Putinvarî başkanlık sistemi protestolar öncesinde de AK Parti tabanında pek kabul görmemişti, ihtimalen artık unutulur. Bunun anayasa yazımı önündeki engellerden biri olduğunu hatırlarsak, hayırlı bir gelişmedir.

 
Partili cumhurbaşkanı hesabı da benzer bir akıbete uğradı sanki. Erdoğan Gül’ün yerine geçse dahi teşkilâtı eskiden olduğu gibi kontrol etmeye devam edemez, dolayısıyla, Başbakan olmuş bir Gül’e de hükmedemez.
 
Başbakan olarak devam ettiği takdirde iktidarını sürdürebilmesi için Kürt barışı ve toplumsal barışı artık teminat altına alması bunun için de demokratikleşmeyi teşvik etmesi gerekecek. Bu zamandan sonra değişebilir mi? Dün akşam Tunus’tan uçağa binmeden verdiği demeç bunun aksini söylüyor. Allah sonumuzu hayretsin.
 
 
İşin özü
 
Etraftaki toz duman işin özünü gözden ırak tutmamalı. Bu işi Başbakan başlattı ancak kendisi bitirebilir. Nisanda partisinin bu yılki Kızılcahamam toplantısında serdettikleri açık: “Taksim Gezi Alanı dedik hemen karşı çıktılar. Kışlayı yeniden yapacağız dedik başta ana muhalefet partisi karşı çıktılar. Ben de reddinize ret dedim ve sonra retlerine ret kararı çıktı. Yahu çanak çömleği koruyorsun da oradaki tarihî kışlayı neden korumuyorsun. Denizin kenarında üç beş çanak çömlek, üç beş çatal bıçak bulunmuş onu koruyorsun da bu tarihî binayı neden korumuyorsun. O zaman ne dedik, ‘olacak’ dedik, şimdi oluyor. Bu tabii kışla olmayacak. AVM, belki rezidans olarak hizmet görecek.”
 
 
Anlatamadık herhalde
 
Önce Başbakan’ın belediye reisi Kadir Topbaş’tan “projeleri belki net olarak anlatamadık” diye bir lakırdı işittik. Yukarıdaki mesajlar, emirler, talimatlar, tek başlarına aldıkları kararlar o kadar açık ki neyi anlatamadıkları belli değil. Çok iyi anlaşıldığı için işler bu raddeye geldi. Tam aksine, iktidar itiraz edenlerin ne istediklerini anlamış değil. Hükümet katılımcı demokrasinin varlığını yeni keşfediyor. Yolumuz uzun.
 
 
Acele işe şeytan karışıyor artık
 
Türkiye’nin acelesi var, aceleden önünü görecek hâli kalmadı.
 
Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği, Olimpiyat şampiyonu Aslı Çakır Alptekin ve Avrupa şampiyonu Nevin Yanıt hakkında tedbir kararı vermiş. Birlik doping şüphesiyle her iki sporcumuzun da kendilerini aklayana dek atletizmden men edildiklerini açıklamış.
 
Bir Türkiyeli işadamı heyeti Paris’i geziyor. İçlerinden daha önce gelmiş birisi: “Buralar da hiç değişmiyor”...
 
Ümraniye’de Anadolu yakasının Maslağı hızla yükseliyor. Had safhada absürt bir yapılaşma, hâlen de devam ediyor. Çünkü işbaşı ve paydos saatlerinde işyerine vaktinde ulaşmak kat’iyen mümkün değil!
 
Kızılcahamam’da Başbakan: “Çılgın projeler için bize hendek atlatıyorlar. Bakın Marmaray’a bizi çanak çömlekle bize kaç sene kaybettirdiler. Üç dört sene önce açılacaktı. Biz muasır ülkeler seviyesinin üzerine çıkacaksan bu yatırımları hızla yapmalıyız.” Bu kadar acelesi olunca insanın, doğru cümle bile kurulamıyor...
 
Bugün Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer yavaşça ve insanca yaşamaya çalışan dünya kentleri Cittaslow’ları ağırlıyor...
 
 
Dünya Çevre Günü
 
Çarşamba günü idrak edildi. Bu yılki slogan “Düşün- Ye- Koru” yani israfı engelleme üzerineydi. Her yıl dünyada 1,3 milyar ton gıda israf ediliyor. Bu miktar Sahraaltı Afrika’da üretilen gıdaya eşit! Bayraktar’ın açıklamalarını basında görünce “bravo” dedim. Bülent Arınç’ın Gezi Parkı tartışması üzerinden yaptığı açıklamalarda bugüne kadar bir hükümet mensubunun hiç kullanmadığı kadar “çevre” kavramına atıfta bulunmuş olmasıyla ilişkilendirdim. Ama baktım ki Bakan Bayraktar değil Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar’mış.
 
 
Şehir ormanları
 
Haberler: “Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Başbakan Erdoğan’ın talimatıyla İstanbul’a New York’taki Central Park benzeri iki şehir ormanı kuracaklarını açıkladı. Eroğlu, iki şehir ormanının Elmalı ve Alibeyköy barajlarının yanındaki bölgelere kurulacağını söyledi.” Güler misin ağlar mısın?
 
 
Aşırı güç kullanımı meselesi
 
Polis’in kullandığı aşırı güç konusundaki şikâyetlerin bir yere varması mümkün değil. TESEV’in nisanda çıkan son demokratikleşme raporu açık: “Mevzuat içerisinde polise tanınan geniş takdir yetkisi polisin orantısız şiddet kullanımını, günlük hayatta kişilere ve gruplara müdahale edebilmesini, telekomünikasyon yoluyla gerçekleşen iletişimin tespitinde keyfî bir tutum takınabilmesini beraberinde getirmektedir.”
 
Ve esas: “Polisin gerçekleştirdiği insan hakları ihlalleri sistematik olarak cezasız bırakılmaktadır; teşkilatın sivil demokratik denetimi için bağımsız/etkin bir kurum henüz kurulmamıştır.” Rüya görmeyelim.
 
 
 

  • Abone ol