Dünyanın neresinde olursa olsun kendisine “insan” sıfatını yakıştıran çocuklara karşı işlenen şiddet ve cinayetlere karşı yüreğinde biraz olsun bir acı, bir sızı hissetmelidir. Filistin, Irak, Suriye, Afganistan, Afrika; dünyanın her neresinde olursa olsun fark etmez.

Ama biz Kürdler için en çok da kendimizi vatandaşı bildiğimiz devlet, ülke, memleket Türkiye’miz dediğimiz coğrafyada Kürd çocuklarına yönelik işlenen cinayetler yüreğimizi bin kat daha yakıyor, acıtıyor, üzüyor, tepki göstermemize yol açıyor.

Galiba “barış sürecinde” sözün bittiği yere gelindi. Çünkü Şırnak Barosu İnsan Hakları Merkezi’nin “ Nihat boş arazide özel hareket polisi tarafından öldürüldü” iddiasında bulundu. Birkaç saat sonra Cizre’de faili belirsiz Nazım Ölmez adında 43 yaşındaki kişi bilinmeyen bir sebepten öldürüldü. (Ki valilik cinayetin siyasi olmadığını açıkladı) Ve Cizre’de son bir ayda 9. Cinayet de işlenmiş oldu. Çocuklar öldürülürken “barış” nasıl gelir? Öldürülen çocukların başlarından vuran keskin nişancıların insanlık suçu işlemeleri ne anlama geliyor?

Nerede “Demokrasi”, “özgürlük”, “eşitlik”, “Avrupa kriterleri” en önemlisi “değişim, dönüşüm” sloganları ile 2001 de yola çıkan AKP? 21 Kasım 2004’te Mardin Kızıltepe’de 12 yaşındaki Uğur Kaymaz’ın vücuduna hedef gözeterek 13 kurşun sıkılan cinayette AKP hükümetinin duyarsız kalması çocuk ölümlerini sıradanlaştırdığı görülmüyor mu?

Çocuk ölümleri kadar bu ölümlerden sorumlu devlet ve onu yöneten siyasi kadroların sorumsuzluklarının rutin hale gelmesi; ölümlere karşı duyarsız tavırları İnsanım diyenleri üzmektedir. Bu tavırları yüzünden çocuk cenazelerinde “katil devlet, “katil AKP” sloganları atılırken işitmemezlikten gelinmektedir. Bu ülkede yaşayan, insanım diyenleri üzen; “devlet” ya da “hükümet” ricalinin bir nebze olsun atılan sloganları üzerlerine almamaları, “katil” sözcüğünü adeta sahiplenmelerine karşın biz vatandaşı derinden yaralıyor.

İslami bir “devlet” ve Müslümanlığı ile öne çıkan “hükümet”in hiç mi insafı, izanı, imanı, duyguları depreşmiyor? AKP hükümeti, AKP Milletvekilleri gerek çocuk ölümleri, gerek “katil” ithamlarından dolayı rahatsız olup vicdanları hiç mi harekete geçmiyor?

Son bir ayda Cizre’de “dindarlara saldırılıyor” yalanı üzerinden ki onların iddiası ile 1 kişi ölürken; karşılık 7 çocuk katledildi. Ve ne yazık ki en son Başbakan Davutoğlu öldürülen 12 yaşında Nihat için “polis kurşunu ile öldürülmemiş” diyerek sorumluluktan kurtulduğunu sanıyordu. Sayın Başbakan’a sormak lazım; polis ya da değil; sen o çocuğun öldürülme sorumluluğunu taşıyan makamda oturuyorsun. Kürdlerin kafasında oluşan “katil” sloganı seni, partini, hükümetini, grubunu, devletini hiç mi rahatsız etmiyor?

Sizleri etmiyorsa bilesiniz ki yaşadığımız ülke olarak bizleri çocukların ölümleri ve de “katil devlet” sloganı oldukça rahatsız ediyor. O yüzden “bulun çocukların katillerini” diye çığlık atıyoruz; “Hawar (imdat)” diye haykırıyoruz. Ak Saray’da 16 Türk devletini temsil eden bayrak ve o devletlerin askeri kıyafetleri ile övündüğünüz kadar; çocukları katleden canileri bularak övünseniz; bizde bu başarınızdan dolayı sizinle övünsek olmaz mı?

