Son iki yıldan beri gündemde tutmaya çalıştığım Ayasofya’nın yeniden camiye çevrilmesi konusu bir milletvekilinin kanun teklifi vermesi üzerine alevleniverdi. Hangi gerekçeyle olursa olsun ‘Ayasofya davası’nın gündemde tutulmasında fayda var.

30 yıl süren başörtüsü tartışmasında olduğu gibi varsın herkes eteğindeki taşları döksün, sonunda kimin iddiasının ve delillerinin güçlü olduğunu kamuoyu elbette değerlendirecektir.

Ancak bazı köşe yazarları artık insanın içini bayıltıyor. Hiç mi okumuyor, yeni tezler bulamıyorsunuz Allah aşkına diyesi geliyor insanın. Hele bir tez var ki, tam evlere şenlik: Neymiş, İstanbul’da yeterince cami mi yokmuş ibadet etmek için? Bu kadar cami varken ve birbiri ardınca yapılırken niye ille Ayasofya diye tutturuyorsunuz?

Bunlara verilecek cevap çok da kalemimin ‘köle’ olmadığını bildiğim için onun da hukukunu korumak adına şunu söylemekle yetineceğim: Zaten camiyle filan işiniz olmaz da, bu kafayla halkın kendi parasıyla yaptırdığı camileri yıktırmadığınıza şükretmemiz gerekiyor sanırım. Lutfedin de onlar bari ayakta kalsın dememizi bekliyorsunuz zahir.

  • Abone ol