Yeter artık, ‘Özgür Gündem’ler kapatılarak, barışa açılan yollarda yürümek hayaldir!


28.03.2012 - Bu Yazı 4232 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

HEP AYNI FİLMİ SEYRETMEK GERÇEKTEN AZAP VERİCİ

Bir gazete, Özgür Gündem, mahkeme kararıyla kapatılıyor.
Ses yok! Bazı köşelerdeki tek tük tepkilerin dışında geçiştiriliyor. Niye? Sesimiz neden gür çıkmıyor, çıkamıyor. Niçin itiraz etmiyoruz? Haber değeri mi yok?

 

Bir gazete, Özgür Gündem, mahkeme kararıyla kapatılıyor.
Ses yok!
Bazı köşelerdeki tek tük tepkilerin dışında geçiştiriliyor bir gazetenin kapatılması.
Niye?
Sesimiz neden gür çıkmıyor?
Ya da çıkamıyor?..
Niçin itiraz etmiyoruz?
Haber değeri mi yok?
1980’leri anımsıyorum.
12 Eylül döneminde Diyarbakır Askeri Cezaevi’nden işkencehane yapıldığı zaman da sessiz kalmıştık büyük basın olarak.
O cezaevinde insanlara bok yedirilirken, insanlığa karşı suç işlenirken de üç maymunu oynamıştık, kalem oynatmamıştık. Acılar  görmezlikten gelinmişti büyük basında...
Kürt sorunu böyle derinleşti.
İçinden çıkılmaz hale geldi.
PKK bu acılarla büyüdü.
Bir gazeteci olarak ben de bu büyük ayıptan kendime düşen payı biliyorum.
1990’lar da farklı geçmedi.
Bu kez faili meçhul cinayetler gözardı edilmeye başladı büyük basında. “Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır” zihniyeti medyada ağır basınca, Ankara’dan, iktidardan verilen ‘ince ayarlar’ etkili olunca, Güneydoğu’da işlenen binlerce cinayetin üstüne kalın bir perde indirildi.
İnsan haklarını hiçe sayan bu korkunç dalga 1992 yılında çıkmaya başlayan Özgür Gündem gazetesini de vurdu.
30’u muhabir olmak üzere 76 Özgür Gündem çalışanı faili meçhul cinayetlere kurban gitti.
Gazete sürekli kapatıldı.
Gazete sorumluları yıllara varan ağır hapis cezalarına  çarptırıldı.
1994’de biri İstanbul’daki merkezi olmak üzere üç bürosu ‘derin devlet’ eliyle bombalanarak yerle bir edildi.
1990’lar böyleydi. 2000’ lerde ne değişti?
Özgür Gündem açısından değişen bir şey var diyebilir miyiz?
1990’larda bombalanırdı.
Şimdi kapatılıyor.
1990’larda çalışanları canlarından olurdu.
Şimdi özgürlüklerinden oluyorlar.
Bu da bir ‘ilerleme’ herhalde...
Halen hapisteki 104 gazeteciden 12’si Özgür Gündem’den. Gazete 1990’lardaki gibi yine kapatılıyor. Terörle Mücadele Kanunu bıçak gibi kesmeye devam ediyor.
Sözü uzatmak istemiyorum.
Terör örgütünün aleti, propagandası’ gibi cılkı çıkmış tartışmalara girmiyorum.
“Hapisteki sarı basın kartlı, kartsız gazeteci” gibi hiçbir inandırıcılığı olmayan lafazanlıkları da geçiyorum.
Bunların kıymeti harbiyesi yok.
Mesele geliyor tek bir noktaya takılıyor:
Yasakçı kafa!
Bu kafayla bir yere gidemeyiz. Beğenmediğimiz sesleri susturarak -ya da susturacağımızı sanarak- barış çalmaz kapımızı.
1980’ler, özellikle 1990’lar böyle geçti. Devlet kendinden çok emindi o zamanlar da.
“Tünelin ucundaki ışık gözüktü, gözükecek!” söylemi o tarihlerde de iktidar sahiplerinin ağzından hiç düşmezdi.
Özgürlükleri boğarak sorunun çözüleceğini sandılar. 1990’larda Kürtler  yalnız özgürlüklerinden değil, canlarından da oldular.
Biz de büyük basın olarak bütün bu yaşanan acılara, insan hakları ihlallerine gözümüz kapattık.
Sesimiz çıkmadı.
Sonuç?
Ne barış geldi.
Ne Kürt sorunu çözüldü.
Ne de PKK yenildi.
Bugün bu filmi yeniden seyredecek miyiz?
Ben seyretmek istemiyorum.
Çünkü, barış namlunun ucunda değil.
Çünkü, yasakçı kafalarla barışa açılan yollarda yürünemez.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
15.1.2019
Ya Başkan Trump ciddiyse?..
13.1.2019
Türkiye'nin oyun planı savaş değil, barış olmalı!
11.1.2019
