İnsan için“kendini koruma güdüsüyle hareket eden makinalardır” diyecek kadar materyalist olan Levithan’ın Thomas Hobbes’i, “insan ırkının doğal durumu herkesin birbiriyle savaş halinde olduğu durumdur” demiş bundan yaklaşık 450 yıl önce.

İnsanoğlunun sürekli bir mücadele içinde olmasına eyvallah deriz de “herkesin birbiriyle savaş hali” tespiti çok su götürür İngiliz filozof Hobbes’ın. Ancak Thomas Hobbes’ın hakkını teslim ederek, 90 yıllık geçmişi olan cumhuriyetimizdeki en kesintisiz uygulama “savaş hali” olduğunu söyleyebiliriz. Devlet milletle, millet milletle, işçi-öğrenci ötekisiyle… “savaş hali” yaşadı bu 90 yılda. Bugün de “savaş hali” farklı boyutta farklı unsurlar eliyle sürdürülmekte.

Son bir aydır paralel devletle oturup paralel devletle kalkar olduk. Gerçi birden fazla devlete alışkındık, ancak paraleline hazır değildik.

Türkiye derin devletini tanıyor biliyorduk.

Her zaman derin devlet olarak adlandırmasak da devletimizin içinde karanlık bir odağın farkındaydık. Bazen cunta, kontrgerilla, bazen 6. Filo,  Gladyo, derin devlet ve en son Ergenekon demiştik bu yapıya.

17 Aralık 2013’te “yolsuzluk operasyonu” olarak isimlendirilen kalkışma bize yeni bir devlet! hediye etti. Adını anında ezberlediğimiz, bizim içimizden birilerinin kurmuş oldukları bu devletin ne haltlara imza attığını çok geçmeden öğrendik.

Paralel devlet başbakan Erdoğan’la mücadelesini istediği seviyeye getiremeyince, kendilerini besleyip piyasaya süren patronlarından yeni plana geçmeleri talimatı aldılar. Bu planın adı: “Çamur Paslaşması”ydı.

Çamur Paslaşmasında hiçbir külfet yok, yapılacak tek şey iddia etmek.

Evet, yanlış okumadınız,

Sadece iddia edeceksiniz, hatta iddianızı basın yoluyla Batılı Haçlı patronlara duyurduktan on saniye sonra geri de alabilirsiniz. Yeter ki kayıtlara geçsin o iddia…

Yılın ilk saatlerinde özellikle İngilizce yazılan “İHH bir TIR dolusu silahı El Kaide’ye gönderiyor, savcılık TIR’ı durduruyorsa da MİT aranmasına izin vermiyor” haberi bu amaca hizmet eden “iddia” haberdi. Tıpkı sayın başbakan için “jhadist Erdoğan” diyerek Batı’da istenilen algıyı oluşturduktan sonra “savcılar El Kaide’ye operasyon düzenleyecek, ama başbakan Erdoğan izin vermiyor engelliyor” alçaklığı gibi. Unutmayın, bu iki çamur haber sadece, Batılı patronları haberin çıktısını alıp dosyaya koysun diye ard arda yapıldı.

Neden mi?

Yazılarımda 2 yıldır sıkça “dış güçler Tayyip Erdoğansız bir Türkiye istiyor” diyordum. İşte bu güçler önce yerli demeye bin şahit lazım ortaklarıyla bu hedeflerine ulaşmak istediler.

Ne yaparak?

Sadece son iki hamleyi göz önünde bulundurursak; bölgesinde demokrasisini oturtmuş tek ülke olan Türkiye’nin en sevilen, en çok desteklenen başbakanı R. Tayyip Erdoğan’dan Gezi sürecinde diktatör çıkarmak istedilerse de halk oyunu gördü ve bozdu.

Sonra başbakan Erdoğan’ı yıpratarak Ak Partinin seçimlere yaralı girmesini sağlamayı planladılar. Bu plan 17 Aralık’ta yapılan savcı-yargı darbesi ile başladı. Bu süreci basın ve polisle pekiştirip 2014’e Erdoğan’sız girmeyi hedefliyorlardı. 40 ilde aralarında başbakanın oğlu Bilal Erdoğan’ın yanı sıra başbakanın damadı, yükselen Türkiye’nin iş adamları da olan operasyon yapılacaktı. Arkasındaki devasa medyayla karalama kampanyaları düzenleyerek Tayyip Erdoğan’ı 11 yıl boyunca HARAMİ gibi yetimin parasını çalmakla suçlayıp kamuoyu oluşturacaklardı.

