Türkiye'de demokrasi konusunda devlete her eleştiri, devlet muhafızlarına küfür gibi geliyor.

Muhafızlar istiyor ki, hep "Ak Parti ülkeyi mahvetti, devlet kasasını tam takır etti, her şeyi bitirdi, daha kötüsü olmaz!" densin.

Muhafızları bunlar da kesmiyor, "Erdoğan zorda, yakında kaçacak delik arayacak" gibi sözler de söylensin ve sözler jilet gibi kessin istiyor.

Yani Ak Parti'yi yönetemez duruma getirip iktidardan kovmak istiyorlar.

Tamam, isteyebilirler kabul de kendisi mi özne olsun, ikidar olsa ne yapacak, mesela tüm dillere anadilde eğitimi teslim edecek mi gibi somut, ilkesel şeyler söylemiyor.

"Bal demekle ağız tatlanmıyor."

18 yılda gelinen durum 2002 öncesinde yaşananları aratır halde, bunu herkes görüyor ama bugünden kurtulmanın 2002 öncesine dönmek olmadığını da kesinlikle bilmek gerekiyor.

Ak Parti ile muhafızlar/CHP arasında nitel bir fark yok, devlet bir araç onlar da onun.

O aracta hepsi aynı şarkıyı söylüyor.

O kadar çok ki misal, birine dokun, bin örnek peşinden geliyor.

Mesela şu güncel bağışa mana ve hukuki yönden kim ne diyor?

Bir ara eskiden kalma birkaç gram barutu kalan eskimiş solcunun etkisi varken CHP, Ak Parti de kurban derileri toplama tartışmalarında doğrumsu yaklaşımlar sergiledi, haklar, lütuf, sadaka vb dendi, ama şimdi ikisi de o durdukları eksik doğru yerde bile durmuyor.

Damardan devletçiler, ama devlet ve hakim kültür baskın geldi diye solumsu bastonlarla birlikte sadaka kültürünün kuyruğuna giriyor.

Tutarsızlık boy verdi, hakkı ve dayanışmayı bahşetmeye, sadakaya dönüştürmemek, ayırmak, geleceği titiz ve temiz kurmak gerekiyor.

Ak Parti kendi kültür araçlarını mülküymüş gibi hukuksuzca kullandırtmıyor, ama temel konu bu değil, modern hak hukuk yolu popülizm de kullanılarak el birliğiyle kaldırılıyor, bu görülmüyor.

Ve bağıra çağıra gelen son devlet aryası devlet detoneleriyle özel af infaz düzenlemesi adı altında yasalaştı.

Ak Parti bu özel menüyü torbadan çıkarıyor, suçdaşlığa teşvik vefası ve olma ihtimallileri konvoylarla dışarı salıyor.

Çünkü devlet Suriye, Libya ve sınır ötesinde Ortadoğu ve Türkiye'de kasalara "gömü" aramalarını büyük demokrasi dinamiği Kürdlere vura vura sürdürüyorken olası hükümet etme arızalarında sokakların geleceğine müttefikliğin mini bir şartı da teğelleniyor, uzaktan "kör gözüm parmağına" bir hazırlık gibi görünüyor.

CHP bunu görmezden geliyor.

Çünkü tek adam rejiminin güçlenmesi adına yapılıyor ve CHP beyni, bu rejimin denenmesine demokrasi penceresinden karşı çıkmıyor.

CHP sadece o yetkiler demokrasi görüntülü ya da görüntüsüz kendinde olsun veya o malum kodlara aykırı olmasın istiyor.

Yakın tarihte cumhurbaşkanı seçiminde insan hakları ihlalcisi, yüz kızartıcı suçu var diye gerekçeler olur da karısı türbanlı Atatürk'ün makamına yakışmaz diye uyduruk 367 oyu dayatanın da onlar olduğu hatırlanıyor.

Ak Parti'den torba yasası CHP'den bürokrasi dayatması, soslarından başka yok birbirlerinden farkı, ticaret, sanayici, ikisi de sermayenin, egemen sınıfın birer organı.

Bu özel af da öyle, bu bir devlet kararı.

Karar buyken özel affı Çakıcı'nın avukatı MHP'li hazırladı, Altan, Demirtaş, Kavala, Bayuncuk, Barış, düşünenler içerde, suçlular dışarda, AYM, 51 muhalif vb teknik herolog mülahaza ve müzmin nakaratlar boşuna terennüm ediliyor.

Nakaratlar bir anlamda hedefi, yapılacakları oyalama, iktidarın istediği yerde durma anlamına geliyor ve iktidarın yapacaklarına adeta zaman kazandırıyor.

CHP ve omuzdaşları devletin Ortadoğu'da hegemonyacı zincirin önemli bir halkası olma savaşına verdiği olumlu oy gibi belki muhalefeti burada oyalamak istiyor, ama halk muhalefeti buna neden çanak çömlek oluyor, anlaşılmıyor.

İş, aş, onurlu yaşam ivedi çözüm bekliyor.

Demokrasi isteyen hiç kimsenin halkı, devlet aygıtlarının eteğine, kucağına ve kuyruğuna davet etmemesi gerekiyor.

Kim demokratsa, haydi hep beraber ortaklaşılan ilkelerde demokrasi için demokrasi ittifakına!.

  • Abone ol