Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Kemal CAN

Cumhuriyet



Bookmark and Share

Enerjik Kötümserlik


28.9.2018 - Bu Yazı 137 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Uzunca bir süredir ama özellikle 24 Haziran sonrasında, medya ve sosyal medyada iktidar yanlısı görevli veya gönüllü kalemlerin muhalefete dönük; "geçti o günler, artık buna alışın" türünden tacizleri çok arttı. Elbette, muhalefetteki moral bozukluğu ve yenilgi hissi dolayısıyla da, etkisi büyüdü, yerleşikleşti. Muhtemelen yerel seçim için yeni bir ittifak sürümünün devrede olmasıyla, "kazandık, yine ve her zaman kazanacağız" alaycılığının dozu artacaktır. Çok sevimsiz bir hal alsa da, siyaseti müsabaka havasına soksa da, bu tavrın anlaşılabilir bir tarafı var. Bir türlü tatmin olmayan rövanşist refleksler garantili siyasi motivasyon kaynakları. İktidar olmaktan çok iktidardan etmenin, refaha ermenin değil, ötekileri canından bezdirmenin daha önemli olduğu blok siyasetinin belirleyiciliği hâlâ yüksek. Pozitif beklentiler ve yeni bir başarı hikâyesi kurmanın zorlaştığı bir zeminde bu havanın değişmesi değil, daha da sertleşmesi beklenir. Fakat asıl anlaşılmaz olan, "artık başka bir durum var" söyleminin muhalefet blokundaki yaygınlığının giderek artması.

Bu yazıya ilham veren makale daha seçim öncesinde Birikim Haftalık'ta yayımlanmıştı. Evren Balta, otoriteryan sistemin kalıcılığını tartıştığı 12 Haziran tarihli yazısında şöyle diyordu:
 

"Bir otoriteryan sistemin kalıcılığından ancak ve ancak otoriter siyasal sistem uzun dönemli davranışsal değişimi sağladığında söz etmek mümkün. (...) Nasıl ki demokratik konsolidasyondan söz edebilmek için bütün siyasal aktörlerin ‘demokrasinin tek oyun’ olduğu noktasında uzlaşmaları ve siyasal davranışlarını bu uzlaşıya göre şekillendirmeleri gerekiyorsa, otoriteryanizm için de aynı şey söz konusu. Bir diğer deyişle otoriteryanizmi büyük bir çoğunluk ve temel siyasal aktörler, siyasal davranışlarını belirleyen ‘tek gerçek’ olarak kabul etmediği ve buna karşı güçlü bir direniş var olduğu sürece otoriteryan konsolidasyondan bahsetmek mümkün değil. (...) Velhasıl bir rejimin belirli bir yöne doğru gösterdiği kimi özellikler (yani demokrasiye ya da otoriteryanizme geçiş) o rejimin süreklilik kazandığı anlamını taşımıyor."


Bence bu değerlendirmelerin, 24 Haziran sonuçlarıyla da hiçbir cümlesini değiştirmek gerekmiyor.

24 Haziran seçim kararının alındığı, ittifakın oluştuğu ve seçim yasalarının iktidar lehine düzenlendiği süreçteki karanlık havada boykot seçeneğini de tartışmaya açan "kötümser" yaklaşımlar yaygındı. Seçimin ertesinde oluşan moral çöküntü bu yaklaşımları tazeledi. Bir durum analizinden çok, kolay haklılaştırılabilecek ruh haline teslim olanları bir kenara bırakıp, maksatlı ve enerjik "kötümserlik" üzerinde ayrıca durmak lazım. Bu cümlede "kötümserlik" için kullanılan tırnak, gerçekten farklı bir içeriği işaret etmek için. Çünkü bahse konu durum, gerçek bir kötümserlik değil, rasyonellik kılığındaki bir pozisyon konforu. Durumdan bir sonuç çıkartmak için değil, durumu durulan yere göre tarif etmek için beslenen bir duygu. Üstelik bu yaklaşım, muhalefet bloğunda yer alan veya yer alma iddiasındaki belirli bir kesimin özel davranışı da değil. Hemen her grubun ya diğer çizgileri karalamak ya da kendi pozisyonunu haklılaştırmak için başvurmakta sakınca görmediği bir yöntem. Filin kör tarafından tarifindeki durumdan farklı olarak, maksatlı ve gayet gözü açık biçimde fili istenen tarafından tutup anlatmaya başlamak.

