İlk kez halkın doğrudan oy kullanacağı cumhurbaşkanlığı seçimlerine bir ay kala, açıklanan adaylara baktığımızda bu dönem de bir muhafazakar cumhurbaşkanımız olacağı kesinleşti.

Bilindiği üzere üç adaylı bir yarış olacak. Dikkat ederseniz, “halkın doğrudan oy kullanacağı” dedim, seçeceği demedim.

Çünkü hepimiz biliyoruz ki, bir kez daha bu siyasetçiler bizimle oynuyorlar.

12 Eylül anayasasının yürürlükte olduğu, seçim ve siyasi partiler yasasının değişmediği bir siyasal iklimde yapılan ve en az 20 “lidervekilin” imzasıyla ancak aday olunabilen bir seçim sürecine girdik.

İktidar partisinin Erdoğan’ı aday göstereceğini sağır sultan bile duymuş, tüm hesaplar yarı başkanlık sistemine göre hazırlanmışken, halk muhalefetten ne bekler?

AK Parti adayının aksine muhafazakar olsa bile, biraz daha sosyal, biraz daha demokrat ve belki biraz daha liberal bir cumhurbaşkanı adayı.

Bırakın sosyal ya da demokrat aday arayışını, muhafazakar kimliğinin yanında milliyetçilik yanı ağır basan birini aday göstererek bir anlamda kendi sonlarını da hazırladılar.

10 Ağustos, Türkiye de bir dönüm noktası olacak.

Politik doğrultusunu yitirmiş bir CHP ve” barış karşıtı parti” algısından kurtulamayan bir MHP, cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki tercih ve tutumlarıyla bir kez daha yenilgiye mahkum ettiler kendilerini.

Toplum yeterince tanımasa da, yıpranmamış, uluslar arası görevler yapmış, akademik kariyeri olan bir insanı, halkın beklentilerinin aksine aday göstererek Sayın İhsanoğlu’na da kötülük yapılmış oldu.

Şu an çatı partilerin tabanında oluşan rahatsızlık İhsanoğlu’nun şahsıyla ilgili değil.

Bir önceki yazımda da anlatmaya çalıştığım gibi” onurluca kaybetmek yerine, onursuzca kazanmayı” tercih etmiş olmalarına tepki gösteriyor insanlar.

Madem muhafazakar bir cumhurbaşkanı istiyordunuz, madem yalnızca temsil görevi yapsın, yetkilerini kullanmasın istiyordunuz; geçmişte Abdullah Gül’ e niye bu kadar karşı çıktınız.

MHP tabanının oyunu almak adına milliyetçi hassasiyetleri olan birini tercih edecektiniz madem, her iki partinin genel başkanları ilk turda aday olsalar, ikinci turda da fazla oy alanı diğerleri destekleseler belki bu denli tepki gelmeyecekti.

Kaldı ki, bunun örneği de var. HDP açıktan kendi eş başkanlarını aday göstererek onurlu kaybetmeyi seçti ve bence en doğrusunu yaptı.

CHP ittifak arayışını milliyetçi kesimde değil de solda arasaydı, her ne kadar sonunda mahcup ifadelerle çözüm sürecine destek vereceklerini açıklasalar da, olumlu bu adımı daha ileri götürüp, sürece destek verenlerle ittifak yapmayı deneselerdi!

Barışa giden yolda bahane arayanlar, yan çizenler, yerim dar diyenler; eninde sonunda siyaset arenasından silinecekler.

Mehter takımı gibi iki ileri, bir geri adımlarla, kimi zaman ayak sürüyerek, kimi zaman siyasi hedefleri uğruna erteleyerek de olsa çözüm sürecini gündemde tutan, bu konuda siyasi irade gösteren iktidarın elinden bu kozunu almadan; muhalefetin ne cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, ne de bir yıl sonraki genel seçimlerde şansı olacağını sanmıyorum.

Yaklaşık kırk yıldır terör ve istikrarsızlık sonucu halkı mağdur olmuş, çocuklarını anlamsız kavgalarda yitirmiş, faili meçhullerle sarsılmış ve toplumsal dengeleri altüst olmuş bu ülkede artık kim barış istiyorsa, kim halkın yanında yer alıyor ve halkın beklentilerine uygun sosyal ve ekonomik politikalar üretiyorsa halk onların yanında yer alacaktır.

Delege ağalığına dayalı bir siyasi partiler sisteminde liderlere bağımlı vekillerin ülkeyi yönetmesini istemiyor halkımız.

Amasız, fakatsız, önyargısız, çözüm sürecine destek ve barış istiyor bu halk.

Bu gerçeği görmeyenler yine başında ama, fakat diye başlayan sözde gerekçeler uydurmaya başlayacaklar tahmin ediyorum.

Yeter artık, bu halkı daha fazla kandıramayacaksınız.

Bu halkın ödeyecek bedeli, kaybedecek canı kalmadı.

Bu ülkede anaların gözlerinde yaş kalmadı.

Anlayın artık, siyaset yaptığını sananlar.

Hangi siyasi parti, hangi iktidar olursa olsun ama barış olsun, huzur olsun, kardeşlik, dostluk olsun.

İnanın barış olmayan bir ülkede cumhurbaşkanının kim olduğunun da önemi yok.

O zaman görünen o ki, bir dönem daha muhafazakar kimliği olan bir cumhurbaşkanımız olacak

Hayırlı olsun.

  • Abone ol