Kemal CAN



Bookmark and Share

Enerjik Kötümserlik


28.9.2018 - Bu Yazı 732 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Uzunca bir süredir ama özellikle 24 Haziran sonrasında, medya ve sosyal medyada iktidar yanlısı görevli veya gönüllü kalemlerin muhalefete dönük; "geçti o günler, artık buna alışın" türünden tacizleri çok arttı. Elbette, muhalefetteki moral bozukluğu ve yenilgi hissi dolayısıyla da, etkisi büyüdü, yerleşikleşti. Muhtemelen yerel seçim için yeni bir ittifak sürümünün devrede olmasıyla, "kazandık, yine ve her zaman kazanacağız" alaycılığının dozu artacaktır. Çok sevimsiz bir hal alsa da, siyaseti müsabaka havasına soksa da, bu tavrın anlaşılabilir bir tarafı var. Bir türlü tatmin olmayan rövanşist refleksler garantili siyasi motivasyon kaynakları. İktidar olmaktan çok iktidardan etmenin, refaha ermenin değil, ötekileri canından bezdirmenin daha önemli olduğu blok siyasetinin belirleyiciliği hâlâ yüksek. Pozitif beklentiler ve yeni bir başarı hikâyesi kurmanın zorlaştığı bir zeminde bu havanın değişmesi değil, daha da sertleşmesi beklenir. Fakat asıl anlaşılmaz olan, "artık başka bir durum var" söyleminin muhalefet blokundaki yaygınlığının giderek artması.

Bu yazıya ilham veren makale daha seçim öncesinde Birikim Haftalık'ta yayımlanmıştı. Evren Balta, otoriteryan sistemin kalıcılığını tartıştığı 12 Haziran tarihli yazısında şöyle diyordu:
 

"Bir otoriteryan sistemin kalıcılığından ancak ve ancak otoriter siyasal sistem uzun dönemli davranışsal değişimi sağladığında söz etmek mümkün. (...) Nasıl ki demokratik konsolidasyondan söz edebilmek için bütün siyasal aktörlerin ‘demokrasinin tek oyun’ olduğu noktasında uzlaşmaları ve siyasal davranışlarını bu uzlaşıya göre şekillendirmeleri gerekiyorsa, otoriteryanizm için de aynı şey söz konusu. Bir diğer deyişle otoriteryanizmi büyük bir çoğunluk ve temel siyasal aktörler, siyasal davranışlarını belirleyen ‘tek gerçek’ olarak kabul etmediği ve buna karşı güçlü bir direniş var olduğu sürece otoriteryan konsolidasyondan bahsetmek mümkün değil. (...) Velhasıl bir rejimin belirli bir yöne doğru gösterdiği kimi özellikler (yani demokrasiye ya da otoriteryanizme geçiş) o rejimin süreklilik kazandığı anlamını taşımıyor."


Bence bu değerlendirmelerin, 24 Haziran sonuçlarıyla da hiçbir cümlesini değiştirmek gerekmiyor.

24 Haziran seçim kararının alındığı, ittifakın oluştuğu ve seçim yasalarının iktidar lehine düzenlendiği süreçteki karanlık havada boykot seçeneğini de tartışmaya açan "kötümser" yaklaşımlar yaygındı. Seçimin ertesinde oluşan moral çöküntü bu yaklaşımları tazeledi. Bir durum analizinden çok, kolay haklılaştırılabilecek ruh haline teslim olanları bir kenara bırakıp, maksatlı ve enerjik "kötümserlik" üzerinde ayrıca durmak lazım. Bu cümlede "kötümserlik" için kullanılan tırnak, gerçekten farklı bir içeriği işaret etmek için. Çünkü bahse konu durum, gerçek bir kötümserlik değil, rasyonellik kılığındaki bir pozisyon konforu. Durumdan bir sonuç çıkartmak için değil, durumu durulan yere göre tarif etmek için beslenen bir duygu. Üstelik bu yaklaşım, muhalefet bloğunda yer alan veya yer alma iddiasındaki belirli bir kesimin özel davranışı da değil. Hemen her grubun ya diğer çizgileri karalamak ya da kendi pozisyonunu haklılaştırmak için başvurmakta sakınca görmediği bir yöntem. Filin kör tarafından tarifindeki durumdan farklı olarak, maksatlı ve gayet gözü açık biçimde fili istenen tarafından tutup anlatmaya başlamak.