Yazı yazmak içimden gelmiyor ama dayanamıyorum, yazmadan olmuyor!
8.1.2019
Adı İSTİBDAT olan bir kitap düşünüyorum, basılır mı?..
3.12.2018
Siz önce gazeteciliği, gazete yapmayı öğrenin, sonra medya üzerine ahkâm kesin!
2.12.2018
Yol uzundur günden ama ölümden kısa…
1.12.2018
Bravo, bağımsız yargı dediğin böyle olur!
24.11.2018
Erdoğan'ın işine geldiğinde hukuk, gelmediğinde guguk!
21.11.2018
Gazetelerin gazete mutfaklarında özgürce yapıldığı günlerin özlemiyle...
20.11.2018
Cumhurbaşkanı, ağaç dikince çevreci mi oldu?
19.11.2018
İnsan bazen ağlamaz mı bakıp bakıp kendine...
17.11.2018
İkinci Kavala Operasyonu: Derinleşmekte olan sivil darbeyi protesto ediyorum!
13.11.2018
Karar'a ilan ambargosu...
12.11.2018
Tarihten ders almak yok mu?
9.11.2018
Silah çıkmaz yoldur!
8.11.2018
Amerikan seçmeni "Dur bakalım" demiş olsa da, Başkan Trump bela olmaya devam edecek!
3.11.2018
Yandaş medya nasıl inşa edilir, demokrasi nasıl çökertilir?..
2.11.2018
Sözcükler artık özgürlüklerini kazanamayacak mı?
1.11.2018
Evet sevgili Can öyle, “Ben nerede yazıyorsam, Türkiye oradadır”
29.10.2018
Evet, bir kez daha vurguluyorum: Erdoğan'a karşı Atatürk'ün yanındayım!
27.10.2018
Saray'daki Sultan'lar tam biat ister, çatlak ses değil
26.10.2018
Erdoğan'ı İstanbul'da, Ankara'da yıkabilecek misiniz?..
24.10.2018
Devlet cinayeti, devlet terörü...
23.10.2018
Hayatın bizden yana olmadığı zamanları yaşıyoruz!
21.10.2018
Osman Kavala 1 yıldır iddianame bile olmadan hapiste; sonra da hukukmuş, adaletmiş...
19.10.2018
Acılara doğmak!
17.10.2018
Ekonomik kriz, dalga dalga gelip çarpmaya devam edecek!
15.10.2018
Suudi meslektaşım Cemal Kaşıkçı için...
13.10.2018
Hikâyedir hikâye!
12.10.2018
Hüzün!
10.10.2018
Namusluların da en az namussuzlar kadar cesur olması...
8.10.2018
Güven! Ekonomide güven mi, güldürmeyin insanı...
3.10.2018
Can, Nazlı, Ahmet derken...
1.10.2018
Demokrasi, hukuk, özgürlük bizim işimiz, Almanya'nın değil!
28.9.2018
Türkiye hikâyesiz kalmaz ama yeni bir hikâye için de yürek lazım!
23.9.2018
Erdoğan'dan nasıl ve ne zaman kurtulacağız, bilen var mı?..
20.9.2018
400 milyon dolarlık uçak...
18.9.2018
Yoksa kapımızı çalmakta olan, biz batacaksak memleket de batsın, havası mı?
8.9.2018
Zaman geriye aksa daha iyi mi olur, bilemedim
3.9.2018
Kendi kendisiyle çelişkiye düşmeyen bağnazdır!
2.9.2018
Kökü dışarıda edebiyatından dış düşman edebiyatına...
30.8.2018
Ahmet Altan'a mektup...
27.8.2018
Anaların sessiz çığlığından korkan bir ülke olduk, ne kadar hazin!
25.8.2018
Acıyı bunca yıldır içlerinde biriktiren Cumartesi Anneleri'ni saygıyla selamlıyorum!
22.8.2018
İşte geldik gidiyoruz ama...
21.8.2018
Güngör Abi de bir başka diyara göç etti gitti!
19.8.2018
Dünya 'kötüler'e kalıyor!
17.8.2018
Demokrasi için isyan etmek, emir kulu olmayı reddetmek, hayır demek, devlete itiraz etmek...
16.8.2018
Cennette DUVAR!
14.8.2018
Memleket yanıyor!
25.7.2018
Karanlık günlerde, şuncu buncu ayrımı yapmadan en geniş uzlaşmalara açık olmak...
24.7.2018
Sevgili Enis, anayasası çalınan milletvekili!
18.7.2018
Gazeteci milletine selam olsun, helal olsun yazısı...
17.7.2018
Özgürlük diye, demokrasi diye gelen faşizm ya da kapıyı çalan hayaleti
15.7.2018
Hüzün!
12.7.2018
Çaresizlik içinde seyir mi edeceğiz, bir DEMOKRASİ MANİFESTOSU bile çıkmayacak mı?
7.7.2018
Çağlayan'dan gelen mahkeme kararı ve bir ömür boyu yaşanan hayal kırıklıkları...
4.7.2018
1933 Hitler Almanyası'ndan 2018 Erdoğan Türkiyesi'ne bir çizgi...
3.7.2018
Birinci Cumhuriyet'i bitirdiğini sanan Erdoğan yanılıyor; şimdi demokratik cumhuriyet safları sıkılaşıyor!