Zafer Bayramı’nı herkes gibi ben de sınırsız bir coşkuyla kutlarken, Büyük Taarruz ruhunu daha canlı bir şekilde yaşamak gereği hissettim.

Elimde bir kılıçla sağa sola taarruz etmek çevreye rahatsızlık verebileceği için, daha sakin bir yöntem seçtim. Kütüphanemde biraz aranıp 30 Ağustos’un mana ve ehemmiyetine uygun bir kitap buldum, okumaya koyuldum.


Vatandaş için Medenî Bilgiler.
 Atatürk’ün manevî kızı Âfet Hanım’ın kaleme aldığı kitap 1930’da yayımlanmış. Önsözünde “Bu notları Ankara Musiki Muallim Mektebinde son ders yılında ‘Yurt Bilgisi’ namı altında okuttum. Umum için istifadeli olacağını ümid ederim” diyor.

Ben çok istifade ettim doğrusu. Özellikle “Millet” bölümünden herkesin istifade etmesini isterim.


“Sözlerimin kolay anlaşılması için, yine Türk milletine bakacağım; çünkü dünya yüzünde ondan daha büyük, ondan daha eski, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlar tarihinde görülmemiştir.”


“Yakın ve uzak zamanlar düşünülürse, Türk’e yurtluk etmemiş bir kıt’a yoktur. Bütün dünyada, Asya, Avrupa, Afrika, Türk atalarına yurt olmuştur. Bu hakikatler eski ve yeni tarih vesikaları ile malûmdur. Fakat bugünkü Türk milleti, varlığı için bugünkü yurdundan memnundur. Çünkü büyük, kudretli atalarının mukaddes miraslarını bu yurtta da muhafaza edebileceğinden, zenginleştirebileceğinden emindir.”


“Türk milletinin her kişisi, bir takım farklarla ve fakat umumî surette birbirine benzer.”


“Türklerin aşağı yukarı hep ahlakları birbirine benzer. Bu yüksek ahlak, hiçbir milletin ahlakına benzemez.”

Hepsi umumî surette birbirine benzeyen, ahlakları aşağı yukarı hep aynı olan bu milleti inceler ve bizlere anlatırken, Âfet Hanım ansızın duraklıyor.

Sahne gözümün önünde canlanıverdi adeta: Kalemini hokkaya daldırmışken birdenbire “Hay Allah,” diye düşünüyor, “bir de şu diğerleri var, onları da yazmak lazım.”

Ve yazıyor:


“Bugünkü Türk milleti siyasî ve içtimaî camiası içinde kendilerine Kürtlük fikri, Çerkeslik fikri ve hatta Lazlık fikri veya Boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiş vatandaş ve milletdaşlarımız vardır. Fakat [bu propaganda], düşman aleti olan mürteci beyinsizlerden başka hiçbir millet ferdi üzerinde tesir hâsıl etmemiştir.”

Güzel. Düşman propagandası sonucunda kendisini Kürt, Çerkes, Laz veya Boşnak zanneden mürtecileri hâllettik.

Sonra duruyor Âfet Hanım, “Tüh be, bir de şeyler var, onları da yazalım” diye mırıldanıyor.

Kalemi hokkadan alıp yazıyor:


“Bugün içimizde bulunan Hıristiyan, Musevî vatandaşlar, mukadderat ve talilerini Türk milliyetine vicdanî arzuları ile raptettikten sonra, kendilerine yan gözle ve yabancı nazarıyla bakmak medenî Türk milletinin asil ahlakından beklenebilir mi?”

Elbette beklenemez!

Ama kaderlerini Türk milliyetine raptetmek istemezlerse ne olacak?

“Ben biraz farklı yaşamak istiyorum, pardon” derlerse ne olacak?

Ne olacağını seksen küsur senedir görüyoruz.

Son otuz senedir daha da açıkça ve kanlı şekliyle görüyoruz.

Denebilir ki, “Yahu, kadının biri 1930 yılında bir kitap yazmış, seksen seneyle, günümüzle filan ne alakası var?”

Çok yakın alakası var.

Prof. Dr. Toktamış Ateş, Vatandaş için Medenî Bilgiler kitabını aslında Mustafa Kemal’in yazdığını söyler. Kitaptan, “Cumhuriyetimizin temel felsefesini ortaya koyan son derece önemli” bir eser olarak söz eder. Haklı.

Ve bu temel felsefenin hâlâ geçerli olduğundan kim kuşku duyabilir?

Buyurun, günlük bir gazetede iki gün önce yayımlanan bir köşe yazısı:


“İşinde gücünde olan, vergisi ödeyen, Türkiye Cumhuriyeti nin kanun ve yasalarına uyan Ermeni kökenli vatandaşlarımızla, bizlerin bir sorunu olmadığını burada özellikle vurgulamak istiyorum. Bizlerin sorunu, Türkiye nin altını oymak isteyenlerle...


Ben Köşemde de yazdım. Başka Yazarlarda gündeme getirdi; PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan ın Ermeni kökenli olduğu ve asıl adının da Artin Agopyan olduğu söyleniyor. Abdullah Öcalan ın, Kürtçe bilmediği belirtiliyor. Peki şimdi sorulması gereken asıl soru şu: Ermeni kökenli olup da, ayrıca Kürtçe bilmeyen insanlar, nasıl olup da, Kürtler adına hareket edebilir, siyasi sonuçları olan ve Türkiye Cumhuriyetini yıkmayı hedef alan girişimlerde bulunabilirler!?...”

Öncelikle, alıntının Türkçesi için özür dilerim, olduğu gibi kopyaladım.

Yazarın Türkçe bilgisi belli ki biraz zayıf, ama Cumhuriyet’in temel felsefesine tümüyle hâkim.

Şöyle diyor:

Vergisini ödeyen, susan, kaderini Türk milliyetine rapteden Ermeni veya Kürt iyidir. İtirazımız yoktur.

Ama raptetmezlerse, sorun çıkarırlarsa, yapacağımız ırkçılığın, iğrençliğin, adiliğin sınırı yoktur.


[email protected]

  • Abone ol