Kadri GÜRSEL



Bookmark and Share

ABD İdlib’de bir taşla üç kuş vurmak istiyor


17.02.2020 - Bu Yazı 243 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Rusya destekli Suriye ordusunun geçen aralık ortalarında başlattığı İdlib operasyonundaki ilerleyişi, Türkiye ile Suriye’yi açık savaşın eşiğine getirdi, Ankara ile Moskova arasında kriz ortamı yaratmakla kalmadı, çatışma ihtimali doğurdu ve tüm bunların sonucunda ABD, açılan fırsat kapısından içeri ayağını uzattı.

Amerikan heyeti Ankara’ya geldi; Türkiye’ye İdlib’de tam destek sözü verdi. “Yürüyün, arkanızdayız” dediler. 

“Yürüyün” derken gösterdikleri istikamet ‘İdlib’in ötesi’ydi. 

Bu arada bazı teşvik edici argümanlar da dolaşıma sokuldu: Esad’ın nefesi tükeniyor, parası bitiyordu. Petrol ihracatına getirilen ambargoların ağırlığı altında ezilen İran’ın Şam rejimine eskisi kadar çok para vermesi artık mümkün değildi. Rejimin parası altı ay sonra bitecekti.

Rejim, güneyde geri aldığı bölgeleri yönetemiyordu, yeraltına inen asilerin terör saldırıları istikrar sağlanmasını önlüyordu. 

Esad’ın etrafındaki bazı kişiler kendisiyle ilgili hayal kırıklığı içindeydi, Şam’da bir saray darbesinin şartları giderek olgunlaşıyordu. 

Rusya’nın kapasitesi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) komşusu Suriye’ye yığdığı ve yığacağı kara gücünü, herhangi bir başka kara gücüyle dengelemeye yetmezdi. Türk topçusunun üstün ateş gücünün karşısında duramazlardı. Türkiye’nin yapması gereken, İdlib sahasındaki Rus hava üstünlüğünün tam hava hakimiyetine dönüşmesini önlemekti. Bunun için bir Suriye uçağını düşürmek bile yeterli olabilirdi.

Rusya’dan sınır aşan bir mukabele gelirse NATO’nun desteği Türkiye’nin arkasında olacaktı.

ABD’nin İdlib’deki vaziyeti, Rusya’ya kaptırdığı Türkiye’yi geri kazanmak için fırsat olarak görmesi doğal. 

Bununla kalmıyor elbette… ABD, Türkiye’nin Suriye’de kendisini içine düşürdüğü fevkalade zor durumu, Rusya ile sürdürdüğü ‘büyük güç rekabeti’nde Moskova’nın burnunu sürtmek için kullanmak istiyor.

ABD’nin amacı, Rusya’nın Suriye’de kazandığı zaferin maliyetini azami ölçüde ağırlaştırmak, tahammül edilmez bir noktaya getirmek.

Türkiye, izlediği fevkalade yanlış politikaların zincirleme etkisi sonucunda kendisini Suriye’de gerçek anlamda köşeye sıkıştırdı. İşte ABD, Rusya’ya karşı güttüğü, geçmişte Afganistan’da çok etkili olmuş bu politikanın başarısı için Türkiye’nin krizinden istifade etmek istiyor. Amaç, NATO’nun en büyük ikinci ordusunun Suriye’de savaşa sürülmesi. Kimin yumurtasının önce kırılacağı ise ABD’nin umurunda değil.   

Mamafih Türkiye ile ABD arasında 2016’dan bu yana derinleşen tarihsel güven bunalımı giderilmeden, Suriye’de ABD’nin “Arkanızdayız” demesine de güvenilerek yürünecekse, Ankara’nın her iki adımda bir dönüp arkasına bakması gerekecek, ABD gerçekten arkasında mı diye… 

Ve bir soru: ABD Ankara’daki muhataplarını arkasında olduğuna ve dolayısıyla Suriye’de Rusya’ya rağmen yürüyebileceğine ikna etmiş olabilir mi?

Bu yerinde bir soru, çünkü Ankara’dan verilen mesajlar, Suriye’deki rejimi yıkma heyecan ve hevesinin yeniden zuhur ettiği izlenimini uyandırıyor.

