Ekonomide ve siyasetteki başdöndüren gelişmeler bu iki alandaki kamuoyu algısını önemli ölçüde belirleyen medyadaki ‘derin’ değişimi pek gün yüzüne çıkarmıyor ama burayı ihmal etmemek lazım. David Hume “Tüm iktidarlar kanaatlere dayanır” derken medya-iktidar ilişkisini de anlatmış oluyurdu. Medya imparatorluklarının topyekun kanaat oluşturması ve bu kanaatlerin savaşlara, toplumsal histerilere, ırkçılığa yol açması bir 20. yüzyıl gerçeği idi. Bugün bunu aşmakta olduğumuz, insanlığın medya sayesinde topyekun ‘ketenpereye’ artık gelmeyeceği söylenebilir mi? Tam anlamıyla olmasa bile bunun güçlü işaretleri var.

Sosyal medya ve iletişim ağları, ‘ideoloji’ oluşturan medya imparatorluklarını ekonomik ve yaygınlık olarak yenmeye başladı. Arap Baharı bunun çok somut örneği. Bugün Türkiye’de de hem bu medyanın ürettiği ideolojide derin gedikler açılıyor hem de bu medyanın dinozorlarının ırkçı, cahil denizaslanları olduğunu anlıyoruz.  

‘Kamuoyu’ dediğimiz şey aslında,  kamuda hakim olan kanaat demektir. Bir düşünceyi kamuda hakim kılmanın bir çok yolu vardır ve tüm yollar medyaya çıkar. Endüstriyel medya bir kamuoyu üretim fabrikası gibi çalışır. Burada anahtar kavram, ‘kamuoyunun endüstriyelleşmesi’dir. Endüstriyel medya kamuoyunu da endüstriyelleştirerek siyasetle ilişkisini derinleştirir.  Bu ‘derinliği’ bize en çarpıcı olarak ifade eden ülke, medyanın endüstriyelleşmesinin doruğu olan medya oligopolleriyle donanmış ABD’dir. Bu ülkede iletişim medyaları, aynı zamanda, küresel kanaat ağları olarak örgütlenmişlerdir.

Küresel-geleneksel medyada 21. yüzyılın başına doğru birleşme ve tekelleşme yoğunlaşmıştı.  Ancak, zarar eden küçükleri almak, düşen kârların önüne geçmediği gibi, alternatif mecraların artması ile kâr erimesini hızlandırmıştır. Mesela, News Corparation, AOL-Time Warner gibi devler, birleşme-büyüme hedeflerini aşarak yüzlerce şirketi yutmuş ve başa çıkamayacakları ölçeklere erişmişlerdir. Bu tabii ayrı bir kriz dinamiğidir ve Türkiye’deki medya sektörü de bundan azade değildir.

Geleneksel medya bugün dünyada yalnız skandallarla erimiyor, yeni medya düzeni ve sosyal ağlar, ham haberciliği, 20. yüzyılın kanlı, çatışmalı dünyasında bırakalı çok oldu. Ham haberciliğe dayalı geleneksel basılı ve görsel medya, yerini teknoloji ve ağ şirketlerinin yapılarına bırakıyor. Aşağıdaki grafikte bilgi iletişim ve teknoloji şirketleri Google ve Apple ile ABD’nin iki geleneksel medya devi New-York Times ve GCI gruplarının, 2001’den beri borsa performanslarını görüyorsunuz. Bugün GCI, başta USA Today olmak üzere 17 günlük gazete ve 200’ü aşkın haftalık yayını digital ve basılı olarak ABD ve Britanya merkezli yayınlıyor. Ama on yıllık erimesi yüzde 80’i bulmuş. Peki Apple’ın son on yıldaki çıkışına ne diyorsunuz? Yüzde 2835... Bu olağanüstü performansın Google çok gerisinde ama yüzde 400’e yakın çıkışta da Google’ın müthiş bir istikrarı var.

Şimdi bizde bazı medya grupları satılık ya da el değiştirmeye hazırlanıyor. Bu grupların yazılı basın ayaklarında erime devam edecek. TV haberciliğinin etkinliği ise azalacak. Çünkü fordist üretim nasıl 20. yüzyılda kaldıysa topyekun- ham habercilik de orada kaldı.

20. yüzyılda medya imparatorluklarının sahip olduğu güce bugün tek tek bireyler sahip. 

Türkiye’de basın, şimdiye kadar devletin güdümünde ve egemenliğinde olmuş; devlet o anki sermaye biçimlenişine ve birikimine göre medya gücünü, onu istediği gibi kullanacak ‘özel’ sahiplerine devretmiştir. Ama şimdi bu da bitiyor. Sonuçta bu film buraya kadarmış... Kanaat oluşturmak bir meslek değilmiş demek ki...

 
 

  • Abone ol