Türkiye  20 Temmuz 2016 Tarihinde OHAL   ilanı ile  yargının yerine geçen OHAL’e dayandırılarak çıkartılan KHK’larla yönetilmeye başlandı ve yargı açıkça yürütmeye bağlandı.

Demokrasinin kuvvetler ayrılığı bize ayak bağı diyen Erdoğan’ın hayali gerçekleşti ve  OHAL ile kuvvetler birliğine geçildi.

16 Nisan da yapılan  referandumundan evet çıkması sonucu TBMM baypas edilerek  ülke TİRANLIK bir sisteme geçti.

Ülke Demokrasi ve hukuk boyutunda ise tam bir karanlık  tünele girmiş durumda.

Demokrasi ve hukuk mücadelesi verenler umutsuz olmasınlar.

Umut insanın yakıtıdır..

Hayalde umudun kaynağıdır.

Hayat öyle tezatlarıyla yaşanan bir süreçtir ki gün gelir suların  yükseldiğinde balıklar karıncaları yer,gün gelir suların  çekildiğinde  karıncalar balıkları yer.”

İtalyan düşünür siyaset bilimcisi,sosyalist kuramcı Musolini  faşizmine karşı  ömrünün en üretken ve güzel yıllarını zindanlarda çürüten 1891-1937 yıllarında yaşamış, 46 yaşında cezaevinde yakalandığı hastalığından dolayı tahliye edilen ve kısa bir süre sonra  yakalandığı hastalığa yenilen Antonio  Gramsci: tek adamla yönetilen sistemlere ‘Kara Gömlekliler İktidarı’  der.

Gramsci, Kara gömleklilerin iktidarı ele geçirdiklerinde  sözde aydın geçinenler kara gömleklilere biat ederler ve akademisyenler çevresinde bir gergedanlaşmanın başladığına dikkat çeker.

Gramsci:Herkes Aydınların işlevini yapamaz deyişi ile ünlüdür.

Sanki Gramsci, bugünü görerek bizim yaşadığımız siyasal süreci okur.

Akp’e  dememek lazım Erdoğan demeliyiz OHAL’in 5. defa üç ay daha uzatılacağını açıklandı.

Erdoğan OHAL ilan edildiğinde bize OHAL’in üç ay uzatılması yetmez 12 ay bile az gelir demişti..

Ve ardından da bakın OHAL ile yürüyüş,miting,gösteri,direniş,grev  gibi ıvır zıvır yok oldu derken, demokratik hakların kullanılması da askıya alındı.

OHAL ilanından bu tarafa ülkenin genelinde  il ve ilçelerde güvenlik nedeniyle Valiler ve Kaymakamlar Erdoğan’ın  istemediği ve karşı çıktığı hiç bir toplantıya izin vermiyorlar.

Hatta bir basın açıklamasına bile müsaade etmiyorlar.

OHAL’in üç ay daha uzatılacak olması özgürlükler babında demokrasi güçlerini daha zor ve kötü günlerin beklediğini de söylemeliyiz.

20 Temmuz 2016 yılından bu tarafa tam bir karanlık tünele girdik toplum olarak..

-KHK’lerle kamudan 150 bin kişi uzaklaştırıldı..

-43 bini tutuklandı.

-4 bin 500 akademisyen kara gömleklilerin iktidarına boyun eğmedikleri için için üniversitelerden atıldı,açlığa mahkum edildiler.

-178 kişi Gazetecilik faaliyetinden dolayı cezaevlerinde tutuluyor,tutuklu gazeteciler için savcıların hazırladığı iddianamelerin hiç bir inandırıcılığı yok.

-200 Gazete,ajans,radyo,televizyon ve yayınevi kapatıldı.

-3 bin derneğin kapısına kilit vurdular.

-2 bin 500 gazeteci işten atıldı ve işsiz kaldı.

-KHK’larla işten atılanların hiç birisine özel sektörde iş vermiyorlar..

-KHK’lerle işten atılanlara iş verenlerin  başına gelmeyen kalmıyor, iş yerlerine vergi operasyonları yapılıyor ,sürekli denetime tabi tutuluyorlar.

-KHK’larla işten atılan akdemisyen, doktor,öğretmen ve avukat olanlara mesleklerini yaptırmıyorlar, evlerine ekmek götürmek için hayatlarında yapmaları mümkün olmayan,rüyalarında görseler inanamayacakları işlerde çalışıyorlar,yani işportacılık yapanlar var.

-OHAL’den sonra işten atılan 35 kişi intihar ettti.

-OHAL’den bu tarafa  1963 işçi, iş cinayetinin kurbanı oldu.

OHAL’in kaldırılması için Türk-iş ve Hak-iş gibi sözde işçi konfederasyonları  bu kadar hak kayıpları şöyle dursun, işçi ölümleri  karşısında  parmağını bile oynatmıyorlar.

Demokrasi ve hukuk: “örgütlü,sivil itaatsizliğin ortaya çıktığı,gelişmiş ve sosyal,eğitim düzeyi yüksek,hukuk üreten, bireyin özgürlüğünü savunan,azınlık haklarını öne çıkartan, çoğulculuk kültürünü içselleştirmiş,devleti kutsamayan,edebiyat ve sanata yüzünü dönmüş,yer yüzüne açık  toplumlarda kök salıyor ve boy atıyor.”

Kabul etmek gerekir ki burası hala insanı pas geçen, ‘din,ırk ve mezhep’ üzerinden olaylara ve sorunlara duyarlı olan; çoğunluk üstünden okuyan,muhalefeti rejim karşıtı gören, eril iktidarların ülkeyi yönettiği;devletin kutsandığı,erkeklerin ahlak ve karakterini kadınlar üstünden tanımladığı bir coğrafyada yaşadığımız  akıldan çıkartılmamalı.

Herşeye rağmen umutlu olacağız.

Umutluyuz..

Çünkü umut insanın yakıtıdır.

Bu karanlık tüneli er geç aydınlatacağız.

Demokrasi ve hukuk mücadelesinden vaz geçmeyeceğiz.

Tek adamların yönettiği kara gömleklilere teslim olmayacağız.

Dileğimiz, toplum olarak tarihte tek adamların iktidardan nasıl düştüklerini yaşanmaması ve barış içinde  demokratik yoldan iktidarın el değiştirmesidir.

  • Abone ol