Misal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 12 Şubat’ta partisinin TBMM grup toplantısında söyledikleri… 

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Büyükelçi James Jeffrey başkanlığındaki Amerikan heyeti Ankara’da görüşme halindeyken, Cumhurbaşkanı Erdoğan da Türkiye’nin bölgedeki askerilerine ‘en küçük bir zarar gelmesi halinde, rejim güçlerinin İdlib’le ve Soçi Mutabakatı sınırlarına bağlı kalınmadan, her yerde vurulacağını, karada belirlenen sınırların ötesine kadar kovalanacağını’ ilan ediyordu.

Erdoğan’ın bu konuşmasından iki gün önce Suriye ordusu, İdlib’in doğusundaki Taftanaz Hava Üssü’ndeki Türk birliklerine top ateşi açarak beş TSK mensubunun ölümüne neden olmuştu. 

Cumhurbaşkanının sözleri Suriye’yi bu tür saldırıların tekrarından caydırmaya yönelik bir uyarı olarak da değerlendirilebilir ama öyle görünmüyor, bu aslında savaş ilanı.

Ve bu savaş ilanının gereği, çok yakın gelecekte yerine getirilmek durumunda kalınabilir. Sözün özü, Türkiye’nin Suriye ile savaşa tutuşma ihtimali artmıştır. 

Çünkü mevcut şartlarda Rusya ve Türkiye anlaşmaz ve İdlib’de bir ateşkesin yürürlüğe girmesini acilen temin etmezlerse, TSK ve Suriye Arap Ordusu arasında yeni çatışmaların vuku bulması neredeyse kaçınılmazdır. 

Ayrıca, yine Erdoğan tarafından Suriye’ye, Soçi Mutabakatı sınırlarının gerisine çekilmesi için şubat sonuna kadar verilmiş süre var. Bu bir ültimatomdu.

Burada, İdlib’i ülkeye geri kazandırmak veya ilk hedef olarak en azından Lazkiye, Halep ve Şam arasındaki karayolu bağlantısını yeniden tesis etmek için ilerleyen Suriye ordusundan ve onun karşısında, bu harekatı ilk etapta durdurmak için kendi hükümetinin talimatı doğrultusunda İdlib’de mevzilenen TSK arasındaki karşıtlık söz konusu. Amaçlardaki bu zıtlığın çatışma üretmesi, alanın Suriye ordusunun ilerleyişi nedeniyle daralması sonucunda önlenemez hale geldi.

TSK 10 gün içinde İdlib’e iki tugaya yakın güç kaydırdı. Düşman kuvvetler iç içe geçmiş durumda. İdlib’in doğusunda ve güneyinde kalan TSK’ya ait tüm ‘gözlem istasyonları’ Suriye ordusu ve müttefikleri tarafından çevrelendi.

Ve üstelik sahada, Heyet Tahrir El-Şam gibi El Kaide uzantısı, kendi başına buyruk bir fanatik cihatçı grubun varlığı söz konusu.

Kendi haline bırakılacak bir vaziyet değil bu.

Soçi Mutabakatı ise çökmüştür. 

Türkiye ve Rusya arasında daha fazla zaman geçirmeksizin yeni anlaşmaya varılması gerekiyor.

Bu olmaz ve ABD’nin arzuladığı senaryo gerçekleşirse karşımıza nasıl bir manzara çıkar?

Öyle görünüyor ki Rusya, ültimatomuna sadık kalıp saldırıya geçen Türkiye karşısında müttefiki Suriye’yi İdlib ve ötesinde kaderiyle baş başa bırakmayacak. 

Türkiye ve Rusya’nın bu şartlarda çatışarak birbirlerine kayıp verdirmeleri ihtimal dahilinde olacaktır.

Türkiye ve Rusya, İdlib’de ateşkesi sağlamaz ve sahadaki yeni durumu gözeten bir anlaşmaya varmazlarsa Rusya’nın misillemesinin İdlib’le sınırlı kalacağını varsaymak ise mümkün görünmüyor. 24 Kasım 2015’te Rus Su-24 uçağının düşürülmesinden sonra Rusya’nın uyguladığı yaptırımları anımsatmak yeterlidir.

