Başlıktaki soru haklı. Tamam, AKP sandıkta kazandı. Hem de muhalefetin bütün beklentilerini boşa çıkararak.

CHP’nin sandık hilelerine karşı özellikle Ankara’da başlattığı mücadele ne sonuç verir bilemeyiz. Zaten en geç Pazar akşamı sonuçlanmış olacak. Ancak bütün bunlar AKP’ninyüzde 45, CHP’nin yüzde 27 – 28 oranında oy aldığı gerçeğini ortadan kaldırmıyor.

Yani AKP sandıkta açık farkla kazandı.

Yine de “Kazandı mı” diye sormak çok yanlış değil.

Tarih kitaplarında “Phyrrus (Pirus) zaferi” terimi geçer. İsa’dan önce 279’da Epir (kimi kaynaklara göre: Tarentum) kralı Phyrrus, savaşa tutuştuğu güçlü Roma ordusunu yener. Ama kendisi de ordusunun neredeyse tamamını yitirmiştir. Söylenceye göre Kral Phyrrus,savaşın ardından “Tanrım bir daha bana böyle bir zafer ihsan etme” der.

Tayyip Erdoğan böyle bir söz elbette etmedi. Etmez de. İyice kabarık kibrinin 30 Mart “zaferi”nden sonra artık taştığını düşünmek daha doğru.

Gel gör ki 17 Aralık’ta başlayan ve seçime kadar süren “ses kaydı savaşları”ndan Tayyip Erdoğan ağır yaralı çıktı. Ordusu, yani partisi taşınması çok güç bir kirlilik kamburu ile sakat; Başbakan’ın kendisi sıradan bir “hukuk devleti”nde kaçınılmaz bir istifa getirecek suçlamalarla karşı karşıya. “Alo Fatih”leri,TV programlarına hoyratça, hatta yasadışı müdahaleleri; polis ve yargı erkinde hallaç pamuğu gibi atılma operasyonlarını; Suriye’deki terörist siyasal İslamcılara silah yüklü TIR desteğini; yolsuzluk, rüşvet, hırsızlık iddialarını, “Hayır hepsi yalan” diyerek değil, “Komplo, darbe vb.” gibi topu taca atma cevaplarıyla göğüslemeye çabaladığını hatırlayın.

Seçmenlerin yukarıda sayageldiklerimi önemsemediğini, onlardan etkilenip AKP’ye oy vermekten vazgeçmediğini ileri sürenler çıkacaktır.  O yüzden “Phyrrus zaferi” nitelemesini abartılı bulacaklardır. Hatta kimileri “Müzmin muhalif Aydın Engin efendi,  AKP’nin seçim zaferini önemsizleştirmeye çabalıyor ama nafile” diyenler bile çıkabilir.

AKP’nin kamburu sadece yukarıda sayageldiklerimden ibaret olaydı belki böyle söyleyen ya da düşünenler haklı olabilirdi.

Tayyip Erdoğan’ın bir zamanlar kostak kostak “stratejik ortak” ilan ettiği ABD, ortaklık görüşmelerinde kâh vazgeçip, kâh hız verdiği Avrupa Birliği için Twitter ve Youtube yasakları sadece bardağı taşıran damlalar. Bardağın içi Çin füzelerinden, Suriye’deki terör örgütlerine silah ve lojistik destek, İran ambargosunu hile yoluyla delme çabaları ile dolu.

Yani kambur kambur üstüne.

Haydi buna bir de askeri vesayeti elele, omuzomuza çökerttiği güçlü destekçisi Cemaat ile geri dönülmez ölçüde kapışmışlığı ekleyelim.

Erdoğan seçim arifesinde ve kampanyasındaki manevraları ile  ustaca oynağı “ezeli ve ebedi mağdur” oyununun bütün kozlarını yitirdi. Bundan sonra atacağı her adımda artık “Paralel yapı, darbeci yargı, Türkiye’nin büyümesini istemeyen dış güçler” edebiyatının ne inandırıcılığı kalacak, ne geçerliği.

Zaten “Phyrrus zaferi” terimi  böylesi seçim zaferleri için de kullanılır ve yanlış olmaz…

  • Abone ol