DEMEK bu da komplo, ha…

Demek bunun da altında bit yeniği var, ha…

Demek “Fransız derin devleti” (!) İslamofobyayı körüklemek için Paris katliamını bizzat düzenledi, ha…

Yuh!

***

YUH ama iki gündür bizim dinbaz medya ve onun kalemşorları böyle buyuruyor.

En insaflısı bile bin bir dereden su getiriyor ve işin içinde “manidarlık” (!) keşfediyor.

Nasıl ki 11 Eylül saldırısının “ABD derin devleti” (!) tarafından kızağa konulduğunu uydurmuşlardı; hatta nasıl ki Pentagon’a uçak çakılmadığına dair hezeyanlar dahi yumurtlamışlardı, aynı temcit pilavını şimdi de Charlie Hebdo cinayetleri için ısıtıyorlar.

Zaten bazıları da açık açık “oh olsun” diye el ovuşturmaktan çekinmiyor.

El insaf! Bırakın akıl, mantık, rasyonalite gibi nesnel dürtüleri, bunlarda bir dirhem vicdan, ahlâk, merhamet bile kalmamış ki, tekrar yuh!

***

İSLAMIN vahim, çok vahim, muazzam vahim, sonsuz vahim bir sorunu var!

Moderniteye uyumsuzluktan ve bilhassa da onun karşısındaki yenilgiden kaynaklanan bu sorun ruhbilimde “früstrasyon” denen türden bir araz olarak tezahür ediyor.

Klinik yansıması ise kademe kademe hoşgörüsüzlük, tahammülsüzlük, dayatmacılık, nefret ve nihayet nihilist bir vahşet olarak karşımıza çıkıyor.

Diğer hiçbir din ne kendi içinde, ne de başkalarıyla İslam’ın olduğu ölçüde kavgalı…

Zaten diğer hiçbir iman sistematiği de şiddetle onun oranında özdeşleşmiyor.

Dolayısıyla diğer hiçbir inanç mensubu “ötekine” Müslümanlar kadar korku salmıyor.

Yani eğer, illâ Batı’yla sınırlı kalmayan ve aslında Çin’den Maçin’e uzanan bir İslamafobyadan söz edilecekse Müslümanların her şeyden önce aynaya bakmaları gerekiyor.

***

ÜSTELİK yukarıdaki travma sırf fiilen Muhammedî coğrafyada yaşayanları değil, kültürel köken itibariyle o coğrafyaya uzanan insanların da ciddi bir bölümünü kapsıyor.

Batı’da oturan, hatta orada doğmuş olan göçmenleri bunun en başına koyuyorum.

Nitekim gerek Paris katliamını gerçekleştiren canilerin Mağribi aidiyet taşıması; gerek El Kaide’nin, IŞİD’in, Boko Haram’ın Avrupa varoşlarından militan devşirmesi; gerekse de ta yirmi sene önce yazdığım gibi, o vakit Brüksel’de ikamet eden öz be öz kızımın sokakta taciz edilmemek için hicap örtünmek zorunda kalması, Müslüman muhacirlerin yine diğer hiçbir din mensubuyla karşılaştırılmayacak ölçüde uyumsuz; uyumsuz kaldıkları ölçüde de, dağdan gelmiş bağdakini kovar misali saldırgan, küstah ve hoyrat olduklarını gözler önüne seriyor.

İslamafobya öyle dinbazların uydurduğu gibi gökten zembille inmiyor.

Sıradan Batılı”nın gündelik hayatta an be an yaşadığı şeylerden kaynaklanıyor.

***

BUNLARI söyledim ya, biliyorum ki şimdi de Charlie Hebdo katliamı için komplo teorisi uyduran veya “mehel olsun” diye açık- gizli sevinen aynı dinbaz taife yine yok “oryantalist”, yok “dejenere”, yok “satılmış” diye küfrü ve bedduayı basacaktır.

Vız gelir tırıs geçer…

Çünkü gerçekler inatçıdır! Çünkü kendi kendini kandırmak biçareliğin ta kendisidir!

Fakat tabii ki yukarıdaki vahim, çok vahim, sonsuz vahim durum vicdanlı ve ahlaklı mütedeyyinlerin ısrarla ve tekrarla vurguladığı gibi “gerçek İslam” değildir.

Ama sözkonusu İslam’ın da bir “gerçeğidir”!

Hatta bugün için en önemli, en hayati ve en “gerçek” gerçeğidir ki, ya hu!

[email protected]

  • Abone ol