Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlığa devlet denir. Birey varsa millet, millet varsa devlet vardır. Siz hiç bireyi olmayan devlet gördünüz mü? Devlet neden kurulur? Millet veya milletler neden bir araya gelip devlet oluştururlar? Burada can alıcı cevap; her bireyin hukukunun devlet eliyle korunmasıdır. Devletler vatandaşının rahat, huzurlu ve mutlu yaşaması için kurallar koyar, önlemler alır. Asıl korunması gereken her zaman bireydir, birey olmak zorundadır.

            Milli Şef’in tek parti döneminin ürünü devletçi yaklaşım bireyi sürekli mağdur etmiş, bireyi koruması gereken devlet, her nedense kendisini korur hale gelmiştir. Farklılıklarda zenginlik aramak yerine tek tip insan yetiştirmeye çalışmış, hakkını arayanların ense kökünde devletin muazzam tokadı patlamıştır. Hatta yeri gelmiş o devasa cüssesiyle devletimiz, karşısındaki ufacık vatandaşını karınca gibi ezmekten çekinmemiştir. Yeri gelmiş, milletin seçtiği devlet adamları, atanmış birkaç adam tarafından idam edilmiş, yeri gelmiş milyonlarca kişinin oy verdiği partiler kapatılmış veya kapatılma davaları açılmış, yeri gelmiş milletin çocukları okullardan kovulmuş, yeri gelmiş meslekten ihraç edilmiş…

            Nitelikli devlet olmanın yolu; nitelikli milletten, nitelikli millet olmanın yolu; nitelikli bireyden, nitelikli birey olmanın yolu; özgür birey olmaktan geçer. Eğer birey özgür değilse, orada nitelik olmaz. Yaptırılan her zorlama iş, bireyin niteliğine atılan bir kurşundur aslında…

            Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye verdiği nasihatten bihaber insanları yönetici yaparsanız eğer, astığım astık, kestiğim kestik insanlar çıkar karşımıza. Şeyh Edebali Osman Gazi’ye nasihat verirken “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın!” der. Zulüm eden devletin yaşayamayacağını, asıl unsurun insan olduğunu hatırlatır.

            Milli Şef’in tek parti dönemi kafa yapısındaki yöneticileri anlamak mümkün belki ama AK Parti iktidarında atanan bazı yöneticileri ben anlamakta zorluk çekiyorum. Devleti yaşatmak için insanı hiçe sayan devletçi kafa yapısı, tek parti döneminin fosilleşmiş kalıntıları, bugün de maalesef hayat bulmakta.

            Hz. Ebubekir(r.a.) halife olduğunda sahabeye sorar: “Eğer doğru yoldan ayrılırsam ne yaparsınız?”. Hz. Ömer (r.a.) kılıcını çeker ve şöyle der: “Seni bununla düzeltiriz ya Ebubekir”. Hz. Ebubekir(r.a.) ellerini semaya açar ve hamd eder Allah(c.c.)’a, böyle bir topluluğa lider olduğu için. Şimdi ise yöneticilerimiz eleştirilmekten bile son derece rahatsızlar. Tabi, her şeyin en iyisini kendileri bildikleri için, eleştirilmek ne hadlerine…

            Böyle yöneticilerimize Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye nasihatini okumalarını tavsiye ederim: “Ey oğul, artık Bey’sin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize, gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik bize, hoş görmek sana. Anlaşmazlıklar bize, adalet sana. Haksızlık bize, bağışlamak sana… Şunu da unutma; İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın…”

            Selam ve dua ile…

  • Abone ol