Tarihin en büyük trajedilerinden biriydi 1915.

 

Yüzbinlerce insan, çoğu çocuk yaşta insanlığın gördüğü en büyük kıyımlardan birine maruz kaldılar.

 

Ölüm o kadar pervasız ve meşru kılınmıştı ki neredeyse ölüleri gömmeye yetecek kadar canlı insan bulunamaz olmuştu.

 

İnsanoğlu, binlerce yıl biriktirdiği tüm değerleri ayaklar altına almış, hemcinslerine karşı vahşi bir yoketme dürtüsünden başka bir his üretemez olmuştu.

 

Aklın, zamanın, vicdanın tükendiği bir uğursuzluktu 1915.

 

Üzerinden tam 99 yıl geçmesine rağmen, toprağı her eşelediğinde bir insan kalıntısı bulabilme ihtimalinin olduğu bir coğrafyaydı üzerinde yaşam kurduğumuz o toprak.

 

Hiç unutmadık.

 

İnsanlık onuru bu acıyı hiç unutmadı.

 

Fakat bu hatırlayış, bizi ürperten bu karanlık bilgi, günümüz dünyasının hâlâ anlamakta zorlandığı bir hayra vesile oldu.

 

Bu vahşetin mağdurlarının çocukları ve şimdi torunları atalarını anmaya karar verdiler.

 

Atalarını anmaya, yaşanan vahşeti tüm vahametiyle anlatmaya ve insanlığa “bunu bir daha yapmayın” diyebilmeye cesaret ettiler.

 

Her yıl nisan ayında binlerce Hıristiyan mağdur ölümlerin yaşandığı o topraklara geri geldiler.

 

O topraklardaki binlerce yaralı Müslüman bağırlarına basıverdi hemencecik onları.

 

Evlerine, köylerine buyur ettiler.

 

Müslümanlar, Hıristiyanların atalarının hatıralarına saygı göstermiş o malum coğrafyaya çoktan onların adını vermişlerdi zaten

 

Ve yitirilmiş yüzbinlerce canın anısına bir de anıt dikmişlerdi kendi elleriyle.

 

Her yıl nisan ayında gittikçe artar oldu o koca ve cesur kalabalık.

 

Neredeyse tüm üniversiteler, sivil toplum örgütleri, yöre halkı, kadınlar, çocuklar, dünyanın her yerinden ilgililer, gazeteciler ve bu kalabalığı kaçırmaya niyeti olmayan bir miktar siyasetçi ve devlet erkânı da hazır bulunur oldu meydanda.

 

Tüm dinlerden ilahiler okundu.

 

Tüm dillerde “amin” dendi.

 

O toprakların altında yatan insanlar her yıl usulüne göre dualarla, ağıtlarla anıldı.

 

Tutulan yas ile normalleştik.

 

Birbirimize sarılarak helalleştik.

 

Hayat devam etti.

 

Bu büyük acıdan yeni düşmanlıklar devşirmedik.

 

Bu büyük acıyla yeni cinayetler işlemedik.

 

***

 

İnsanlık tarihinin gördüğü en büyük trajedilerden biriydi 1915.

 

Yüzbinlerce insan, çoğu çocuk yaşta insanlığın gördüğü en büyük kıyımlardan birine maruz kaldılar.

 

Ve bu bilginin sahipleri, her yıl nisan ayında onların hatıraları önünde saygıyla eğiliyorlar.

 

Bana gelince;

 

İnsanız neticede, zaaflıyız biraz.

 

Kıskanıyorum bazen Anzak çocuklarını...

 

[email protected]

Twitter:@haykobagdat

  • Abone ol