Otoriteryanizmin tek oyun, üzerinde yürünecek tek yol haline gelmesinde, iktidarın artırdığı ve artırmaya devam edeceği baskılar ve yandaşlarının tacizlerinden çok daha etkili olan bir "kötümserlik" dolaşıyor ülkenin üzerinde. Bazen kötücül bir kaynaktan beslenen, bazen kötülüğe yakınlaşan bir "kötümserlik". Mevcut durumu, çoğunlukla geçmişe referansla, farklı ihtiyaçlara göre farklı milatlar vererek "biz söylemiştik" üst başlığıyla sunmak en yaygın olan. Bu konuşma/yazma tarzı, ağırlıklı olarak hasım, rakip veya düşman birilerine hitap ediyor. Biraz yumuşak versiyonu "nasıl yanıldınız", yaygın olanı "yanıltmaya çalıştınız" şeklinde. Konuşma veya yazı biraz ilerledikçe, durum tespitinin, üzerine tartışılan durumun pek de bir önemi kalmıyor; altı çizilmeye çalışılan şeyin, sadece "kim haklı" sorusuna cevap olduğu anlaşılıyor. Geçmişe referans veren kötümserliğin bir başka versiyonu da, mevcut durumu "asla öngörülemez" bir seviye olarak tarif ederek önceki pozisyonu savunmaya çalışmak: "Bizim göremememiz normal, bu kadar kötü olacağını kimse göremezdi."

Geçmişe referanslı "kötümserlik", haklılığı için öngörülmüş veya asla öngörülemez olduğunu söylediği durumun vahametini abartmak zorunda. Çünkü böyle kurulan haklılık, yaşanan felaketin büyüklüğüyle çok ilişkili. Geleceğe dair projeksiyonlar yaparak ilerleyen "kötümserlik" yaklaşımı da, yine büyük ölçüde yakın çevredeki birilerine konuşma derdinde. İster sınıf siyaseti penceresinden ister "tek adam rejimi" üzerinden kurulsun, ister komplo teorileriyle ister bilimsel modellerle desteklensin, "her şey daha kötü olacak" fikri, çoğu zaman bir endişenin değil de, başkalarını suçlayarak bir şey yapmama konforunun aracına dönüşüyor. Birilerinin nasıl yetersiz, nasıl yanlış pozisyonlar aldığını, bu halin nasıl bir çözümsüzlük, zayıflık yarattığını ve açık veya örtülü biçimde muktedirin nasıl güçlendiğini anlatıp, sonuna hiçbir karşılığı olmayan bir slogan eklenerek bitirilen yazı ve konuşmalar giderek artıyor. Birilerini suçlar, uyarır, kınar veya gaza getirirken kendisini tam olarak nasıl bir pozisyona yerleştirdiği asla anlaşılamayan insanların sayısı artıyor. Örneğin, yeraltına inmekten başka çare kalmamış gibi konuşanların iktidarın iznine tabi, hatta kamudaki görevlerine devam ettikleri hayretle görülebiliyor.

Mevcut durum sahiden kötümser olmayı gerektirecek kadar ağır. Gidişat, koşulların daha iyi ve umudun daha fazla olacağı bir yakın gelecek göstermiyor. Kuşkusuz bu durumun da, bu duruma gelişin de çeşitli kritik dönemeçlerdeki tercihlerle, pozisyonlarla bağı var. Kötümserliğin ilacı uyduruk bir enerjik "iyimserlik" değil elbette. Olanı anlama çabasında, yaşananlara karşılık üretmede daha geniş bir açıdan bakmak, yüzleşmelere, hesaplaşmalara yer açmak gerekli. Fakat, Evren Balta'nın yazısında da işaret edildiği gibi, yaşanılan sistemik değişikliğin kalıcılığı açısından "davranışsal değişim" üzerine de daha fazla kafa yormak gerekiyor. Enerjik "kötümserliğin", yaşananların tek ve değişmez oyun halinde kalıcılaşmasındaki rolü, sistemi kurumlaştırma çabalarından daha etkili olabiliyor. Çünkü yenilgi, yalnızlık, çaresizlik gibi kuvvetli duygular, hayatta olduğu gibi siyasette de yakın temasla daha hızlı yayılıyor. Değişmez bir durumla, alt edilemez bir güçle ve tek gerçek haline gelen koşullarla yüz yüze kalındığı düşüncesi, tanıdık olanın ağzında daha ikna edici oluyor.

.

Facebook Yorumları

Kod8
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8