Cuma, Cumartesi ve Pazar… Önceliklerim vardı, Abhaz vatandaşı olabilmeli ve pasaportumu almalıydım, aldım da. Bu kısacık zaman diliminde görebileceğim her yeri görmeli, dokunmalı ve hissetmeliydim. Afon Manastırı, Afon Mağarası, Pitsunda, Ritsa, Gagra… Gördüm, zaman yetmedi anlayamadım…

 Ortodoks Hıristiyanlarının Hacı oldukları çok büyük bir Manastır Novi Afon Manastırı. Turizm açısından önemli bir yer. Afon Manastırı dünya üzerindeki en büyük Manastırlardan. 16. yüzyılda yapılmış. İçerideki freskler öyle etkileyici ki, büyüleniyorsunuz adeta. Novi Afon Mağarası, dünyanın en derin 3. mağarası. Yaklaşık 3 bin yılda oluşmuş. Mağara içine raylı sistemle giriliyor. Pitsunda, Gagra… Harika kumsallar. Ritsa… Stalin’in Daça’sının verandasından Ritsa Gölü’ne bakmanın insanda yarattığı etkiler anlatılamaz ki!

 

Hele salonu baştan sona kaplayan beyaz örtülü uzun masalar. İlk kez bu kadar çok çeşidi aynı masada görüyorum. Boy boy dizilmiş bardaklar. Geleneksel Abhaz mutfağının tüm renkleri masada. Müthiş bir şölen, bakanın gözleri parlıyor. Yemek yemenin ne güzel bir şey olduğunu orada fark ettim. Bu ana kadar yemek yemek benim için bir ihtiyaçtı. Şimdi ise güzel bir sofranın sevdiklerinizle vakit geçirebileceğiniz en keyifli mekan olduğuna inanıyorum.

 

Gitmek, görmek, dokunmak lazım. Dokunmadığınız hiçbir şey sizin değildir. Zor diye bir şey yoktur. Yapabilirsiniz.

 

Su gibi akıp geçen zamanı tutamıyoruz. Gittim, gördüm ve dokundum.

Ve hoşça kal Abhazya dedim, atavatanını ilk kez gören bir Abhazyalı olarak.

 

***

 

Hiçbir baskı, hiçbir zulüm insanı kendinden süremez. Tarihin kanlı yapraklarının parçası olan bireylerin yüreklerini zincirlemek mümkün değil. Dağıtabilirsiniz, bölüp parçalayabilirsiniz, işkence edip öldürebilirsiniz. Korkutabilirsiniz. Yaralar kapanır, ölenler bir çiçek olup yeniden soluklanır. Geçmiş eli kalem tutanlar tarafından tekrar yazılabilir. Ama insanların sızıları yeniden yazılan geçmişe şahitlik etmez. Gerçek tektir yürekte. Herkes inandığını yaşar. Ortak acılardır yazılmayanın dili. Kelimeler ağızdan değil yürekten gözden düşer.

 

***

Viladislav Ardzınba’nın sözleriyle bitsin istiyorum, başlangıçlar yaşansın diye…

 

“Biz Abhazların başkasına ait olanda gözümüz yoktur. Biz kimseye saldırmadık. Saldırıya uğrayan bizleriz. Tüm dünyanın olduğu gibi bizimde vatanımız ve özgürlüğümüz için mücadele etme hakkımız vardır. Bizim istediğimiz, büyük Allah’ın bize layık gördüğü kaderimize yazdığıdır. Öyleyse, bizler zafere ulaşacağız. Ben sizlerin buna yürekten inanmanızı istiyorum.”

 

Ve şair de diyor ki sanki benim elimden yazılmışçasına;

 

“Bugün seni düşünüyorum, herkes seninle! 
İşlikten işliğe, evden eve, 
kırmızı bir kuş gibi uçuyor adın. 
Kahramanlarınındır onur 
ve kanının her damlasınındır, 
saf ve mağrur meskenini savunan 
yüreklerden o muazzam birikimindir onur! 
Seni doğuran o acı ve kahraman ekmeğindir 
onur, açılırken zamanın kapıları 
halktan ve demirden ordun şarkı söyleyip yürürken 
kül ve ıssız toprak arasında, katillerin üzerine doğru, 
zaferin temiz ve kutsal toprağında 
bir ay gibi büyük bir gül ekmek için. “

 

***

Bu yazıyı hazırladığım gün 30 Eylül Abhazya’nın Zafer Bayramı. Ayaayra deriz. Dua ederiz sonra “ Yaradan tüm ulusları özgür ve müreffeh kılsın” diye.

 

Son

 

*** Benim için hayatımın en anlamlı gezisinde yanımda olan Sevgili Yusuf Ağabey, Ersin ve Doğan hep var olun. Kazandığım Haluk Ağabey ve Özlem her zaman sağlık ve huzurla mutlu olduğunuz yerde yaşayın.

  • Abone ol