Eğer çağın ve Türkiye'nin şartları çok iyi değerlendirebilirsek gelecekte, 20 Mart 2017 tarihini, sadece enerji sektörü açısından değil aynı zamanda Türkiye ekonomisi için de tarihi bir gün olarak hatırlayabiliriz. Yakın zamanda Bloomberg'de yer alan bir analizde, Avrupa'nın uzun zamandır devam eden kömürle vedalaşma sürecinin yenilenebilir enerjiye geçiş maliyetlerinin düşmesiyle birlikte hız kazandığı ifade ediliyordu. Analize göre, Avrupa gelecek 10 yıl içinde kömürü tamamen terk etmiş olabilir.

Türkiye'de de bahsettiğim Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) ihalesine ilgi büyüktü. Dört büyük konsorsiyumun girdiği ihaleyi, Kalyon – Hanwa Enerji Ortak Girişim Grubu, kilovatsaat başına 6.99 dolar/sent ile kazandı. Yapılan bu ihale Türkiye açısından bir milat, çünkü ilk defa büyük ölçekli bir lisanslı güneş santrali kurulumu için bir yarışma yapıldı. Güneş enerjisi potansiyeli açısından İspanya'dan sonra Avrupa ikincisi olan Türkiye için gecikmiş bir hamle olsa da, ihale ile birlikte atılacak adımlar bizi, özlenen temiz ve ucuz enerjiye ulaştırabilir.

İhalenin detaylarına ve şartnameye göz attığımızda, aslında ihalenin temelde üç amacı olduğunu görüyoruz: Güneş enerjisi modüllerinin Türkiye'de üretimini sağlayarak enerjide dışa bağımlılık baskısını azaltılması, Türkiye'de güneş enerjisi Ar-Ge merkezi kurulması ve büyük ölçekli bir güneş santralinin kurulması. Bunun yanında, aynı zamanda kurulacak altyapı, yerli panel montaj sanayinin gelişmesini de sağlayacak ve yeni istihdam alanları da yaratacak.

Bütün bu unsurları düşündüğümüzde, yapılan açık düşürmenin 6.99 dolar/sent ile kapanmış olması daha da anlamlı hale geliyor. Kurulacak güneş modülü fabrikasını ve Ar-Ge tesisini de denkleme eklediğimiz zaman, ortaya çıkan fiyat, bizim yıllardır söylediğimiz gerçekleri gözler önüne seriyor. Türkiye'de, temiz, ucuz ve dışa bağımlı olmadan enerji ihtiyacımızı güneş enerjisi ile karşılayabiliriz.

Sonuçlar, öncelikle kamu ve politika yapıcılara mesaj veriyor. 2016 yılında Şili'de yapılan güneş ihalesi kilovatsaat başına 2.91 dolar/ent ile sonuçlandı. Bu yönden bakınca, şu anda 6.99 ile Şilililerden iki kat daha fazla fiyata güneş enerjisine erişiyoruz. Dünyanın geri kalanında da birim fiyatlar 3 ile 4 sent arasında değişiyor.

Türkiye'deki ihalede modül üretimi ve Ar-Ge çalışmaları da var, bu şekilde aradaki farkı açıklayabiliriz. Ancak, bu fark bile bizim güneş enerjisi potansiyelimizi harekete geçirmekte neden bu kadar çok geciktiğimiz sorusunu cevaplamıyor. Neden güneş enerjisinde Şili'nin gerisindeyiz? Bu soruya cevap vermemiz lazım, bu sorunun cevabını da ancak, dünyanın nereye gittiğine bakarak yanıtlayabiliriz.

Tüm dünya, enerjide dönüşümü tartışıyor, ABD ve İngiltere gibi gelişmiş ülkeler kömür santrallerini kapatırken, Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan ekonomiler bir bir kömürlü termik santral planlarını iptal ediyor. Çin ve Hindistan'da sadece 2016 yılında, 100'den fazla kömürlü termik santral projesi donduruldu. Son iki yılda sadece ABD ve Avrupa'da toplam 64 GW kapasiteli yaklaşık 120 kömürlü termik santral ünitesi kapatıldı.

Türkiye ise halen aktif bir biçimde kömürlü termik santral projeleri geliştirmeye çalışıyor. Ancak, son 10 yıldır verdiği onlarca teşvike ve kolaylığa rağmen bu planları hayata geçirmekte de zorlanıyor. Örneğin, son yayınlanan raporlar, Türkiye'de 2010 ile 2016 yılları arasında toplam 20 GW'lık kömür projesi iptal edildiğini gösteriyor.

Nükleer açısından da benzer bir durumdayız. Türkiye, 1960'lardan beri nükleer santral yapmaya çalışıyor. Ancak 2010 yılında bu projeye müşteri bulundu. Temel atılması beş yıl sürdü, projenin ne zaman biteceği de hala belli değil. Bittiğinde ise 15 yıl boyunca, kilovatsaat başına yaklaşık 12.35 dolar/sent ödenecek.

Dünya güneşe yöneliyor. Güneşlenme süresi açısından bizden çok geride olan Almanya'da güneş kurulu gücü 38.4 GW, benzer şekilde İngiltere'de ise 11.6 GW... Çin'in toplam güneş kurulu gücü ise 77.4 GW ve neredeyse Türkiye'nin tüm kurulu gücüne eşit. Çin, sadece 2016 yılında 34 GW güneş enerjisi santrali hayata geçirdi. Dünya, bu santrallerin neredeyse tamamını son 15 yılda kurdu.

Türkiye'de ise güneş sektörü ise sorunlar ile boğuşuyor, lisanslama aşamasından şebekeye bağlanma aşamasına kadar yapılabilecek, atılabilecek birçok iyileştirici adım var. Şu anda toplam güneş kurulu gücü sadece 1.1 GW. Bütün bunlara rağmen, yine de güneş ihalesinde ortaya çıkan fiyat 6.99 dolar/sent. Kolaylıkla, bu ihale sadece elektrik üretimi ihalesi olsaydı, fiyatın muhafazakar bir tahminle 3.5-4 dolar/sent civarında çıkacağını da söyleyebiliriz.

40 yıldır yapılmaya çalışılan nükleerde ise 12.35 dolar/sent fiyata bir de devlet garantisi var.

Son yapılan ve sadece elektrik üretimine odaklanan Çayırhan Kömürlü Termik Santral ihalesi ise 6.04 sent/kWh ile sonuçlandı. Matematik açık ve net. Güneş, kömür ve nükleerin pabucunu dama attı. Üstelik, bunu elektrik üretiminin yanında teknoloji transferini de sağlayarak yaptı.

Burada hepimize, sade yurttaştan, sanayiciye, bürokrattan politikacıya, hepimize net bir mesaj var. Artık güneş zamanı; artık fosil yakıtları teşvik eden politikaları terk ederek zamanımızı ve mesaimizi güneş enerjisine ayırmalıyız.

YEKA ihalesi bu gerçeği açıkça gözümüzün önüne serdi. İlk defa büyük ölçekli bir güneş enerjisi ihalesi yaptık ve ortaya çıkan sonuçlar, güneş enerjisinin, kömür ve nükleerden çok daha ekonomik olduğunu ortaya çıkardı. Üstelik, bu yargıya varmak için, kömür ve nükleerin toplumsal ve çevresel maliyetlerini göz önünde bulundurmaya gerek bile yok...

  • Abone ol