Sayın Davutoğlu’na bir gerçeği hatırlatmak istiyoruz: En azında “ değişim, dönüşüm” 2001 sloganından önce yani “eski Türkiye’de” toplumda, yönetimde bir “insan hakları ihlali” bilinci az da olsa vardı. Bir “çocuk hakları ihlali” ilkesi duyarlılığı az da olsa vardı. Yani az da olsa “evrensel hak” gözetilmesi kâğıt üzerinde ve yasalarda binde bir olsa da uygulanıyordu.

Sayın Başbakan “Yeni Türkiye” dediğiniz ülkemizde AKP hükümetinin icraatında yukarıda saydığımız kâğıt üzerindeki azlar bile rafa kalktı. Paralel yapı, terör, darbe (ki 90 yıldır bu ülkede var) ve benzeri argümanları gerekçe göstererek “insan, çocuk” hakları ile ilgili yasaları rafa kaldıran, sıkıyönetimleri aratmayan yasalar çıkardınız/çıkarıyorsunuz.

Cizre’de peş peşe çocuk cinayetleri işlenirken siz “polis kurşunu ile öldürülmemiş” açıklaması ile bu katliamların sorumluluğundan kurtulamazsınız. Size istihbaratçılarınız, vali, kaymakam, emniyet yetkilileri ne diyor bilmiyoruz amma Cizre’de Kürd çocukları ölümün kıyısında yaşıyorlar. Bunu da çok açık, net ve siyaset bilmeyen doğruları ile katillerin kim ya da kimler olduğunu söylüyorlar. Kürd siyasetçiler Cizre gibi sorunlu bir yere geçmişi karanlık bir Emniyet amiri atama ve plakasız panzer, kobra ile dolaşmaların arkasında yatan sebepleri bütün şeffaflığı ortaya koyuyor, sorguluyorlar. Komplo ya da paralelin arkasına gizlenmeyin.

Cizre’de işlenen çocuk cinayetlerinin tesadüfi olmadığını İnsan Hakları Derneği, MAZLUMDER, İnsan Hakları eksenli çalışan barolar ve diğer sivil toplum örgütleri açık seçik katliamların “faili meçhul” değil, “faili belli” olduğunu, adresleriyle gösteriyorlar.

Çıkartılacak “İç Güvenlik Yasası” ile adı konmamış Olağanüstü Hal ve Sıkıyönetim yasalarından cesaret alacak kolluk kuvvetleri, amirleri, yöneticilerinin uygulamaları ışığında somut deliller ile bugün bunlar yaşanıyorsa; yarın neler olacağını düşünmek bile istemiyoruz.

Vatandaş soruyor: “devletin kolluk güçlerinin aralarında Roboski’de öldürülen 34 Kürd çocuğu olmak üzere 2001 AKP iktidarı süresince öldürülen yüzlerce çocuktan kaçının faili bulundu ya da faili belli kaç katilin adalet önünde cezası kesinleşti.” Hiç değil mi?

Otoriterleşme ya da totaliterleşme böyle bir şey mi? Hayır değil diyorsanız o zaman çocuk katilleri bir an evvel adalet önüne çıkartılarak cezalandırılmalı. Cizre bir ayda çocuk mezarlığına döndü. Nihat çocuğun Kriminal raporu bile şaibeli. Cizre’de okul önüne trafik ışığı isteyen çocukların eylemi bile terör kapsamında müdahale ediliyor. Kürd halkı, Kürd çocuklarının en küçük bir eleştirisi “katli vacip” denilerek ölümle karşı karşıya kalabiliyor.

Sayın Cumhurbaşkanı Gazze’de sahilde oynarken öldürülen Filistinli çocuğa üzülürken Cizre ve diğer Kürd şehirlerde öldürülen çocuklar için tek kelime üzüntü ifade etti mi? Bu Kürd halkının kafasında; “Cizre çocuk ölümleri için ‘pilot bölge mi seçildi? Seçim öncesi sindirme; Kürdü- Kürde kırdırtarak sonuç almak istiyorlar” görüşünü hâkim kılıyor.

