak için kısa bir mola veriyor Kılıçdaroğlu. Bu yerde, Fethullahçılar'ın darbe planlaması yaptıklarının altını çizerek konuşuyor.
Mesajı Tayyip Erdoğan'a, Binali Yıldırım'a, Bekir Bozdağ'a:
"15 Temmuz'da halk nasıl sokağa çıktıysa, şehitler vererek darbeyle mücadele ettiyse, tankların üstüne çıktıysa, demokrasi dediyse... Biz de onlara nasıl destek çıktıysak... Bugün de biz demokrasi ve adalet diyerek sokağa çıktık, yürüyoruz. Siz ne hakla bu yürüyüşümüzün meşru olmadığını söyleyebilirsiniz ki?.."
Yürüyoruz!
Kılıçdaroğlu'nun yanında Cihangir İslam, onun yanında ben.
Cihangir İslam, İslamcı siyaset geleneğinden geliyor. Erdoğan'ın, Arınç'ın, Gül'ün değil, Erbakan Hoca'nın yanında saf tutmuş. Ayrıca Mazlum-Der'in kurucularından. 2000'lerin başında, başörtülü milletvekili olarak ilk kez Meclis'e girdiğinde ortalığı ayağa kaldıran Merve Kavakçı'yla bir dönem evliliği var.
Bir noktayı özellikle vurguluyor:
Bir hayır bloku oluşturmak! Ve bu blokta demokrasiyi bir ortak zemin olarak benimsemek. Önceliği ise 16 Nisan'ın yüzde 49'unu yüzde 51'in üzerine çıkarmak diye belirlemek...
Tabii bu yüzde 49 telaffuz edilirken, bunun gerçeğinin yüzde 50'nin üzerinde olduğu, 16 Nisan'da 'şike'nin de bir gerçek olduğu  belirtiliyor.
Bu arada, Cihangir İslam geçen hafta Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'yla Kemal Kılıçdaroğlubuluşmasının önemine dikkat çekiyor, bunun 1970'lerdeki CHP ile MSP arasındaki Ecevit-Erbakan koalisyonuna dönük çağrışımlar yaptırdığını söylüyor.
Yürüyoruz.
"Bu bir CHP gösterisi değildir!"
CHP'lilerin ağzından kulağıma arada bir çalınan bir cümle.
Özeti şu:
İster CHP'li ol, ister HDP'li ol, ister MHP'li ol, ister Saadet Partili ol, hangi görüş ve inançtan olursan ol, bir demokrasi şemsiyesialtında birlikte olalım, bir hayır bloku oluşturalım. Önce şu Tayyip Erdoğan'ı sandığa gömelim, demokrasiyi kurtaralım, adaleti sağlayalım, hukuk ve özgürlüğü getirelim memlekete...
Ve şu hep vurgulanıyor:
Adalet Yürüyüşü bir yerde 16 Nisan'ın devamıdır.
Ama bunun devamı nasıl getirilir?
Söylendiği gibi kolay değil.
Bütün dengeleri koruyarak yüzde 50'nin üzerine çıkmak, yani hem Erdoğan'ı yenmek, hem de demokrasi ve hukuku getirmek!
Bu konuda CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç'la sohbet ederken şöyle diyor:
"Hem dağdaki kurdu tok tutacaksın, hem de sürüdeki koyunun canını koruyacaksın! Tolstoy'un bir sözü sanıyorum."
Yürüyoruz!
Adalet, hukuk ve  özgürlük için yürüyoruz. Diktaya karşı yürüyoruz.
Bakıyorum, Kılıçdaroğlu son derece iyimser bir havada, mutlu bir yüz ifadesiyle yürüyor.
İki günde 42 kilometre...
Gonca Tokyol'la benden oluşan T24 ekibi ise şimdilik sadece 11 kilometre yürüdük.
Cumartesi günü bizi bu defa 22 kilometre bekliyor.
Yürüyoruz!
Yürürken, nerede sivil toplum kuruluşları, nerede sanatçılar, akademisyenler, gazeteciler sorusu sık sık kulağıma çalınıyor.

  • Abone ol