Kadri GÜRSEL



Bookmark and Share

İktidarın Atatürk kompleksi


13.11.2019 - Bu Yazı 170 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 AKP iktidarının kendisini yeterince güçlü hissettiği anlarda harekete geçen bir dürtüsü var: Muhalefetin ve halkın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamasını çeşitli bahanelerle önlemeye çalışmak. Misal, 15 Temmuz 2016 başarısız darbe girişiminin sebep olduğu olağanüstülük halinden, baskıcılığını artırmak için güç alan iktidar, 17 Ekim ile 30 Kasım tarihleri arasında Ankara’daki tüm toplantı, yürüyüş ve mitingleri ‘güvenlik gerekçesiyle’ yasaklamıştı. Bunun sonucu 29 Ekim kutlamaları ile birlikte 10 Kasım anmaları da yasak kapsamına giriyordu.

Cumhuriyet Bayramı’nın sivil girişimlerle kutlanmasını engelleme eğilimi, iktidarın 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri’nde aldığı ağır yenilgiye kadar bir şekilde varlığını hissettirdi. 

AKP’nin yerel seçim hezimeti ’15 Temmuz’la başlayan siyasi dönemi sona erdirmiştir. Halk tabanında harekete geçen değişimin kuvvetli karakteri, geçen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları ve 10 Kasım Atatürk anmalarında da keskin hatlarıyla belirginleşti. 

Bu değişimi kışkırtan faktör ise bizzat iktidarın 15 Temmuz sonrası dönemin olağanüstülüğünü fırsat bilerek Türkiye’ye gayrimeşru biçimde dayattığı ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’… Bu sözde rejim, sorunlarla malul de olsalar, çok eksik de kalsalar, bir cumhuriyeti cumhuriyet yapan kurumların tamamını işlevsizleştirdi. Hukuk güvencesinin son kırıntılarını da ortadan kaldırdı; tüm gücü bir kişinin elinde, kontrolsüz ve dengesiz biçimde yoğunlaştırdı. 

Üstelik bu yeni durumun ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ olan özel adında ‘sistem’ diye bir sözcük yer alıyor. Söz konusu durumda sistemik olan husus, eğitimden ekonomiye, dış politikadan yargıya sürekli olarak kriz üretilmesi ve bu krizleri çözme yeteneğinin bulunmamasıdır. 

Halkın önemli bir kesimi, ‘sistem’in fabrika ayarları sonucu ülkenin içine girdiği tam teşekküllü kriz sarmalında Cumhuriyet’in tüm kazanımlarının yitip gittiğini görüyor. ‘Sistem’in ekonomiyi krize sürüklediği, ülkeyi akıl, bilim ve çağdaş uygarlık hedefinin ekseninden neredeyse tamamen çıkardığı, toplumsal insicamın temeli olan laikliği tasfiye ettiği, eşitsizlikleri derinleştirdiği, geniş toplumsal kesimleri dışladığı gerçeğinin idraki nispetinde bir antitez arayışı da güç kazanıyor. 

Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasında somutlaşan çağdaş uygarlığa koşma arzusu bu bağlamda güçlenmektedir. Cumhuriyet’in hukuk devleti ve demokrasiyle taçlandırılmadığı sürece cumhuriyet olma vasfını da yitireceği gerçeğinin AKP iktidarında yaşanan acı tecrübelerle algılanması, Türkiye halkının nihayet yaşayarak elde ettiği çok değerli bir tarihsel kazanım olabilir.

Bu eşsiz tecrübeden öğrenilebilenler, Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği uygarlık ufkunun çizgisi ile aynı doğrultudadır. 

AKP, devleti ele geçirdi ve devletin göreceli özne olma hali bu şekilde son buldu. Bu sayede Atatürk devletten azat edildi. 

Bazılarının Türkiye çözümlemelerinin temelini tesis etmiş olan ‘cami-kışla çelişkisi’ tarihe karışmıştır. 

Neticede Kemalizm bir ideoloji olarak dar bir çevrenin elinde kalırken, Atatürk, akla, bilime ve laikliğe dayanan bir vizyon ve bir uygarlık ufkunun simgesi olarak halkla buluştu.

İşte, iktidarı geçen 29 Ekim’de ve 10 Kasım’da hiç olmadığı kadar hırçınlaştırıp, insiyaki olarak kendi siyasal İslamcı ve totaliter özünü konuşturmasına neden olan faktör, bu buluşmadır.

Cumhuriyet’in kurumlarını içeriden yıkan ama müesses bir nizam kuramayan ve kurma yetisini de haiz olmayan köhne iktidar, halkla Atatürk simgesinin sağlıklı zeminde hemhal olmasına tahammül edemiyor. Atatürk’ün halkın düşünce ve duygu dünyasında yeniden vücut buluşu, siyasal İslamcı iktidarın tarihsel bir yenilgi hissiyatı yaşamasına neden olmaktadır.

Bunun adı ‘Atatürk kompleksi’dir.

Bu değilse, 10 Kasım’da, Cumhuriyet’ten miras kalmış devlet töreninin ifası için Anıtkabir’e giden ricalin çıkışında, önceden ve özellikle pozisyon aldırılmış bir gruba Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan lehinde tezahüratta bulundurulmasının anlamı başka ne olabilir? Türkiye’nin hafıza mekanı Anıtkabir’in manevi şahsiyetine saygısızlık etmek için, Cumhuriyet sayesinde başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı makamlarına yükselebilmiş bir siyasetçinin adı kullanılmamalıydı.

Nihayet, Gazi Mustafa Kemal, Samsun’a bir Osmanlı subayı olarak çıkmış olabilir…

Lakin unutulmasın, o Mustafa Kemal, Osmanlı modernleşmesinin ürünü olan, zamanının yenilikçi eğitim kurumlarında yetişmiş, fevkalade parlak ve üstün meziyetli bir subaydı. 

Siyasal İslam ise Osmanlı modernleşmesini ‘Batı taklitçiliği’ olarak görür ve lanetler. 

Cumhuriyet’i kuran kadrolar da Mustafa Kemal gibi, o lanetlenen Osmanlı modernleşmesinin evlatlarıdır.

Osmanlı modernleşmesinin karşıtları modern Cumhuriyet’e de karşıdır.

İki Mustafa’nın şahsında sembolleşen bir karşıtlığın devamıdır bu. Bu iki Mustafa aynı zamanda yaşamamışlardır; biri diğerinden bir asır önce yaptıklarıyla, henüz başlangıcındayken Osmanlı modernleşmesini duraksatmış ve tarihin kritik bir dönemecinde büyük zaman kaybına neden olmuştur.

Kabakçı Mustafa’dan bahsediyorum.

Mustafa Kemal ile Kabakçı Mustafa’nın şahıslarındaki karşıtlıkla temsil edilen 200 yıllık kavganın son epizodunu yaşıyoruz. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
18.11.2019
Beyaz Saray’da mütebessim
13.11.2019
İktidarın Atatürk kompleksi
10.11.2019
Erdoğan, Trump’a gidiyor: S-400’lerden kurtulmak için değilse neden?
5.11.2019
Batı alemiyle ipler tamamen kopmak üzere mi?
27.10.2019
Suriye’de ‘Pax Russica’
15.10.2019
‘Barış Pınarı’ nerede biter?
3.10.2019
Osman Kavala’nın mahpusluğu utandırıyor
1.10.2019
Esad’la kim, neyi, ne zaman görüşecek?
28.09.2019
Çünkü hep birlikte o araçlara binip gezdiler
27.09.2019
Babacan’ın Reisçilik sonrasındaki rolü
12.09.2019
Muktedir oldular ama iktidar olamadılar
6.09.2019
Erdoğan’a göre ‘adalet’
26.08.2019
Türkiye İdlib’de nasıl sıkıştırıldı?
23.08.2019
Kayyımla güç göstermek, güçsüzlüktür
20.08.2019
Fırat’ın doğusu: Kim ne aldı, ne verdi, kim kimi yendi?
4.08.2019
İktidar, Suriyelilerle baş başa, karşı karşıya
31.07.2019
Sputnik Türkiye’nin geçici ‘yol arkadaşlığı’
26.07.2019
Krizin temelinde derin güvensizlik var: Amerikan tehdidi, Rusya’dan S-400 aldırdı
24.07.2019
Yargı silahıyla öldürdüğünüz hukuku şimdi diriltebilir misiniz?
14.07.2019
SETA vesikası: İktidarın itirafnamesi
5.07.2019
İktidarın basını etkisiz, baskısı etkili
29.06.2019
Erdoğanizma sisteminin çözülüşü
22.06.2019
İktidarın çaresizliği, ülkenin felaketi olmamalı
19.06.2019
Erdoğan 23 Haziran’ın galibini açıkladı
30.3.2019
15 Temmuz Döneminin Son Seçimleri
30.1.2019
Bir Tersyüz Etme Vakası olarak “Madura”
31.12.2018
2019: Büyük Belirsizlikler, Cevabı Zor Sorular
27.12.2018
“Yerel Seçimler” Neden Yerel Değildir?
2.12.2018
Ana Akım Medyanız Nasıl Olsun?
12.11.2018
Sınırsız, Hadsiz, Hukuksuz Türkiye
30.10.2018
Her Şey Dağılır, Merkez Tutamaz Bahçeli’yi
8.9.2018
İdlib’de yüzleşmek
1.9.2018
Osman Kavala’nın sakin mağduriyeti
18.8.2018
Türkiye’nin tam teşekküllü krizi
3.8.2018
24 Haziran’daki ‘uçan mürekkepli mühür’ palavrasını en çok kim yaydı
15.7.2018
Hızlı ve geçici iktidar
6.7.2018
Muhalefetin bir numaralı sorunu medyadır
30.6.2018
24 Haziran’ın sürprizi MHP değil, ‘münafıklar’
25.6.2018
Bu seçimin galibi halktır
23.6.2018
24 Haziran’ın dört kesin sonucu
21.6.2018
‘Oylarınızı çaldırmayacağız’
19.6.2018
Mantar tabancası patlasa da sandığa
13.6.2018
İnce, Erdoğan’ı iktidardayken ‘indiriyor’
8.6.2018
Korkan iktidar korkutarak oy istiyor
5.6.2018
Erdoğan, ‘Bay Kemal’den neden vazgeçemiyor?
1.6.2018
Muharrem İnce fenomeni
29.5.2018
24 Haziran’da iktidarın işi artık daha zor
26.5.2018
Türk Lirası’nı kim çökertti?
16.5.2018
Üç yıl sonra HDP yine anahtar
11.5.2018
Dinamizm tamam Umutlar tamam Moraller tamam
8.5.2018
Muharrem İnce’yle bozulan mezhepçilik oyunu
4.5.2018
Basın özgürlüğü neden alerji yapıyor?
1.5.2018
Atı alan Üsküdar’a geçecek mi?
20.4.2018
İç ve dış krizlerden önce baskın seçim
17.4.2018
Cihatçılar da Türkiye’ye havale
16.4.2018
Saldırı sınırlı, Ankara’nın pozisyonu etkilenmez
14.4.2018
Şimdiki mesele kimyasal silah değil
4.4.2018
Hürriyet’e veda ve teşekkür
2.4.2018
AK Parti’nin kendi orta sınıfı da rahatsız
24.3.2018
Doğan Grubu’nun imhası, ana akım medyanın sonu
21.3.2018
Afrin ve ötesi
7.3.2018
Arkadaşlarımızı hapiste tutarak hiçbir şey kazanamazsınız
24.2.2018
İdlib’e dikkat
13.2.2018
TSK Suriye’den neden çıkmaz?
23.1.2018
Afrin savaşının öteki cephesinde durum
17.1.2018
Zor, Suriye’de oyunu bozar mı?
5.1.2018
Türkiye-ABD: Krizin kara yılı başladı
2.1.2018
İran örneği: Çok bastırırsan patlar
29.12.2017
Siyaseten lince yargı koruması imkânsızdır
19.12.2017
Necip Fazıl merkezli matbuat kriterleri
15.12.2017
Işıklı küre’deki Kudüs gerçekleri
13.12.2017
ABD, Atilla’ya neden karşı?
8.12.2017
Korkunç ikili: Trump-Netanyahu
1.12.2017
17 Aralık operasyonu New York’ta sürüyor
28.11.2017
Mısır, Türkiye’deki boşluk ve IŞİD
24.11.2017
Rusya ile imkânsız ittifak
21.11.2017
Osman Kavala neden hapiste?
17.11.2017
Mehter marşıyla gelip İzmir Marşı’yla gitmek
14.11.2017
Türkiye ve ABD: Çatışmalı boşanma
10.11.2017
Durun gitmeyin, daha yaşanacak çok şey var
8.11.2017
FETÖ’cülük suçlamasının serencamı
3.11.2017
Dünya dönüyor
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive