Aşk, insanoğlunun varoluşuyla tartışılmaya başlanmış ama bir türlü net bir tarifi yapılamadığı gibi yapılacağı da görünmüyor..

Aşk, bir ipsiz bağlanma mı,akıl tutulması mı yoksa insanın karşı cinsine kendini koşulsuz teslim olması mıdır?Bütün organlar beyine çalışır derler ama gönül ilişkisinde bu geçerlimidir?

Aşk,İki karşı cinsin birbirlerine duyduğu ilgi diye başlar; hasret,özlem,acı,ayrılık,cinsellik,diye yazılır-çizilir,tartışılır ve her konuya girmiştir aşk ve cinsellik insanın tarih boyu yaşamına.Aşk,hem program yaptırmış hem de programını bozmuştur insanların,aşk için söylenen yalan insanı rahatsız etmediği de iddia edilir!..Aşk, hem korkutur hem de aşık olanı korkusunun üzerine yürütür.

Herkesin bir aşk ilişkisi olmuştur kimi çocukluk aşkından aşkı anlatmaya çalışır,kimi platonik, kimi ilk aşklarından,kimileri de kitaplara konu olmuş,filmi çevrilmiş,şiirleri yazılmış büyük müzisyenlere ilham olmuş aşklarla anlatmaya çalışır aşkı.Mutlaka herkesin mırıldandığı bir aşk şarkısı veya türküsü vardır hayatında.

Gökyüzünde milyonlarca yıldız var ama her yıldızın ayrı bir ışığı varsa; her bireyinde bir aşkı vardır ve her aşk başka bir aşkın hem tarifini yapar hem de tamamlar..Nasıl düşünce bir tezatlar bütünüyse aşkta bir başkasının aşkından etkilenerek,zenginleşerek yoluna devam eder.

Aşk duygusu aklıma geldikçe hep zihinsel engelliler aklıma gelir; acaba bunların cinsellik yaşamak istediklerinde nasıl bir duygu oluşuyor ;insanı bir duyguyla mı hareket ederler yoksa hayvani bir alışkanlık mı hükmediyor bunların duygularında?

Aşk deyince ilk önce kadın öne çıkar,erkek kadından sonra devreye girer..Aşkta belirleyici kadındır,erkeği de kadını da dünyaya getiren kadındır.

Aşkı erkek  başlatır kadın bitirir,erkek bu ilişkide bir yerde kadına eşlik eden bir figürdür.

Aşka teslim olmuş,ne padişahlar,krallar,sultanlar,generaller ve başbakanlar olmuştur ki;aklım topluma hükmediyor ama gönlüm beni bir kadına teslim ediyor,gönlüme söz geçiremiyorum, diyen çok çıkmıştır.Tutkulu aşklar  insanı  hep teslim almıştır ve yaşadıkları sürece de bu aşklarının etkisinden kurtulamamışlardır.

Aşkı herkes kendi yaşadığı aşk ilişkisiyle tarif etmeye çalışır en doğal olanda bu dur ama doğru değildir,doğrunun üzerinde yüzlerce ton vardır bu tonların ağırlığını da gri tonlar oluşturur.Bu tonların aşkta sayısı bellisizdir.

Bir aşk tartışması çok hoşuma gider:

”delikanlı aşık olduğu kıza sormuş” biz niye aşığız,diye?

“Bunu çözemedin mi” demiş kız oğlana?

“vallahi çözemedim” demiş delikanlı..

Geri zekalı ,sende olan bende yok bende olan da sende yok” demiş kız.

“Oğlan, yani bir araya gelirsek anladığım kadarıyla aşk” bitiyor demek.

“Hele şükür çaktın” gerzek demiş kız.

Aşk cinsellik midir,yoksa erişilmeyen ve kavuşulmayan bir duygumudur,sorusuyla çok karşılaşırız ve kendi iç dünyamızda da zaman zamanda  sorgularız.

