Dışişleri Bakanı Davutoğlu, eline kan bulaşanla görüşülemeyeceğini iddia ederek hem Türk dış politikasının hareket alanını daraltıyor, hem tüm çatışma çözümü deneyimlerinden habersiz bir siyasetçi profili çiziyor.

Adeta Suriye'de çözüm ve uzlaşma sürecinin yeniden başlamış olmasından rahatsızlığını hissettiren yaklaşımları ile Ahmet Davutoğlu, büyük siyasal risk içeren tavırlar sergileme yetkisini kendinde görüyor. Oysa ülkelerin kaderi ve geleceği, kişisel tercihlere bu denli terk edilemez. Bu tavır, devletin ortak iradesini ve özellikle siyasi iradenin yaklaşımını yansıtıyor olsa bile toplumsal karşılığı yoktur.

Hukuk devletleri kan davası mantığı ile yönetilemez. Çatışan taraflardan daha önde pozisyon alarak hem çatışmanın tarafı olmak hem de uzun erimde ortaya çıkabilecek yeni gelişmelere peşinen karşı pozisyon almak akılcı olmadığı gibi vicdani de değildir.

Bir kişinin daha ölmesini istemiyorsanız bir an önce görüşme trafiğinin gelişmesini savunursunuz. Savaş suçlarının , insanlığa karşı işlenmiş suçların yargılanmasını savunurken bile çatışmalı ortamın sonlanmasından yana olmalısınız. Ne pahasına olursa olsun kendinizi sadece Esad'ın devrilmesine ve tasfiyeye kodlarsanız bunun bedelini masum insanlar da ödemeye devam eder.

Savaşları bitirmenin yolu, eline kan bulaşanların görüşmesi ve çözüme  ikna edilmesinden geçer. Nefsinize ağır da gelse insanlık tarihinin ortaya çıkarttığı gerçek budur. Bunun aksini savunmak başkasının hayatı üzerinden siyasi hamaset yapmaktır.

İlkeli olmak adına savunulan bu yaklaşım kendi içinde ciddi tutarsızlıkları da barındırmaktadır. Dünya devletlerinin hangisinin yöneticisinin  eline kan bulaşmamıştır. Kimin sicili tertemizdir. Afganistan, Libya ve Irak'da hala kan akıyor olmasının suç ortakları kimlerdir.

Suriye'de de, dünyanın çatışma yaşanan tüm coğrafyalarında da, barış herkes için en hayırlı olan seçenektir. Çıkarı savaşta olanlar kendi küçük hesapları uğruna masum insanların katline ortak olurlar.

Türkiye iç politikasında barışı egemen kılmakta kararlı ise dış politikasını da buna uygun planlamak zorundadır. Dışarıda bu denli rahat biçimde görüşme süreçlerine karşı durursanız, bu ateşin sizi de yakmasına kendi ellerinizle ortam oluşturursunuz.

Türkiye'de siyaset, sorun çözme becerisi gösteremediği gibi, gün geçtikçe  toplumu tehdit eden  niteliği ile öne çıkmaktadır.

  • Abone ol