Birleşmiş milletlerin daimi  güvenlik konseyi üyesi olan beş ülkeden ikisi ABD ve Rusya,Suriye ye askeri bir müdahalenin olmaması konusunda aralarında sürdürdükleri diplomaside  bir yerde anlaştığı,Suriye kimyasal silahlarını denetime açarsa müdahaleye gerek olmayacağı konusunda mutabakata varmışlar gözükürken;bizim Hükümet ille de Suriye ye bir operasyon gerekiyor, bu da yetmez karadan da müdahale yapılmalı ve Esed rejimi ala aşağı edilmeli,diye ABD  başta olmak üzere batılı güçlere çağrı yapıyor; biz her türlü koalisyona varız  yani savaşa hazırız ve destekleriz,diye..

Başta Başbakan ve onun dış işleri bakanı dalkavuk medyası Suriye ye hemen girilmeli diye savaş ile yatıp savaş ile kalkıyorlar; Allah akıl ziyan versin derler,tam Erdoğan için söylenmiş bir söz; Tanrı akıl dağıtırken bunlar neredeymiş?Bu kadar hümanist olan ve komşusunda ki ölümleri durdurmak isteyen,kendi ülkesinin içinde ki ölümleri nasıl görmezden geliyor?

AKP iktidarında ortalama  günde 4 işçi iş kazasında ölüyor ,11 yıllık AKP iktidarında  iş kazalarında ölen toplam işçi sayısı 10 bin 800, buna 2013 yılı dahil değil.Bu kazaların duracağı yerde artarak devam ediyor,dünyada Çin den sonra iş kazalarında  ikinciyiz Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında birinciyiz ve bu ülkelerde ölen iş kazalarının yedi katı bizim ülkemizde  oluyor ama Başbakan ve onun dalkavuk medyası bu ölümleri hiç gündeme getirmiyor.

PKK ile askerler arasında 30 yıllık çatışmada 40 bin insanımız ölmüş,3 milyon insan yerinden yurdundan edilerek zorunlu göçe tabi tutulmuş,3 bin köy yakılıp yıkılmış hala bu bölge çatışmaya müsait bir ortamda dururken..

17 bin 500 faili meçhul cinayet işlenmiş bu cinayetler unutturulmaya yüz tutmuş vaziyette.

Ergenekon davasının  Mezopotamya coğrafyasında işlenen cinayetler ayağı, hiç işlenmedi bunu da örtbas etmenin yolarlı arandı.

Yine 2011 yılının 28 Aralığında Roboski de 34 Kürt vatandaş askeri savaş  uçaklarıyla paramparça edilerek öldürüldü ama failleri belli olduğu halde aydınlatılmadı.

Afyonda askeri mühimmat deposu patladı 25 askerimiz öldü,ölümüne sebep olan komutanlar tahliye edildi ve bir sonuç alınmadı.

Yılda trafik kazalarında ortalama 4 bin insan ölüyor,azalacağı yerde çoğalıyor.

Gezi olaylarında 5 genç polis şiddetiyle ve kurşunlanarak öldürüldü ve failleri ortaya çıkmadığı gibi  ölümlerin bir yenisi daha Hatay dan geldi;gösteriye katılan  22 yaşında Ahmet Atakan isimli genç dahil oldu ve Gezi olayları bırakıldığı yerden sürüyor ülkenin büyük kentleri fokur foku kaynamaya başladı.

Nedense bu ülkede ölümler çok doğal  karşılanıyor; başbakan Erdoğan bu ölümlere soğuk bakıyorsa önemli değil,Başbakan ölene ağlıyorsa o ölüm bizim ölümümüz oluyor.

Bir insanın insana bakışında insan değil de; din,ırk,mezhep ve ideoloji varsa insana sıra gelmez, gelirse de güçlü ve iktidarda olandan veya olmayan diye ayrılır.

Erdoğan demiyor mu Orta doğu da Müslüman kanı akıyor ,diye..

İnsana kanı demiyor.