Türkiye, Amerikan arzuları doğrultusunda İdlib’deki askeri ve siyasi pozisyonunu, yeni bir sığınmacı krizini önleme yönündeki mevzilenmenin ötesine taşırsa, bunun sonucu ABD’nin bir taşla üç kuş vurması olacak.

Birinci kuş Rusya, ikinci kuş Suriye, üçüncü kuş da Türkiye’dir.

Tartışılması gereken, İdlib ve ötesinde girişilecek yaygın bir harekatın askeri sonuçlarının ne olacağından ziyade, Suriye macerasının Türkiye’ye çıkaracağı çok boyutlu maliyettir. 

Tuzağa düşüp düşmemek Erdoğan iktidarının, varsa, kalmışsa ferasetine bağlıdır.

Sığınmacı krizini önleme amacından sapan her türlü askeri harekat, sonunda Türkiye’nin içine dönecek bir bumerang etkisi yaratacaktır.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
11.03.2020
Moskova’daki hezimet, İdlib’deki musibetten iyidir
5.03.2020
Siyasi cephane olarak harcanan sığınmacılar
26.02.2020
Kanun varsa Osman Kavala bu salı serbest bırakılmalı
20.02.2020
‘Darbe-tonik’
17.02.2020
ABD İdlib’de bir taşla üç kuş vurmak istiyor
4.02.2020
Demokrasinin Brexit karşısındaki sınavı
19.01.2020
Eğitimi çökerten iktidar ayakta kalabilir mi?
9.01.2020
İran kumarı Trump’a seçim kazandırır mı?
6.01.2020
Trump, İran’ın ‘vezir’ini aldı: Savaş kapımızda
3.01.2020
İktidarın ‘Kanal İstanbul’ restini görmek
26.12.2019
İstanbul’u ‘Kanal İstanbul’dan kim kurtaracak?
12.12.2019
İktidarın ‘2020’de erken seçim’ mecburiyeti
18.11.2019
Beyaz Saray’da mütebessim
13.11.2019
İktidarın Atatürk kompleksi
10.11.2019
Erdoğan, Trump’a gidiyor: S-400’lerden kurtulmak için değilse neden?
5.11.2019
Batı alemiyle ipler tamamen kopmak üzere mi?
27.10.2019
Suriye’de ‘Pax Russica’
15.10.2019
‘Barış Pınarı’ nerede biter?
3.10.2019
Osman Kavala’nın mahpusluğu utandırıyor
1.10.2019
Esad’la kim, neyi, ne zaman görüşecek?
28.09.2019
Çünkü hep birlikte o araçlara binip gezdiler
27.09.2019
Babacan’ın Reisçilik sonrasındaki rolü
12.09.2019
Muktedir oldular ama iktidar olamadılar
6.09.2019
Erdoğan’a göre ‘adalet’
26.08.2019
Türkiye İdlib’de nasıl sıkıştırıldı?
23.08.2019
Kayyımla güç göstermek, güçsüzlüktür
20.08.2019
Fırat’ın doğusu: Kim ne aldı, ne verdi, kim kimi yendi?
4.08.2019
İktidar, Suriyelilerle baş başa, karşı karşıya
31.07.2019
Sputnik Türkiye’nin geçici ‘yol arkadaşlığı’
26.07.2019
Krizin temelinde derin güvensizlik var: Amerikan tehdidi, Rusya’dan S-400 aldırdı
24.07.2019
Yargı silahıyla öldürdüğünüz hukuku şimdi diriltebilir misiniz?
14.07.2019
SETA vesikası: İktidarın itirafnamesi
5.07.2019
İktidarın basını etkisiz, baskısı etkili
29.06.2019
Erdoğanizma sisteminin çözülüşü
22.06.2019
İktidarın çaresizliği, ülkenin felaketi olmamalı
19.06.2019
Erdoğan 23 Haziran’ın galibini açıkladı
30.3.2019
15 Temmuz Döneminin Son Seçimleri
