Sonuçları itibariyle Türkiye’nin geleceğini etkileyecek “2015 Genel Seçimleri”ne 4 ay kaldı. Seçime katılacak siyasi partilerde hareketlilik her geçen gün daha da artıyor. Şüphesiz önceki seçimlerin de Türkiye’nin geleceği açısından önemi oldukça büyüktü. Ancak 2015 seçimlerini diğer seçimlerden ayıran çok önemli üç başlık var.

1-Çözüm Süreci’nin nihayete kavuşması:

Çözüm Süreci, Türkiye halkının tamamını, hatta denilebilir ki, en az Ak Parti seçmeni kadar MHP, CHP ve HDP seçmenini de çok yakından ilgilendiren bir süreçtir. Zira akan kan, Türkiye halkının kanıdır. Giden canlar Türkiye halkının canlarıdır. Bu açıdan bakıldığında acı ortaktır. Çözüm Süreci’nin nihayete kavuşmasıyla yaşanacak sevinç de ortaktır. Dolaysıyla, sürece başından beri sırtını dönen CHP lideri Kılıçdaroğlu ve MHP lideri Bahçeli’nin aksine, yüzünü sürece döndüren on binlerce CHP ve MHP seçmeni de barışın kalıcı olarak tesis edilmesiyle sevinç yaşayacaktır. Ortadoğu coğrafyasında son yüzyılın en hayırlı projesi olan Çözüm Süreci’ni nihayete kavuşturan, barışı tesis eden lider ve siyasi partinin adı tarih sayfalarına altın harflerle yazılacak. Bunun yanı sıra, kendi iç sorununu çözmüş bir Türkiye, Ortadoğu’da, bölgesinde ve dünyada “aktör ülke” konumuna yükselecek. Türkiye enerji koridoru haline gelecek.

2-Başkanlık Sistemi’ne geçiş:

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle fiilen yarı-başkanlık sistemine geçen Türkiye; karar alma mekanizmalarının daha da hızlanması, küresel dünyada rekabetçi karakterinin güçlenmesi, iki başlılığın giderilmesi, kuvvetler ayrımının belirginleşmesi ve millet iradesinin tecelligahı olan TBMM’nin daha da yetkilendirilmesi için Başkanlık Sistemi’ne geçmesi gerekiyor. Başkanlık Sistemi aynı zamanda Türkiye’yi geriye götüren koalisyon dönemlerinin de sonunu ima ettiğinden, beraberinde kalıcı bir istikrarı da getirmiş olacak. Yatırımcılar, artık, anayasa kitapçığının havada uçuş süresine göre borsanın değer kaybettiği bir ülkeye değil, siyasi ve ekonomik istikrarın kalıcılaştığı bir ülkeye yatırım yapacak. Öte yandan Başkanlık Sistemi, “bürokrat devletin sonu” da getirecek. Yani atanmış oligarkların vesayeti Başkanlık Sistemi ile tarihin çöp sepetine atılacak.

3-Sivil Anayasa yapılacak:

Cumhuriyet kurulduğundan beri Türkiye halkı hiçbir zaman kendi özüne, kültürüne, iç dinamiklerine, köküne ve mayasına uygun bir anayasa yapamadı. Halkın yerine, devlet(çiler) sözde “halk için” anayasa yaptı. Ama yapılan anayasaların tamamı “devleti” korumaya aldı. Halkın özgürlükleri askıya alındı, farklılıklar ötekileştirildi. Cumhuriyet tarihinde ilk kez millet, kendi anayasasını kendisi hazırlama fırsatı yakalayacak. 2015 seçimleri bu açıdan çok önemli. Öte yandan Türkiye’nin kronik problemlerini çözmek, demokrasiyi geliştirmek, hak ve özgürlükler bahsinde ilerlemek gibi hususlar da doğrudan Sivil Anayasa ile ilintili.

Bu her üç başlık da doğrudan Anayasa’yı değiştirmek için gerekli olan en az 330 Milletvekili sayısı ile ilgili.

İşte önümüzdeki seçimlerde muhalefet partilerinin, paralel yapının ve Türkiye’nin büyümesini ve güçlenmesini istemeyen emperyal/kapital oligarkların ittifak kuracağı nokta Ak Parti’yi 330 Milletvekili sayısının altında bırakmak olacak

Haziran seçimlerine kadar bir mucize olmazsa CHP ve MHP’nin iktidar olma şansı yok. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli, bunun farkında ve doğrusu her iki liderin de iktidar olma niyeti yok. Kendisini Ak Parti’ye göre konumlandıran, Ak Parti’ye göre politika belirleyen bir muhalefetten iktidar çıkması uzun vadede de mümkün görünmüyor. Geriye 30 Mart Yerel Seçimleri’nde yaptıkları gibi Ak Parti karşısında “kutsal ittifak” yapmak kalıyor.

Muhtemel senaryo şu:

HDP, seçimlere parti olarak katılacak. Ancak HDP’nin oy oranı %8 bandında. Barajı aşması için %2’lik oya ihtiyacı var. Doğu ve Güneydoğu’da ekstra oy alması mümkün değil. Bu ihtiyacı “CHP ve paralel yapı konsorsiyumu” karşılayacak. CHP’nin güçlü olduğu Antalya, Çankaya, İzmir, Şişli vb yerlerde CHP seçmeninden HDP’ye oy vermesi istenecek. Ve HDP’nin barajı geçmesi sağlanacak. CHP seçmeni bu tecrübeyi yerel seçimlerde edinmişti zaten.

Ne var ki Ak Parti, bundan önceki bütün mühendislik hesaplarını bozduğu gibi bu “üst akıl” hesabını da bozabilir. Antalya, İzmir, Ankara, Mersin, İstanbul gibi Kürtlerin yoğun yaşadığı yerlere Kürt adaylar koyarak Batı’daki oyların kaymasını engelleyebilir.

Sonuç olarak, ulusal ve uluslararası güçlerin önümüzdeki seçimlerde de hedefinde Ak Parti, Başbakan Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Yeni Türkiye var.

Başarırlarsa geleceğimizi çalacaklar.

Sahip çıkalım, geleceğimize…

  • Abone ol