HDP ile HÜDAPAR’ı karşı karşıya getirerek HDP’nin seçimlerde yüzde on barajını aşmama taktikleri Cizre’de başlatılarak bölgeye yayma projeleri mi var? HÜDAPAR’ı boş bir hayal peşinde oyuna getirerek kardeş katili “bırakuji” cinayetleriyle sonuca gitmek mi var? Kürd’ü bölmek için AKP’de o kadar çok oyun var ki; şimdi de Şeh Sait’in torunun Diyarbakır İl Başkanı yapmışlar. İnançlı Kürdler oynanan oyunu görmüyor mu?

HÜDAPAR sözcüsü Sait Şahin’in Haber Türk kanalında boş söylemine karşılık, HDP Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Bilge’nin aynı ekranda aynı saatte bakın ne diyordu: “Kürd toplumunu ayrıştırarak aralarında çatışma var iddiasını kabul etmiyoruz. Cizre çatışmalarını dindarlar üzerine baskı olarak gösterilmesi kocaman bir yalan. Ölen 7 kişiden birinin dindar olmasına karşılık 7 çocuğun öldürüldü. “’Kürdler kendi kendini infaz ediyor” mantığı ortaya çıkar ki asla kabul etmiyoruz. Cizre’de ‘dindara baskı’, “paralel yapı” ile izah edilebilir yanı, mantığı da yok. Provokasyon, ‘paralel’ varsa niye şaibeli, aranan bir isim Cizre’ye Emniyet Müdürü atanıyor? Niye plakasız emniyet araçları Cizre Cadde ve sokaklarında dolaşıyor, niye halka müdahale ediyorlar? İç İşleri Bakanı Adana’da yakalanan TIR’lar için savcıları görevden aldırtırken; niçin Cizre’de öldürülen 7 insan için soruşturma dahi açılmıyor?”   

13 yıldır başta Roboski’de öldürülen 34, Cizre’de 30 günde 7, diğer zamanlarda çeşitli yerlerde katledilen çocuklarından hiç birinin katili yakalanmadığını hükümet bilmiyor mu? Çocukların katili kim olduğunu biz bilemeyiz; ama her çocuk öldürüldüğünde devlet ve AKP’nin ağız birliği etmişçesine savunmaya geçmesi. Yapılan bütün otopsiler sonunda ölen çocukların devlet mahreçli kurşun, gaz kapsülü veya bilinmeyen silahlar ile vurulması şüphenin yüzde 99,9’unu devlet ve 13 yıldır o devleti yöneten AKP iktidarı üzerinde kalıyor.

Bir tek sefer AKP hükümeti devlet aygıtlarını samimi ve şeffaf harekete geçirseydi; inkârsız, amma sız, şüphesiz katilleri adalet karşısına çıkarsaydı. Adalet de tarafsız bir şekilde hak ettiği cezayı verseydi inanın o “katil devlet, katil AKP” diyen on binler katilleri bulundu huzuru ile sadece zılgıt ve cami avlusunda tekbir ile cenazelerini kaldıracaklardı.

Ama hükümet bunu yapmadı. Tuzu kurular ve politikacıların çocukları para kasaları ile oynarken yıllardır Kürd annelerinin önüne cenazelerini koydunuz. En son 14 Ocak 2015 Çarşamba günü Cizre’de oyun oynarken 12 yaşındaki çocuk Nihat Kazanhan katledildi.

Kazanhan’la oynayan çocukların polisler ile yaşadıkları ve aralarında geçen diyalog iddiası ibret vericidir. Faili belli cinayete kurban giden 12 yaşında Nihat’ın arkasından 10 bini aşkın Cizre halkı ile birlikte okulu boykot eden Nihat’ın binlerce öğrenci arkadaşları Orhan Doğan caddesinde bulunan kaymakamlık binasının önüne gelerek yarım saat oturma eylemi yaptı. Sonra kalem ve silgilerini Kaymakamlık bahçesine atarak katilleri protesto ettiler.

Çocukların gözünde cinayete kurban gitseler dahi olaya ve protestoya bakış açıları bu Sayın Başbakan, Sayın Hükümet yetkilileri, Sayın Vali, Kaymakam ve Emniyet Müdürler.

HIRANT: 19 Ocak Hrant Dink cinayetinin ölüm yıl dönümü. Ona kıyan katiller her ne kadar hayatta olsalar bile her gün ölecekler. Ama Hrant dünya durdukça ölümsüz olacak. 

  • Abone ol