Otoriteryanizmin tek oyun, üzerinde yürünecek tek yol haline gelmesinde, iktidarın artırdığı ve artırmaya devam edeceği baskılar ve yandaşlarının tacizlerinden çok daha etkili olan bir "kötümserlik" dolaşıyor ülkenin üzerinde. Bazen kötücül bir kaynaktan beslenen, bazen kötülüğe yakınlaşan bir "kötümserlik". Mevcut durumu, çoğunlukla geçmişe referansla, farklı ihtiyaçlara göre farklı milatlar vererek "biz söylemiştik" üst başlığıyla sunmak en yaygın olan. Bu konuşma/yazma tarzı, ağırlıklı olarak hasım, rakip veya düşman birilerine hitap ediyor. Biraz yumuşak versiyonu "nasıl yanıldınız", yaygın olanı "yanıltmaya çalıştınız" şeklinde. Konuşma veya yazı biraz ilerledikçe, durum tespitinin, üzerine tartışılan durumun pek de bir önemi kalmıyor; altı çizilmeye çalışılan şeyin, sadece "kim haklı" sorusuna cevap olduğu anlaşılıyor. Geçmişe referans veren kötümserliğin bir başka versiyonu da, mevcut durumu "asla öngörülemez" bir seviye olarak tarif ederek önceki pozisyonu savunmaya çalışmak: "Bizim göremememiz normal, bu kadar kötü olacağını kimse göremezdi."

Geçmişe referanslı "kötümserlik", haklılığı için öngörülmüş veya asla öngörülemez olduğunu söylediği durumun vahametini abartmak zorunda. Çünkü böyle kurulan haklılık, yaşanan felaketin büyüklüğüyle çok ilişkili. Geleceğe dair projeksiyonlar yaparak ilerleyen "kötümserlik" yaklaşımı da, yine büyük ölçüde yakın çevredeki birilerine konuşma derdinde. İster sınıf siyaseti penceresinden ister "tek adam rejimi" üzerinden kurulsun, ister komplo teorileriyle ister bilimsel modellerle desteklensin, "her şey daha kötü olacak" fikri, çoğu zaman bir endişenin değil de, başkalarını suçlayarak bir şey yapmama konforunun aracına dönüşüyor. Birilerinin nasıl yetersiz, nasıl yanlış pozisyonlar aldığını, bu halin nasıl bir çözümsüzlük, zayıflık yarattığını ve açık veya örtülü biçimde muktedirin nasıl güçlendiğini anlatıp, sonuna hiçbir karşılığı olmayan bir slogan eklenerek bitirilen yazı ve konuşmalar giderek artıyor. Birilerini suçlar, uyarır, kınar veya gaza getirirken kendisini tam olarak nasıl bir pozisyona yerleştirdiği asla anlaşılamayan insanların sayısı artıyor. Örneğin, yeraltına inmekten başka çare kalmamış gibi konuşanların iktidarın iznine tabi, hatta kamudaki görevlerine devam ettikleri hayretle görülebiliyor.

Mevcut durum sahiden kötümser olmayı gerektirecek kadar ağır. Gidişat, koşulların daha iyi ve umudun daha fazla olacağı bir yakın gelecek göstermiyor. Kuşkusuz bu durumun da, bu duruma gelişin de çeşitli kritik dönemeçlerdeki tercihlerle, pozisyonlarla bağı var. Kötümserliğin ilacı uyduruk bir enerjik "iyimserlik" değil elbette. Olanı anlama çabasında, yaşananlara karşılık üretmede daha geniş bir açıdan bakmak, yüzleşmelere, hesaplaşmalara yer açmak gerekli. Fakat, Evren Balta'nın yazısında da işaret edildiği gibi, yaşanılan sistemik değişikliğin kalıcılığı açısından "davranışsal değişim" üzerine de daha fazla kafa yormak gerekiyor. Enerjik "kötümserliğin", yaşananların tek ve değişmez oyun halinde kalıcılaşmasındaki rolü, sistemi kurumlaştırma çabalarından daha etkili olabiliyor. Çünkü yenilgi, yalnızlık, çaresizlik gibi kuvvetli duygular, hayatta olduğu gibi siyasette de yakın temasla daha hızlı yayılıyor. Değişmez bir durumla, alt edilemez bir güçle ve tek gerçek haline gelen koşullarla yüz yüze kalındığı düşüncesi, tanıdık olanın ağzında daha ikna edici oluyor.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
9.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
2.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
30.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
22.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine 'gündem değiştirme' paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti 'zaferden' daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile 'idam şart' diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
20.06.2019
'Son kırılma'
13.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
10.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
26.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
19.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
17.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
13.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
10.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
6.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
2.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
15.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
7.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
31.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
26.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
4.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
23.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
13.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
10.12.2018
Tortu ve çamur
8.12.2018
Gidenden mi Bahsediyoruz, Geleni mi Konuşuyoruz?
5.12.2018
Bahçeli neden 'gerici' oldu?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive