Bu yazı bir hastane odasında yazılıyor. Merak etmeyin bir şey olmadı.

Ama siz bu yazıyı okurken (çarşamba) bir şey olacak.
Şimdilik üçünün kod adlarını belirleyebildiğim (nihai fetvayı veren G.G., beni ikna etmekle görevli S.Ö. ve bıçağı kullanacak T.K.) bir doktor grubu kararıyla beni bir ameliyathanede yüzüstü yatıracaklar, belimi açıp kesip biçecekler(miş). Kanal mı daraltacaklar, kanal mı genişletecekler, kemikleri mi birleştirecekler, aralarını mı açacaklar bilmiyorum. Ben anlamayayım diye kuşdilinden farksız “tıp dili”yle konuşuyorlar...
Belim ağrıyor, yürürken, hele yokuş çıkarken daha da berbat ağrıyor. Böyle bir şikâyetle doktora gidene ne yapılır? Benim bildiğim mesela bir hap verilir, yutar, ağrı geçer. Olmadı bir şurup yazılır, içer, merdivenleri koşar adım çıkacak hale gelir.
Deşifre olmamak için bir araya gelmiyorlar ama aralarında yoğun bir telefon trafiği olduğunu hemen sezdiğim bu doktor grubu (yoksa “çetesi” mi deseydim) kestirip attılar: Ameliyat...
Bunu niye yaptıklarını, neden böyle bir karar verdiklerini bilmiyorum. Ancak kafamda bin bir soru dolanıyor. Derin kuşkular içindeyim.
Mesela...
Mesela bunlar “Paralel Yapı”nın ajanları olabilir mi? Olabilir. Çünkü bugünlerde “Cemaat, adını hizmet Hareketi diye değiştirse bile niye bir bankaya sahip olmak ister” sorusuna cevap arayan zalim bir Tırmık döktürme hesabındaydım. Telefonlarımı dinlemiş ve bu yazıyı hiç olmazsa bir süre erteletmek için ajanlarını devreye sokmuş olabilirler mi? Valla olabilir...
Mesela...
Mesela bu doktor grubu “Saray ajanları” olabilir mi? Valla mümkün. Sarayın sultanı bugünlerde besbelli sürekli “Biri bile eksilse kârdır” hesabı yapıyor. Bu hesapla “Kaç gün uzak kalır; kaç gün yazmazsa kârdır” demiş olabilir.
Peki, “Türk milliyetçiliğinin ulusalcı kanadı”yla işbirliği yapıyor olabilirler mi? Halleri, tavırları, sözleri hiç böyle bir izlenim vermiyor ama yine de olabilir. Onlara “Yav bu herif Cumhuriyet’e geldiğinden beri mail ise mail, tweet ise tweet, bombaladık. Çek git... Defol... Seni okumuyoruz, zaten geçen gün yazdığın Tırmık da rezaletti, filan dedik ama tınmadı. Haftada dört – beş gün yazıyor. Şunu tıp marifetiyle gazeteden uzaklaştırsanız ulusal çıkarlarımıza hizmet etmiş olursunuz” dedilerse... Onlar da buna “he” dedilerse...
Bitmedi...
Bu tuzağı Cumhuriyet yönetimi de kurmuş olabilir. Biliyorsunuz, Can Dündar arkadaşım nöbeti Utku Çakırözer arkadaşımdan devraldı. Yardımcılığına da yazıişleri masalarında bir ömür tüketmiş, şimdi ikinci bahara hazırlanan Tahir Özyurtseven arkadaşımı getirdi. Besbelli kollar sıvanacak, hareketli günler yaşanacak. Gazete yönetimi “Şu günlerde bu herif ayağa dolanmasın, ukalalık edip kafa şişirmesin” diye bu ameliyat formülünü üretmiş olabilir mi?
Olabilir.
Dahası Cumhuriyet yönetimi “Biz bu herifi çalışsın diye işe aldık. Oysa o haftada dört beş Tırmık attırıp ardından ense yapıyor. Habere yollamaya kalksak ‘Belim çok ağrıyor’ dümenine yatıyor. İyisi mi şu bel mazeretini elinden alalım da oraya buraya yollayalım” demiş olabilir mi?
Bence bal gibi olabilir...

***

Sonuç: Siz bu yazıyı okurken beni kesip biçecekler. Sonrasını da yine kesip biçenler söyleyecekler...
Başıma gelecekleri biliyorum. Beni soğuk bir ameliyathane salonuna önden giyilip arkadan kıçını açık bırakan bir gömlekle taşıyacaklar. Kadın mı, erkek mi bilemiyorum ama elinde kocaman bir iğne tutan bir hekim “Şimdi sizi bayıltacağım. Ben başla deyince 10’a kadar sayın” diyecek. Ben efelenip, “50’ye kadar sayarım” diyeceğim ve saymaya başlayacağım:
- Bir, iki, üç, döört, beşşş, a-al-tı, ye-yedd, se-ssssssss... Sonrasını sonra, yani uyanınca yazarım...

***

- Aydın Efendi, okuduk, anladık da… Peki, ama bu kadar kişisel konularla biz okurları niye meşgul ediyorsun? Bu köşeyi sana böyle yazman için vermediler herhalde...
... diyenleriniz çıkabilir.
Cevabımdır: Gece yarısı mezarlıktan geçerken korkusunu bastırmak için yüksek sesle türkü söylüyor” niyetine okuyun olsun bitsin...

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/211255/Bir__iki__Uc__Doort__Besss__A-al-ti__Ye-yedd__Ssssssss....html#

  • Abone ol