Kemal CAN

Cumhuriyet



Bookmark and Share

Yüzde 50 evde zor tutuluyor


1.6.2018 - Bu Yazı 488 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İktidar seçmeninde giderek kristalize olan ve aslında en çok yine iktidar tarafından fark edilen ve ölçülen bir "zorakilik" var. Yüzde elli artık gerçekten "evde" zor tutuluyor. Ama evde zorla tutulanlar, sokağa çıkıp "ötekilere" saldırmak için değil, evi terk etmek için eşikte duruyor.

Seçime neredeyse üç hafta kaldı. Bu seçimin son derece kritik olduğu konusunda herkes hemfikir ama önceki seçimlerde olduğu gibi seçim sokaklara inmiş değil. Türkiye’nin neresine gidilirse gidilsin, birkaç hafta sonra seçim olacakmış gibi bir atmosfer yok. Miting yapılan şehirlerde bile büyük bir hareketlilik gözlenmiyor. Erken seçim çok kısa bir takvime sıkıştı. Elbette atmosferi belirleyen en önemli neden aşırı erkenlik ve acele ama bu bile aşırı sakinliği açıklamaya yetmiyor. Bir küçük not: Hareketliliğinin aleyhine olacağını düşünen iktidar kanadı bu seçimde sokak canlanmasına katkı vermiyor, derin bir kampanya yürütüyor.

Peki, bu tablo insanların siyasete, seçime çok mu ilgisiz olduğunun göstergesi? Sokaklardaki, meydanlardaki hareketliliği yaratacak olan gençler için bunu söylemek mümkün. Hemen bütün partilerde miting kalabalıklarının yaş ortalaması fazla yüksek ama kadın sayısı da artıyor. Konuştuğunuzda ise, insanların heyecansız veya ilgisiz olmaktan çok, bunu göstermek konusunda hevesli olmadıkları anlaşılıyor. Giderek sayısı ve çeşitliliği artan anketlere ilgiden, biraz sohbetin ardından sorulan “ne olacak peki” sorularından anlaşıldığı üzere, biraz zaman tanıyınca merak hemen kendini gösteriyor. Muhtemelen seçime katılım oranları da hiç düşük olmayacak.

‘DİKKAT ET UYANDIRMA’

Seçim araştırmalarının duayen ismi Tarhan Erdem ile kısa bir sohbet imkanı buldum. Erdem, genel eğilimleri ve Türkiye’nin gideceği yönü okumaktaki zorluklara işaret etti. Onun anlattığı çok çarpıcı bir anekdot, durumun başka bir yüzünü gösteriyor: Uzun zamandır alışveriş yaptığı bir esnaf, “Ne olacağını biliyoruz ama fazla fark ettirmemek lazım” demiş. Erdem, çok iyi tanıdığı bu esnafın yıllardır sürdürdüğü oy tercihini değiştirdiğinden ama bunu ilan etmeyi istemediğinden emin. Yani örtülü bir “tamam ama uyandırma” halinin izleri görülüyor. Eğer seçmeni biraz şahıslaştırarak düşünürsek, herkes gibi sürpriz yapmaktan, yaptığının söylenmesinden hoşlanmasının çok garip olmadığını düşünebiliriz.

Her seçimde alışık olunduğu gibi, “kararsız oranları çok yüksek” sözleri bu sefer pek duyulmuyor. Yayınlanma sıklığı artan anketlerde de, kararsız oranları çok yüksek çıkmıyor. Fakat bu seçimde, herkesin farklı biçimde tarif ettiği bir “dip dalgadan” bahsediliyor. Belki bu kez kararsızlardan değil, bekleyenlerden; fikir oluşturmayanlardan değil, fikrini uygulamaya koymayanlardan bahsetmek daha doğru. Sayısal olarak ölçülmese bile, neredeyse bütün gözlemcilerin birleştiği nokta, aynı gibi görünen tablonun hiç de öyle olmayabileceği, alttan alta ciddi bir yön değişikliğinin sezilebildiği.

KORKU NE YANA DÜŞER?

Seçim atmosferinin fazla canlı olmaması ile ilgili sohbetlerde, “insanlar çekiniyor” argümanı çok sık kullanılıyor. Açıkçası, OHAL, açık saldırılar ve baskılar, ayrıca seçim güvenliğine ilişkin kaygılar, bu görüşleri haklılaştıracak bir zemin oluşturuyor.

Ama korku meselesinin biraz daha karmaşık bir başka yönü daha var: Kendi yapabileceğinden korkmak. Bu korku, yüksekten bakıldığında kendini aşağıya bırakmaktan veya metro istasyonunda trenin altına doğru yürümekten korkmak gibi ürkütücü şeylerle ilgili olmak zorunda değil. Bazen, çok önemli bir meseleyle yüzleşmek, çözüm için adım atmak, bir alışkanlıktan vazgeçmek gibi çok hayırlı şeylerden de korkabilir, kaçabilir; “Şimdi zamanı mı” diye düşünebilir insan.

İktidar seçmeninde giderek kristalize olan ve aslında en çok yine iktidar tarafından fark edilen ve ölçülen bir “zorakilik” var. Yüzde elli artık gerçekten “evde” zor tutuluyor. Ama evde zorla tutulanlar, sokağa çıkıp “ötekilere” saldırmak için değil, evi terk etmek için eşikte duruyor. Evini terk etmek, bağımsızlaşmak, “o ailenin” çerçevelediği sınırların dışında bir varoluş inşa etmek cazip geldiği gibi, korkutucu da olabilir. “Münafıklık” barajı da, evini terk etme niyeti olup henüz bunu yapamayan ama biraz içeride gürültü çıkartarak zemin yaratmaya çalışanlara karşı üretilmiş gibi. Çünkü, artık “dışarıdaki tehlikeler” argümanı zayıflıyor.

HEVES KURSAKTA KALMASIN

Dışarıdan gelen “özgürlük eşitlik çok güzel, sen de gelsene” sesleri yeterince gür çıkmıyor olabilir veya henüz kışkırtıcılık korkuyu yenememiş olabilir, ama duyulmaya başlandığı kesin. Üstelik, başka seslere kulak kabartmanın nedeni, dışarıdan gelen “aşina” seslerden daha çok, içerideki kulak tırmalayıcı yeknesaklık. Dışarıda bir şenlik havası oluşmadı belki ama içeride sıkıntı veren kasvet havada asılı. 24 Haziran’ın bu dinamiği ne kadar görünür hale getireceği hâlâ belirsiz. Muhalefet tarafında gürültülü bir heyecan ortaya çıkmamasının “yine heves kursakta kalmasın” hissiyle de yakın bir ilgisi var. Yani muhalefet tarafında da, heyecanı gizlemeye çalışan örtülü bir korku hakim: “Ya olmazsa…”

Kimlik siyasetinin katılaştırdığı siyasi tablo, hem iktidar hem muhalefet seçmenindeki somut ve kışkırtılmış korkulara bir kez daha teslim olarak, çok köklü bir değişimin şartlarını üretemeyebilir. Ancak, bu durum değişimi zorlayacak bir dinamiğin oluşmadığını göstermeyecek. Değişimin mutlaka olumlu ve hayırlı olmayabileceğini not ederek, durdurulamaz olduğunu görmenin de vakti geliyor. Son hafta, ciddiye alınabilir dört – beş anketin sonuçlarına bakma fırsatım oldu, görüşlerine değer verdiğim araştırmacı ve gözlemcilerle konuştum. Hemen hepsinin birleştiği nokta, rakamların sürprizli olmasına kimsenin şaşırmayacağı. İşte bu yüzden, 24 Haziran yeni seçimlerin ve değişim arayışının kapısını açmaya aday.

Gazete Duvar

.

Facebook Yorumları

Kod8
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8