Doğu ve güneydoğuda meydana gelen sorunların başında Kaymakamların ilgisiz ve yetersiz oluşu azımsanamaz. Ne Kaymakamlar gördük, Karakol komutanı üsteğmen/yüzbaşıdan azar işiten, ilçenin ağasından tokat yiyen, memuruna ve vatandaşına bağıran kevaşe herifler.

Ben bu yeteneksiz yöneticilerin derdini çok içime atan bir kardeşinizim.

Çeyrek asır önce bir toplantıya müftü vekili olarak katılmıştım, toplantıya katılmıştım. Müftüye vekalet etmem hasebiyle halkın inancını temsil etmeme rağmen kül tablasını Kaymakam bana döktürmüştü. Maliye şefi(ruhu şad olsun) elimden almaya kalktı,  kaymakam; bırak, bırak kendisi döksün, diyerek engelledi.

Bu hadise 1990’lı yıllarda yaşanmıştı. Aynı ilçede bu moloz herifin yerine atanan bir Beyefendi, adil davranmaya başladı, halkla selamlaştı, İmamların toplantınsa gelerek irşad konusunda onlara cesaret verip motive etti, derken zamanın ANAP ilçe başkanı onu valiye şikayet etti. Vali onu arayarak;

 -Kaymakam Bey, sen orada eşek başı mısın? ilçenin sorunları ile ulaşıyor, bu bey efendi valiye diyor ki,

- Bey efendi ağzını topla! ben birilerinin emriyle kalkıp oturmak için kaymakam olmadım, halka hizmet etmek için bu göreve talip oldum, galiba böyle olmayacak, bu saatten sonra da vatandaşım, istifa dilekçem hazırdır, diyor ve istifa ediyor.

Şu anda İçişleri Bakanlığında önemli bir görevdedir. İşte bize böyle Kaymakamlar lazım. Galiba Yüksekova kaymakamı İbrahim Çenet de böyle bir Beyefendidir,  başka bir ifadeyle adam gibi adamdır.

Yüksekova’da mehter marşı vb. milliyetçilik kokan müziklerle devriye gezen emniyet ekibi, yetmiyormuş gibi bir de provokasyon katsayısını arttırarak halka küfür eden bir polisin kışkırtmasıyla halk galeyana gelip kaymakamlığa yürüyor.

Halka değer veren Kaymakam İbrahim Çenet, ilçenin saygın heyetini toplantı salonuna alarak, yeterince dinler ve onlardan özür diler. Halka küfür eden  polisi de görevden alır ve şöyle bir konuşmayla heyeti temsiliyeyi teselli ve teskin eder.

“Efendim bizim amacımız Yüksekova’da hayatı kolaylaştırmak, yaşam kalitesini arttırmaktır. Varsa bir yanlışımız düzeltiriz, bir eksiğimiz varsa tamamlarız.

Yüksekova il olmaya aday bir ilçedir, asayiş sorunuyla gündeme geleceği yerde adalet ve üretimle ön plana çıkmalıdır. Elbette ki yaşadığımız barış süreci rahat bir süreç değildir. Provokasyonlara açık/elverişli bir süreçtir, bizim sabırlı ve uyanık olmamız lazımdır diye düşünüyorum.”

Bunu duyunca iftihar ettim, böyle Kaymakamlarımız da vardır diye.

Geçen sene “Bu memleketin huzuru kaymakamların elindedir” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Aslında bu nitelikte kaymakamlardan bahsetmiştim. Malum bir Mülki amir nitelikli ise yönettiği bölgesini, yerleşim birimini mutlu bir hayata elverişli bir duruma getirebilir. Dolayısıyla ilçenin huzuru ilin huzuruna sirayet eder, ilin huzuru da ülkenin huzuru şeklinde tecelli eder.

Bu münasebetle demiştim/diyorum eğer BİN tane nitelikli Kaymakam yetiştirebilseydik, ülke sorunlarımız %50 azalırdı.

Bir anlık düşünelim Ömer bin Abdulaziz öncesi ve sonrası İslam dünyası ne durumdaydı,  onun hilafetinde nasıl huzur buldu. Yani yönetici nitelikli olsa mutluluk ve huzur ivmeli bir şekilde neşv u nema eder.

Halka selamlaşmayı bilen bu Yüksekova Kaymakamı İbrahim Çenet Beye  hitaben diyorum ki “Ey Kaymakam sana selam” olsun. Senin bu davranışınla mutlu oldum, umarım dünya ve ahrette saadete erenlerden olursunuz.

Selam ve  sevgilerimle.

 

  • Abone ol