Reyhanlı da benim 53 Sünni vatandaşım şehit oldu.

Tek din demesi,

Dindar nesil yetiştireceğim söyleminin sonuçları Erdoğan’ın siyasal İslamcı bir kimlikle ülkeyi yönetmek istediği ve Sünni mezhebe değer verdiği yola girerken, Erbakan’ın fabrika ayarlarına döndüğünü de şahit oluyoruz.

Peki Erdoğan bu kadar ölümlerin olduğu bir ülkede,ocakların söndüğü, insanların sakat kaldığı, hayatlarının karardığı yerde, bu ölümleri önlemek yerine,neden Suriye ile bir savaşı göze almak istiyor hiç düşündük mü?

Eğer Suriye ile bir savaşa girerse içeriden gelen her türlü tepki ve gösteriyi bu savaş ile bertaraf edecek; biz savaş yapıyoruz başka bir ülkeyle; içeriden de yabancı güçlerin ajanları,düşmanları gibi her türlü yaftalamayla üstesinden geleceğinin de hesabını yapıyor.Belki bu yorumumuz ve öngörümüz birilerine çok abartılı hayal mahsulü denile bilir ama Erdoğan’ın iktidar hırsı her şeyi söylettirebilir.

Bugün Günlerden 12 Eylül Hatırladınız mı ,Bu Gün Tarihte Ne Olmuştu?

Bu gün 12 Eylül 1980 askeri darbeyle askerlerin yönetime  el koyduğu tarih.

12 Eylül de askerler yönetime el koyduktan sonra ne oldu?

“4.5 milyon insan fişlendi”

“1 milyon  683 bin kişi güvenlik soruşturmasından geçti”

“650 bin kişi göz altına alındı”

“210 bin kişiye dava açıldı”

“71 bin kişi TCK 141-142 ve 163.maddesinden yargılandı”

“49 kişi idam edildi”

“250 kişi yargısız infaz kurbanı olmuş,yargılanmadan kurşunlanmıştır”

“30 bin kişi sakıncalı olduğu için kamu görevinden uzaklaştırıldı”

“14 bin kişi vatandaşlıktan çıkartıldı”

“171 kişi işkenceden öldüğü belgelendi”

“14 kişi ceza evlerindeki uygulamaları protesto için açlık grevi sırasında öldü.43 kişiye intihar raporu verildi”

“1.5 milyon insan göçe zorlandı ve yerinden yurdundan edildi”

“937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı,sakıncalı olduğu için imha edilen gazete ve dergi miktarı 39 ton.İmha edilmek için toplanan depolarda bekletilen yayın sayısı 40 ton olarak açıklandı.Yasaklanan yayın sayısı 927.”

“DİSK kapatılmış mal varlığı kayyuma teslim edilmiş, tüm yöneticileri tutuklanıp idamla yargılanmıştır.”

Anayasayı fesih eden, parlamentoyu kapatan, partilerin kapısına kilit vuran ve kafasına göre  anti demokratik bir  anayasa çıkartan darbecilerin,yasasıyla hala üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen 600 yasasıyla ülke yönetiliyor.

Darbelere karşı olan darbecilerin  oluşturdukları YÖK ve MGK gibi kurumlarla ülkeyi yönetenlerin darbeler karşı olduğuna kim inanır.

Askeri faşist darbelercilerin yaptıkları sadece bir göstermelik yargılamanın dışında, her şeyi olduğu gibi duruyor ve varlığını korumakta.

Erdoğan hükümeti askeri darbeleri, cinayetleri, ölümleri aydınlatıp durduracağı yerde  bu ölümler kesmemiş olmalı ki; Suriye ile  savaşa girmeye iştahlı olmasını nasıl yorumlamalıyız?

Değerli yalnızlığın getirdiği sonuç, savaş hayranlığına dönüştürdü bizim Başbakanı ve onun dalkavuk medyasını!.

Diktatörler savaşla iktidarlarını sürdürürler.

                                                                                                              

  • Abone ol