Karmaşık bir süreç içindeyiz. Önce bazı noktaları açıklığa çıkarmak lazım.

Gezi eylemleri kendiliğinden başladı. Ama her "kendiliğinden" eylemde olduğu gibi, Gezi için de onu hazırlayan bir öncesi var.

Gezi eylemleri, Gezi'deki ağaçların kesilmesine ve burada yapılmak istenen AVM'ye karşı başladı ama asıl olarak polis şiddetine karşı sürdü. Polis şiddeti ilk kez Gezi'de ortaya çıkmadı. Türkiye toplumu, her türden muhalif polis şiddeti ile defalarca acı bir biçimde karşılaştı. Gezi'de aniden büyük kalabalıkların polise karşı sokağa çıkmasının nedeni, bu sürekli aşırı polis şiddetidir.

Gezi eylemleri sonuç olarak özgürlük isteğine sahip çıktı, eylemlerin karakterini özgürlük isteği belirledi.

Gezi eylemlerine her türden ulusalcı katıldı. "Hükümet istifa" ve "Tayyip istifa" sloganları atıldı. Bazıları seçilmiş bir hükümetin istifasını istemenin anti-demokratik olduğunu iddia ettiler ama bu ciddi bir çarpıtmadır.

Seçilmiş bir hükümetin istifası tabii ki istenebilir, bir hükümet seçildikten sonra önemli ölçüde desteğini kaybedebilir ve sokağa çıkanlar onun istifasını isteyebilir. Demokrasi sadece 4-5 yılda bir sandık başına gidip oy vermek değil. 2 seçim arasında da seçmenler taleplerini şu ya da bu biçimde dile getirebilirler, getirebilmelidirler ve bu demokrasinin olmazsa olmaz şartıdır.

Bu nedenlerle, Gezi eylemleri bütünüyle demokratik eylemlerdir. Gezi eylemlerinde demokratik olmayan, eylemcilere karşı kullanılan aşırı şiddettir. Sonuçta o kadar insanın ölmesi, binlerce yaralı, çok sayıda ağır yaralı, bu aşırı şiddetin boyutlarını göstermektedir.

Mısır'da Mursi hükümeti, Türkiye'deki AKP gibi oyların yarısını almış bir hükümettir. Ne var ki, bu hükümete karşı tarihin en büyük kitle gösterilerinden birisi gerçekleşti ve gösterilere katılanlar Mursi'nin ve hükümetin çekilmesini istediler.

Bu gösteriler meşrudur, demokratiktir. Gösterileri bahane ederek General Sisi'ni gerçekleştirdiği darbe ise elbette ki meşru değildir, olduğu kadarı ile demokrasinin ortadan kaldırılmasıdır.

Nitekim darbeye karşı çıkan Mursi taraftarlarına, darbe karşıtlarının eylemlerime karşı uygulanan şiddet, insanlık dışıdır ve gayrı meşrudur. Mısır'da bugün olabildiği kadarıyla demokrasi, bütünüyle ayaklar altındadır.

Özgürlüklerden, demokrasiden, halktan yana olanlar bugün Mısır'daki darbeye karşı çıkmak ve bunu açık açık yapmak durumundadır.

Gezi eylemlerine katılanlarla Mısır'da darbeye karşı çıkanlar aynı hedeflere, eğilimlere sahiptir. Özgürlük istiyorlar.

Türkiye'de Gezi eylemlerini darbe girişiminin zeminini oluşturmak olarak görenler, Mısır'da darbe öncesi büyük yığınsal eylemlere katılanları da aynı şekilde eleştirmektedir. Bu doğru değil. Mısır halkı Mübarek'e karşı olduğu kadar Mursi'ye de karşı çıkabilir ve şimdi Mursi'nin gitmesini isteyen çoğunluk darbeye de karşı çıkmaktadır. Bu tutum sahipleri, darbeyi devirdikten sonra da Mursi'nin geri gelmesini de istememektedir. Ne var ki bu, darbecilerin devrilmesinden sonraki ikinci bir mücadele sürecinin sonucunda açıklık kazanacak bir taleptir.

Türkiye'de Gezi'ye karşı çıkanlar, Mısır darbesine karşı çıkarken doğru bir iş yapıyorlar ama bir doğru bir yanlışı götürmüyor. Mısır'da doğru tutum, Gezi'ye, Gezi'deki özgürlük isteğine sahip çıkmanın karşısına geçmeyi haklı göstermiyor. Aynı şekilde Gezi'de doğru tutum almak, Gezi eylemlerine katılmak ama Mısır darbesine karşı sessiz kalmak da aynı sonuca sahip. Gezi'de doğru yapmak, bu son derece kanlı darbeye karşı sessiz kalma durumunun üstünü kapatamaz.

Doğru olan tutum Gezi'de özgürlük bayrağını yükseltmekti, şimdi de Mısır'da darbeye karşı çıkmaktır.

Gezi eylemlerine katılanların çoğunluğu için bu doğru olan tutumdur. Belki henüz eylemleri ile bunu gösteremiyorlar ama doğru devrimci tutum, bu çizginin öne çıkmasını sağlamaktır.

  • Abone ol