Başbakan Erdoğan’ın twitter ile ilgili son mesajı geldiğimiz noktayı ortaya koyması açısından dikkat çekicidir.Yine Kılıçdaroğlu’nun kendisini selamlayan milliyetçi kitleye “kurt” işareti ile karşılık vermesi önemli ve sembolik bir yansıma içermektedir.

İnsan davranışlarının kontrol dışı ve anlık izdüşümleri gerçek bilinç altını yansıtır.

Bir tarafta sosyal medyayı kökü kazınacak bir olgu biçiminde algılayan iktidar, diğer yanda sağcı adayların oylarını da transfer edebilmek için ne yapacağını şaşırmış bir muhalefet.

Aslında bu iki basit davranış, Türkiye siyasetinin içine sürüklendiği tabloyu ifade etmeye yetiyor.

Twitter’a kızıp kökünü kazımaya yeltenen bir anlayışla demokratikleşmeyi yönetmenin imkansızlığı ortada iken  barış sürecine dair beklenti içinde olmanın bir anlamı kalır mı ?

Peki, Erdoğan gitsin de kim gelirse gelsin diyenler kurt işareti ile seçmeni selamlayan bir sosyal demokrat siyaset tarzı ile alternatif barış çalışması yapılabilir mi ?

30 Mart barış ve demokratikleşmenin  referandumu olacaksa üçüncü bir siyasi iradenin sandıktan çıkmasından başka   çıkar yol yoktur.

Eğer hala iktidar yada ana muhalefete dair beklentisi olan varsa  söylenecek tek şey görünür güçlü bir alternatifin acilen hissettirilmesi ihtiyacıdır.

Hem ülke genelinde HDP’nin oylarının artması, hem model oluşturacak yerel yönetim imkanının elde edilmesi tarihi fırsatlar sunacaktır.

Otuz kırk yılın toplumsal mücadelesini siyasal kazanımla taçlandırmanın dönüm noktasındayız.

Kendi kabuğuna çekilip tartışma ile vakit tüketenler sokaktaki umut ve heyecanı hissetmeseler de halk 30 Mart’da ciddi bir inisiyatif geliştirebilir.

Bugüne kadar ulaşılıp ikna edilememiş toplumsal kesimleri suçlamadan onları hiç olmazsa emanet oy vermeye davet etmek, özellikle kararsız seçmeni etkilemek için zorunludur. Kaba propaganda dili bu kitlede olumlu değil  olumsuz etki oluşturur.

Son haftayı bu dikkat içinde geçirmek seçimin kaderini belirleyecektir.

 

  • Abone ol