Bilinen hikayedir…

 
Montgomery koşullara esir olmayan, koşulları nasıl değiştireceğini arayan ve bulan, yaratıcı bir İngiliz askeriydi. İkinci Dünya Savaşı’nın en başarılı generallerinden biriydi.
 
İngiliz Başbakanı Churchill, İkinci Dünya Savaşısırasında, Kuzey Afrika’da bulunan İngiliz birliklerinin Rommel komutasındaki Alman birliklerine saldırmasını istiyordu.
 
Ama Kuzey Afrika’daki birliklerin başına Rommel’e saldırıp yensin diye atadığı her general, bellibir süre sonra aynı şeyi söylüyordu:
 
“Şu, şu nedenlerden dolayı Rommel’e saldıramayız.”
 
İngiliz Genelkurmayı da generallerin raporunu destekliyordu.
 
***
 
Churchill, Rommel’e saldırılması gerektiğini biliyordu.
 
Ama bunun nasıl olması gerektiğini bilmiyordu.
 
Bütün generaller de bunun olmayacağını söylüyordu.
 
Sonunda bir general buldu.
 
O general “Rommel’e saldırır, yeneriz” dedi.
 
Rommel’e saldırıp yendi.
 
O generalin adı Montgomery’ydi. Bütün tarihkitapları onun adını yazdı.
 
***
 
Bir konuşma sırasında Montgomery’nin Churchill’e , “Gece 10’da yatağa giriyorum, sabah 6’dakalkıyorum. İçki-tütün kullanmıyorum, yağlı yemek yemiyorum. Spor yapıyorum. Yüzde yüz formdayım”dediğini,  Churchill’in de, “Gece 4 saatten fazla uyumam, içtiğim içkinin haddi hesabı yoktur. Yağsız hiçbir şey yemem. Yüzde 200 formdayım” diye cevap verdiği söylenir...
 
Ama benim için Montgomery, sadece gece erken yatıp sabah erken kalkan, spor yapıp içki içmeyen,yağlı yemeyen ‘sıkıcı’ biri değildi.
 
Churchill de içkici, yemeğe düşkün boşvermiş biri değildi.
 
Ne olurlarsa olsunlar yaşadıkları toplumun yönünü değiştirebilen insanlardı... 
 
***
 
 Şimdilerde de bizim de tam böyle insanlara ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum...
 
Kim olduğu, ne yediği, ne yaptığı önemli olmayan ama bir toplumu dönüştürme gücüne ve isteğine sahip insanlara…
 
Bu sıkışmışlığı aşacak insanlara….
 
Ekonomideki, siyasetteki, toplumdaki tıkanıkları delip geçecek yöntemleri bulacak insanlara…
 
***
 
 Şu anda Türkiye kitlenmiş gibi gözüküyor.
 
Ekonomide, hukukta, siyasette bir çıkmaz sokağa girdik görüntüsü var.
 
Bunun nasıl aşılacağını da kimse tam bilmiyor. Herkes aşmanın zorluğunu anlatıyor.
 
***
 
Bu tıkanmanın birçok nedeni var ama herhalde en önemli nedenlerinden biri toplumu parçalayan, gruplara bölen, aralarına duvarlar diken toplumsal nefret.
 
Hiçkimse, bu nefreti aşıp bir ortaklık yaratacak, topluma yeni bir soluk borusu açacak bir zeminin nasıl oluşturulacağını bilemiyor.
 
***
 
 Eğer Türkiye yok olup gitmeyecekse, daha önce de birkaç kez yaptığı gibi bu tıkanıklıktan kurtulacaktır.
 
Yaratıcı birileri, nefreti törpüleyecek,ortaklıkları vurgulayacak, güçleri birleştirecek bir yöntem bulacaktır.
 
Toplum bu noktayı aşma isteğine ciddiyetle sahip çıkarsa…
 
Tarihte de hep olduğu gibi bunun formülünü ortaya koyacak birileri de aramızdan çıkar. Yeter ki biz değişimi ve gelişimi kararlı biçimde isteyelim, “olmuyor” sözlerine kulak asmadan inadımızı sürdürelim.

  • Abone ol