Eylül gölgesi düşmüş güneşe

Ağlamak bir şey değil

Hançer sokuyorlar adamın sırtına

 

İslamcılar (Müslümanlar demiyorum) handiyse cami kapısına gönderir olmasalardı, başıma bu kaza gelmeyecekti!

Muhterem babası Çetin Altan’ın, Mehmet Akif’in damadının sefil gününde imdadına yetişmesi gibi oğul Altan da, altı yıl önce beni Taraf ekibine katmasaydı, bu kaza başıma gelmeyecekti!

Eğer kendisine; “maddi manevi dibe vurdum, sana çay getireyim şurada” demeseydim, O da bir estağfurullah çektikten sonra, adı olsun için bana redaktörlük vermeseydi, bu kaza başıma gelmeyecekti!

Taraf’ta iki buçuk yıl çalışıp; “yeter yük oldum” diyerek ayrılmasaydım, bu kaza başıma gelmeyecekti!

Geçen yıl şu İstanbul’un berbat semtlerinde ne işim var deyip, göç kararı almasaydım, bu kaza başıma gelmeyecekti!

Konya’da ev bulup parasını vermeseydim, kamyon tutmasaydım, eşyamı toplamasaydım, cuma günü ev sahibine pazartesi yeni kiracın gelebilir demeseydim, cumartesi ev sahibi caymasaydı, panikleyerek, Küçükkuyu yazlıkçısı arkadaşımı arayıp kiralık ev istemeseydim, onun da “var, gel abi” demeseydi, bu kaza başıma gelmeyecekti!

Belde dışında ev bulmasaydım, ekmek, gazete vs. gibi şeyler için dandik bir motosiklet almasaydım, bu kaza başıma gelmeyecekti!

Misafir ettiğimiz çocuklar laptopumu kırmasaydı, servise göndermeseydim, bir ay içinde laptopum tamirden dönseydi, bu kaza başıma gelmeyecekti!

Taraf’ta köşe yazarı olmasaydım, yazı yetiştirmek için internet kafelere gitmek zorunda kalmasaydım, bu kaza başıma gelmeyecekti!

Cuma değil de mesela pazartesi yazıyor olsaydım, bu kaza başıma gelmeyecekti!

Çünkü, yazı yazdıktan sonra dönerken, hemen beş dakika sonra o otomobil oradan geçmeyecek, yolumu kesmeyecekti!

***

Hepsi hakikattir ama, inanmalı, bütün bu sayılanları suçlamalı mıyım?

Sizler şans mı veya tesadüf mü diyorsunuz!

Ne hayırlı bir kaderim varmış; bir şeylerin ancak Tanrı’nın dilemesiyle olduğuna, o kadar başıboş olmadığımıza, şerrin (zorun) içinde, hayır (güzellik) bulunduğuna yeniden iman etmeyecektim.

Beni ağlatansa; “öldüğümde tabutumdan tutan olur mu acaba?” diye çok kez düşündüğüm şeyin bir provasına tanık olmam. Evet belki, yine kalabalık değil ama, demek öldüğümde seçkin, ne kadar sevenimin cenazeme katılacağına tanık olmam.

Mümin için her şeyde bir hayır var. Arayan, geçmiş olsun diyen, diyemeyen bütün sevenlerimin genç, yaşlı ellerinden gözlerinden öpüyorum.

Murat Kapkıner

28-29 Ağustos 2012

Küçükkuyu- Çanakkale

[email protected]

  • Abone ol