Aşk, Bir cinsellik değildir ama cinselliğin yaşanmadığı aşkta şerbeti dökülmemiş baklava yemeye benzer.

Aşık olduğunuzu nasıl anlarsınız;aşık olduğunla karşılaştığında benziniz soluyor,tüfleriniz ürperiyor,kalbiniz çarpıyor,diliniz tutuluyor, renkten renge giriyorsanız aşıksınız,derler.

İnsan dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın aşık olur,cinsellik yaşar.

Aşk ve kadın hep bir arada tartışılmıştır.

Kadının eli niye öpülür,diye  meyhane masasından bir tartışma başlar erkekler arasında,kimi kutsaldır,kimisi anadır,kimisi de insan soyunu yaşatan bir varlıktır,diye tartışma devam eder ama  tartışma gerginleşince,tek başına kafayı çeken pejmürde durumda olan kafasını çevirir masadakileri ne:

Bir yerden başlamak gerekir” uzatmayın bu kadar demiş.

Sık tartışılan konulardan birisi   evliliğin aşkı  öldürdüğü tartışmasıdır!

Evlilik iki kişinin yalnızlığıdır,iki kişilik bir  mezarıdır,en iyi evlilik kör bir adamla sağır bir kadının yaşadıklarıdır,evlilik davalık olan iki kişiden birine benzer mutlaka davalık olanlardan birisi memnun olmayacaktır yargı sonucunda gibi, değişik anlayışlara sebep olmuş yorumlar yapılmış.

Aşık olmak başka bir şey, sevmek ise başka bir duygu;birinin tanıştırdığını sevebilirisiniz hatta anlaşabilir evlenebilirsinizde ama aşık olamazsınız; çünkü aşık olmak iradeniz dışından çarpılmadır kaza geçirmek gibi bir şeydir.

Aşık olanların ilişkisinden evlilik çıkmaz, aşık olanların duygularının ateşinin harı çok yüksektir,hiç rasyonel düşünmeye fırsat tanımaz, aşkın bıçağının her iki tarafı da keskindir.

Aşık olanlar ırk,din,mezhep,alım gücü,renk,eğitim,sosyallik hiç akla gelmez yaşadıkları ilişkide ama bu ilişki  evliliğe dönüştürmeye başlayınca, aile  kültürleri gelenek ve görenekleri devreye girer,eğitim düzeyi,alım gücü ve aileler arsındaki sosyallik belirleyici olur.Aykırılıklarda  aşk yaşanır ama evliklerde bunun yeri yoktur.

Evlilik teklifini erkek yapar ,aileler tanışıp bu evliliğe onay verir ama evliliği kadın sürdürür,kadının istemediği evlilik yürümez,erkekte evliliğini sürdürmek gibi de bir derdi yoktur.

Evlilik güzel kadınla yakışıklı bir erkeğin sürdüreceği bir ilişki değildir,yürütülmesi o kadar zordur ki;bir ülkenin dış politikasına benzer yanlarını çok görürüsünüz evlikte.

Aşkın ırmağında ancak rafting yapılır;evlilik sakin akan bir ırmağa benzer,evlilikte  anlaşabilirseniz düzenli bir aile yaşamınız olur.

Evlilik uzadıkça alışkanlığa dönüşür, birbirinize refakatçilik yapar,rüyalarınızı paylaşır,ellerinizin ulaşmadığı yerleriniz kaşıtırısınız,bir birinize de banyoda  kese yaparsınız.Bunlar da küçümsenmeyecek az-uz işler değil  küçümsememek lazım ama aşk yok..

Aşk,Uykunun tutmadığı yerde vardır,kimin koynuna girdiğiniz önemli değil kimi düşündüğünüz önemlidir!..

Not: Bundan sonra her hafta,içinde fıkra,hikaye,öykü,ağıt, manilerden oluşan  değişik bir Pazar yazılarıyla olacağım okurlarımın karşısında..

  • Abone ol