Bugün malum YGS sınavı var; yani Yüksek Öğrenime Geçiş Sınavı. Tam 1.860.515 çocuk geleceğini arayacak. Bu rakamı özellikle tam yazmaya çalıştım; kimileri yuvarlıyor iki milyona yakın aday diye. Oysa her biri buraya ne yoğun emek, çaba ve umutla geldi. Çocukluktan çıkıp sistemin onları ‘aday’ nitelemesine razı olarak ellerinde pet su şişesiyle sınav kapısına geldiler işte. Lütfen onların her birini görelim; onlar aday değil, bizim çocuklarımız. Yani siz bu yazıyı okurken bu çocuklar kan-ter içinde hayatlarının en önemli sınavlarından birinde -deyim yerindeyse- savaşıyor olacak. Şu an bizim yaptığımız eğitim tartışmasının da pek umurlarında olduğunu sanmıyorum. Uzun zamandır bu pazar gününü kazasız belasız atlatmayı düşüyorlar çünkü. Bu pazar, sınav bitince biraz soluklanacaklar sonra LYS (Lisans Yerleştirme Sınavı) maratonu başlayacak.

YGS’den bir ay öncesinde hem devlet hem de özel liselerde lise son sınıflar okul yerine dershaneye gidiyordu. Şimdi YGS’den LYS’ye kadar olan süreçte de bu çocukların çok büyük bir bölümü okula gitmeyecek, dershanelere devam edecekler. Lise öğretmenlerinden, kendini öğretmen gibi hissedenler bu çocukların rehberliğini üstelenecek, diğerleri de epey boş zaman kazanmış olacak. Artık şu gerçeği görelim; velilerin yemeyip içmeyip milyonlarca lira verdiği liseler dahil Türkiye’deki tüm liseler, eğitim kurumu değildir. Bunlar, 14-20 yaş arası gençliği kayıt altında tutma, gereksiz birtakım bilgileri beyinlerine boca etme ve bunun yağma ekonomisini oluşturma kurumlarıdır. Bu liselerde çocuklara doğru dürüst entelektüel ve mesleki bilgi, deneyim aktarılmamaktadır. Bu yoz kurumlarda çocuklar dershane ekonomisine ve sınav sistemine kurban olarak ‘barındırılmaktadır’.

Bu çürümüş sistemi değiştirmek için Hükümet önemli bir adım atıyor ama bu adımın içeriği bugün şu dünyanın en aptalca sınavlarından birine giren çocukların üzerinden konuşulmuyor. Onlar, yok sayılarak, sistemin okullarının, dershanelerin ve kurumlarının ‘aday’ları olarak görülüyor. Valla çok iyi yaptı Hükümet; 28 Şubat cuntacıların son rötuşunu yaptığı zehirli arı kovanına çomak soktu. Beni bu sistemin yerinden oyması ilgilendiriyor. Burada bana hiç çocuklar demeyin; zaten kendisini kurtaran, sevdiği bir mesleği yapan bütün ‘aday’lar zamanında aday olmayı reddedip bu eğitim sisteminin değil, kendi çabasının sonucu buraya gelmiş insanlardır. Bu anlamda yaygın eğitimin devreye girmesi çok önemlidir ve yerindedir. Zaten örgün eğitim, bilginin sınırsızca dolaştığı, teknoloji tekelinin kırıldığı, bilgiyi ve teknolojiyi almanın, yeniden üretmenin hiyerarşisinin ortadan kalktığı bir dünyada çok barınamayacak.Geçen sene bu zamanlar yine YGS soruları ve cevap anahtarı üzerinden eğitim sistemini tartışıyorduk. O zaman şöyle yazmıştım:‘Yetmişli yılların başında liseler, hiçbir mesleki ve akademik hazırlık vermeyen, matematik, fizik gibi temel bilimlerde bir hiç olan, tarih, sosyoloji, felsefe gibi sosyal bilim alanlarında da resmi ideolojinin propagandasını yapan, yabancı dili bırakın, Türkçe’yi bile öğretemeyen genç insan harcama merkezleri olarak boy gösteriyordu.’ Bu niteliksiz liseleri bitirenler çaresiz kapağı üniversiteye atmak zorundaydı. İşte bu zorunluluk bugünkü milyar dolarlık dershane ekonomisini doğurdu. Tabii üniversiteler de öğrencisini seçme hakkından mahrum edilerek, YÖK cenderesine alındı ve üniversite olmaktan çıkarıldı. Bu, aslında darbelerle tahkim edilerek sürdürülen baskıcı bir vesayet rejiminin eğitim serüvenidir.

 

... Ama bu çok onursuz bir durum!

Yani bir toplum siyasetten ekonomiye, kültüre oradan eğitime kadar faşist bir merkeze ve o merkezin tekçi ideolojisine yönlendirilmiş. Bütün toplum, Ankara’da ‘o garnizonda’ yeniden yapılandırılmış...

Şimdi buradan çıkıyoruz. Bu eğitim sisteminin yetiştirdiği, ortaya çıkardığı çok büyük bir kitle bu çıkışa itiraz ediyor. Bu da beklenen bir şey. Çünkü onlar bu eğitim sisteminin ürünleri.

İlk önce ‘aday’ olmuşlar; sonra da adaylıktan ‘asli’ konumlarına geçmişler. Tabii ki onları yetiştiren bu sistemin yerinden oynamasına itiraz edecekler. Ancak, tarihsel olarak bu çok onursuz bir durum.

Şimdi benim diyeceğim; bugün şu güzel bahar günü sınavda ter döken çocuklarımızadır: Aday olmayın çocuklar insan olun; elinizden geleni yapın ama elinizden bir şey gelmezse de üzülmeyin, insan olmanın yolu bu eğitim sisteminden geçmiyor.

  • Abone ol