Böyle bir kampanyaya hiç kimse dayanamayacaktı ve direnemeyen başbakan Erdoğan’ın istifasıyla MİLLİ MÜTABAKAT HÜKÜMETİ kurulacakvemeclis kararıyla Yerel Seçimlerle Milletvekili Seçimlerini birleştireceklerdi.

Bu haldeki Ak Partinin oy oranını tahmin edebiliyorsunuz değil mi?

En fazla % 15, tasarlanan buydu, ama bilmedikleri bir şey vardı:

Allah bu ülkenin yetimlerinin, yaşlılarının, fukarasının, garibanının başbakan R. Tayyip Erdoğan ve ülkemiz için yıllardır ettikleri duaları kabul etmişti.

Evet, bunu bilmeyen gafiller Kraliçe’nin emriyle başbakana darbe yapmak istediler. Olmadı. Hesap tutmayınca başka bir plan gerekliydi. Kraliçe plansız değildi. Bunlara yeni planlarını devreye sokun diye talimat gönderdi. O:

“Yalan da olsa ilerde Uluslararası ilgili kurumlarında geçerli hale getireceğimiz belgeler yollayın”talimatıydı. Bunun üzerine canlı bombaları, başbakana suikast için yollara düşen araçları, Adalet bakanlığına lav silahıyla saldıranları, Ak Parti Genel Merkezine lavla saldıranları takip etmeyen polis-savcı el ele vererek Türkmenlere giden TIR’ı takibe alıyor. Ne uğruna?

Batılı azgınların ilerde Türkiye aleyhinde kullanacakları bir yalan haber uğruna.

İşte “savcılar El Kaide’ye operasyon yapacak, ama başbakan engelliyor” ihanetinden sonra “İHH El Kaide’ye silah götürüyor, ama MİT aramamıza izin vermiyor” meselesi bu plan gereği üretilmiş sahte belgeydi.

Peki, neden sahte belge ile gazetelerin internet sayfaları bu haberi yapsın ki, bunu düzenleyenlere ne yararı olacaktı ki?

Yukarıda yazmıştım:

“Yalan da olsa ilerde Uluslararası ilgili kurumlarında geçerli hale getireceğimiz belgeler yollayın”denmişti. Çünkü Haçlısiyonist ittifak bu yalan haberin çıktısını kullanacakları zamanı kolluyorlar.

Nedir o?

Yerel yargıyla hedefe varamayan güçler uluslararası güçlerin kontrolündeki mahkemeleri devreye sokarak Türkiye’de ve dünyada en prestijli insani kuruluş olan İHH’yı “teröristlere silah yardımı yaptı” diye yargılama fırsatını kolluyorlar. Böylece İsrail de 9 kardeşimizi şehid ettiği Mavi Marmara saldırısında haklı olduğunu ispatlayacaktı.

Yetmez tabi, bu haberle İHH’yı destekleyen başbakan Erdoğan’ı “teröristleri desteklemekle” Batılı hamilerine jurnallemiş oldular.

Bakınız,

Suriye’de Esad’a bağlı çalışan sözde insan hakları örgütlerinin Türkiye’yi terörist örgütlere yardım ettiği gerekçesiyle uluslararası kuruluşlara şikâyet hazırlıklarına başladığı bu günlerde “İHH’nın TIR’ı El Kaideye silah götürüyor” iddiası nasıl da aynı günlere denk getirildi. Buna tevafuk diyenin aklına şaşarım. Resmen Suriye’ye ve Türkiye ile hesaplaşmanın fırsatını kollayan diğer ülkelere ilerde Türkiye/Erdoğan hakkında kullanılsın diye ortaya atılan iftiralardır “İHH, El Kaide ilişkisi” haberleri. Bu şarlatan ve jurnalciler Erdoğan’a zarar vermek için ülkeyi uluslar arası arenada ateşe atmayı göze almaktan çekinmediler.

TIR aranmamışken “içinde El Kaide’ye götürülen silahlar var” iddiasını Batı’nın envanterine geçirenlerin neye ve kime hizmet ettikleri konusunda zerre kadar kuşkum yoktu.

Ateist Thomas Hobbes ışıklar içinde yatsın.

Deriz…

http://www.milatgazetesi.com/IHH-TIRI-VE-EL-KAIDECI-BASBAKAN/51297#.Us-OiVvuJXo

  • Abone ol