Yazanlar satır satır dizmiş.

Biz de satır satır gidelim.

Yazmışlar:

“Her şeyi iyi bildiğiniz gibi Hrant Dink'in gerçek katillerini de iyi biliyorsunuz.”

Kime seslendikleri belli, hem de besbelli değil mi?

Ama kendilerine seslenilenlerin yıllardır sürdürdükleri pişkinliğe ara vermeden hiç üstlerine alınmayacakları, suskunluğun, geçiştirmenin, “miş gibi” yapmanın ardına sığınacakları da belli, hem de besbelli değil mi?

Yazmışlar:

“…Çoğunu tanıyorsunuz, devleti birlikte yönetiyorsunuz.”

Ne demek “devleti yönetmek”?

İlle Başbakan, bakan, milletvekili, genelkurmay başkanı, Anayasa mahkemesi başkanı filan demek değil. Validir, il emniyet müdürüdür, il jandarma komutanıdır, emniyette istihbarat şefidir.

Dilerseniz daha da aşağı inebilirsiniz. Karakol amiridir, “koordineli yargıç”tır”, kendini savcı olarak bağımsız yargının halkası değil “devletin görevlisi” olarak tanımlayandır…

Yazmışlar:

“…Ve perdeyi kaldırmıyor, tetiğin arkasındaki elleri korumaya devam ediyorsunuz.”

Nasıl korumasınlar?

Uğur (Mumcu) öldürüldüğünde “devleti yönetenler”den en tepelerdeki biri “O duvardan bir tuğla çekersem hepimiz altında kalırız” buyurmuştu. Yukarıdaki cümlede ise herhalde birileri “Perdeyi kaldırırsak hepimiz bütün suçlarımız ve suç ortaklığımızla çırılçıplak açığa çıkarız” filan derler. Yani elleri mahkum, tetiğin ardındaki elleri korumaya devam ederler.

Yazmışlar:

“…Sahneye koyduğunuz müsamerenin ikinci perdesi Çağlayan Adliyesi'nde devam ediyor.”

“Müsamere” ilkokul öğrencilerinin yıl sonu gösterisi ise acemicedir ama masumdur, temizdir, tertemizdir. Ama “müsamere” devlet katında oynanan bir oyunsa yine acemicedir ama artık masum da değildir, temiz de…

50 gün sonra altıncı yılı dolacak ve sadece tetikçileri hapse atılmış bir cinayette altı yıldır bir müsamere oynanmakta.

Bakalım bu sabah da müsamereye devam mı edilecek.

Göreceğiz.

Yazmışlar:

“…Biz yine orada olacağız, 'gerçek katiller yargı önüne çıksın' diyeceğiz.”

Göreceğiz sahiden de. Çünkü orada olacaklar. Altı yıldır sarsılmayan sabırları ve bitmeyen inatları ile hep olmaları gereken yerde hazır ve nöbette oldukları gibi…

“…3 Aralık Salı, saat 10.00'da Çağlayan Adliyesi C Kapısı'ndayız!"

*    *    *

Okuduklarınızı yazanlar Hrant’ın Arkadaşları.

Sayarsanız bir avuç, iyi bakarsanız milyon avuç…

Milyon avuç çok inatçı ve çok sabırlı ve altı yıldır “Hrant için, adalet için” diye haykıran kadın ve erkeklerden söz ediyorum.

Bu sabah saat 10’da İstanbul’da Çağlayan Adliyesinin C kapısında olacaklar.

Siz?

http://t24.com.tr/yazi/okuyun-yazmislar/7956

  • Abone ol