30.1.2019
Bir Tersyüz Etme Vakası olarak “Madura”
31.12.2018
2019: Büyük Belirsizlikler, Cevabı Zor Sorular
27.12.2018
“Yerel Seçimler” Neden Yerel Değildir?
2.12.2018
Ana Akım Medyanız Nasıl Olsun?
12.11.2018
Sınırsız, Hadsiz, Hukuksuz Türkiye
30.10.2018
Her Şey Dağılır, Merkez Tutamaz Bahçeli’yi
8.9.2018
İdlib’de yüzleşmek
1.9.2018
Osman Kavala’nın sakin mağduriyeti
18.8.2018
Türkiye’nin tam teşekküllü krizi
3.8.2018
24 Haziran’daki ‘uçan mürekkepli mühür’ palavrasını en çok kim yaydı
15.7.2018
Hızlı ve geçici iktidar
6.7.2018
Muhalefetin bir numaralı sorunu medyadır
30.6.2018
24 Haziran’ın sürprizi MHP değil, ‘münafıklar’
25.6.2018
Bu seçimin galibi halktır
23.6.2018
24 Haziran’ın dört kesin sonucu
21.6.2018
‘Oylarınızı çaldırmayacağız’
19.6.2018
Mantar tabancası patlasa da sandığa
13.6.2018
İnce, Erdoğan’ı iktidardayken ‘indiriyor’
8.6.2018
Korkan iktidar korkutarak oy istiyor
5.6.2018
Erdoğan, ‘Bay Kemal’den neden vazgeçemiyor?
1.6.2018
Muharrem İnce fenomeni
29.5.2018
24 Haziran’da iktidarın işi artık daha zor
26.5.2018
Türk Lirası’nı kim çökertti?
16.5.2018
Üç yıl sonra HDP yine anahtar
11.5.2018
Dinamizm tamam Umutlar tamam Moraller tamam
8.5.2018
Muharrem İnce’yle bozulan mezhepçilik oyunu
4.5.2018
Basın özgürlüğü neden alerji yapıyor?
1.5.2018
Atı alan Üsküdar’a geçecek mi?
20.4.2018
İç ve dış krizlerden önce baskın seçim
17.4.2018
Cihatçılar da Türkiye’ye havale
16.4.2018
Saldırı sınırlı, Ankara’nın pozisyonu etkilenmez
14.4.2018
Şimdiki mesele kimyasal silah değil
4.4.2018
Hürriyet’e veda ve teşekkür
2.4.2018
AK Parti’nin kendi orta sınıfı da rahatsız
24.3.2018
Doğan Grubu’nun imhası, ana akım medyanın sonu
21.3.2018
Afrin ve ötesi
7.3.2018
Arkadaşlarımızı hapiste tutarak hiçbir şey kazanamazsınız
24.2.2018
İdlib’e dikkat
13.2.2018
TSK Suriye’den neden çıkmaz?
23.1.2018
Afrin savaşının öteki cephesinde durum
17.1.2018
Zor, Suriye’de oyunu bozar mı?
5.1.2018
Türkiye-ABD: Krizin kara yılı başladı
2.1.2018
İran örneği: Çok bastırırsan patlar
29.12.2017
Siyaseten lince yargı koruması imkânsızdır
19.12.2017
Necip Fazıl merkezli matbuat kriterleri
15.12.2017
Işıklı küre’deki Kudüs gerçekleri
13.12.2017
ABD, Atilla’ya neden karşı?
8.12.2017
Korkunç ikili: Trump-Netanyahu
1.12.2017
17 Aralık operasyonu New York’ta sürüyor
28.11.2017
Mısır, Türkiye’deki boşluk ve IŞİD
24.11.2017
Rusya ile imkânsız ittifak
21.11.2017
Osman Kavala neden hapiste?
17.11.2017
Mehter marşıyla gelip İzmir Marşı’yla gitmek
14.11.2017
Türkiye ve ABD: Çatışmalı boşanma
10.11.2017
Durun gitmeyin, daha yaşanacak çok şey var
8.11.2017
FETÖ’cülük suçlamasının serencamı
3.11.2017
Dünya dönüyor
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive