Kemal CAN



Bookmark and Share

İttifakın kara yazısı


2.05.2019 - Bu Yazı 780 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İktidarın, özellikle de Erdoğan’ın siyasetteki “oyun kuruculuğu” ve tartışılmaz belirleyiciliği hakkında güçlü bir kanaat var. Erdoğan’ın tek adamlığı öne çıkarken belirleyiciliğinin giderek azalması, iktidarın kişiselleşmesinin güvenlik mecburiyetlerini artırması bu genel kabulü zayıflatmadı. Beş yıldır bütün seçimlerin öncesinde ve sonrasında, iktidar yandaşlarının da, muhalefette olanların da büyük bir kısmı, Erdoğan’ın ne yapıp edip, kazanmanın bir yolunu bulacağına, sonunda istediğini yaptıracağına inancını korudu. 31 Mart sonrasında da hissiyat kaynaklı yorumların hepsinde aynı eğilimin izleri var. İktidar yandaşları “reisin” bir çare bulacağını, belirsizlik ve uzatmadan yorulan muhalefet çevreleri de bir oyun oynanacağını düşünüyor. İstanbul seçimiyle ilgili belirsizlik, “Türkiye ittifakı” ve “demiri soğutma” söylemi, Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıya verilen tepki, parti kampında yapılan konuşma gibi her gelişme, arkasındakini görmeye çalışan bir merakı kışkırtıyor. Kimse bunların göründüğü gibi bir yalpalama olduğuna, belirsizliğin herkes için geçerli olduğuna pek inanmak istemiyor. Mutlaka arkasında kuvvetli bir hazırlığın, çok kurnazca bir planın, sonuç alma garantisi olan bir hamlenin saklandığı düşünülüyor. Spekülasyonlar, sansasyonel haberler, mahrem kulisler dikkatle takip ediliyor. Sınırlı kaynaktan sızan bilgilerin değişim değeri çok yükseliyor.

YSK’nın vereceği İstanbul kararına bağlı olarak değişebileceği düşünülse de, Erdoğan’ın seçimden sonra geldiği çizginin mevcut siyasi tablonun devamı yönünde olduğu kanaati güçlenmiş durumda. “Türkiye ittifakı”ndan bir sonuç çıkacağını iddia edenlerin eli de hayli zayıflamış görünüyor. Fakat, bu genel görünüm ittifakların geleceği tartışmalarını bitirmeye yetmiyor. Tıpkı Erdoğan’ın oyun kuruculuğuna yüklenen aşırı anlamda olduğu gibi, ittifaklar tablosunun Türkiye’nin siyasi geleceğindeki belirleyiciliği de çok önemseniyor. Siyasi alanı tıkayan yeni yönetim sistemi ve bloklaşma, neredeyse bir kader gibi algılanıyor, ortaya çıkabilecek bütün gelişmeler ittifaklar tablosuyla ilişkilendirilerek tartışılıyor. İktidarın kendi kaderiyle ülkenin kaderi arasında kurduğu eşitlik, ittifakın geleceği ile Türkiye siyasetinin geleceği arasındaki denklikle devam ettiriliyor. Tartışmalar ve tartışmalara zemin oluşturan haberler, hatta seçim sonuçları bile siyasetin gereklerinden, siyasal dinamiklerden çok, güç ve iktidar ilişkilerindeki dengelere yaslanarak yürüyor. İktidar ittifakının iki aktörünün de birbirine mecburiyeti üzerinden kurulan dengenin değişmesi olasılığı da, yine bu aktörlerin tercihlerine bağlanıyor: Erdoğan yeni bir ittifak alternatifi üretebilir mi? Bahçeli ittifakı bozar mı? Bahçeli’nin yapabileceği sürpriz konusunda kaynağı ve dayanağı gösterilmeyen spekülatif haberler olsa da asıl dikkat Erdoğan’ın tercihinde.

Erdoğan’ın Bahçeli dışında bir ortak aramakta olduğu, artık tamamen MHP kontrolünde olan Cumhur İttifakı çizgisinden ve ittifak yüzünden uğradığı zarardan kopmak istediği şeklinde kulisler, yorumlar var. 2013’deki Gezi protestolarından bu yana hiç bitmeyen “yumuşama” beklentileri, öngörüleri yine dolaşımda. Bu senaryolar üç grupta gerekçelendiriliyor. Birincisi, çoğunlukla ekonomi kaynaklı “normalleşme” ihtiyacının önünde durulamaz olduğu yolundaki görüşler. Yabancı yatırımcı gelmez iddialarından başlayarak, piyasaların demokrasiyi pek önemsediği inanışına kadar çeşitli argümanlar kullanılıyor. Toplumsal ve siyasi gerilimin taşınamaz, sürdürülemez hale geldiği değerlendirmeleri bu tabloya ekleniyor. Yani, şartlar böyle bir değişikliği mecburi hale getiriyor deniyor. İkinci önemli kaynak ise, çoğu AKP içinde ve çevresindeki bazı kesimlerden gelen kulis bilgileri, dedikodular ve niyet okumalar. Örneğin, çözüm süreci bittiği günden başlayarak her bahar (11 tane oldu) yeni bir süreç başlayabileceğine dair işaretlerden bahsediliyor. AKP’nin liberal bir özü olduğu iması taşıyan “başlangıç ayarları” gibi argümanlar eşliğinde bir yenilenme olacağı dile getiriliyor. Bu konuya AKP’yi milliyetçilikten vuracağına inanan muhalefetin de güçlü destek verdiği, Kürtlere ve Batı’ya taviz tehlikesine dikkat çektiği oluyor. Üçüncü gerekçe grubu ise, son iki seçimdir net biçimde ortaya çıkan siyasal aritmetikle ilgili. Söylenenin ve beklenenin aksine ittifakın AKP aleyhine, MHP lehine bir sayısal sonuç üretmesinin hemen önlem alınması gereken bir tablo yarattığı görüşü güçleniyor. AKP içinden kaynaklara da dayandırılarak gündeme getirilen bu görüşler, Erdoğan’ın alternatif arayışı içinde olduğu iddiasına bağlanıyor. 24 Haziran’da olduğu gibi, 31 Mart sonrasında da en çok ismi geçen aday İYİ Parti. İddiaya göre İYİ Parti MHP’nin yerine hazırlanıyor.

Erdoğan’ın yeni bir ittifak peşinde olduğu, buna mecbur olduğu, bu konuda çok hevesli bir potansiyelin de harekete geçtiği şeklinde özetlenebilecek gerekçelere biraz daha yakından bakalım. Anormalliğin, gerilimin ve baskı ortamının müesses nizam açısından bir sorun teşkil ettiği görüşünün ne bu ülkede, ne de dünyada bir karşılığı var. Bu konuda belirleyici olan iktidarın niteliğinden çok sürdürülür olup olmadığı. Bu yüzden “böyle gitmez” denilen gerilim siyaseti, sürdürücüleri dahil olmak üzere herkes için ciddi zarar yaratsa bile devam edebiliyor. Şartların değişimi kaçınılmaz hale getirdiği iddiası, henüz “durum kötü” tespitinden fazlasını söylemiyor. AKP içindeki tartışmaların ve fabrika ayarları konusunun dolaylı aktarımlardan açık eleştirilere dönüştüğü bir gerçek. Ancak meselenin iktidar tabanından yükselen bir politik dinamik olduğunu gösteren veriler henüz çok cılız. Bu çıkış ve girişimlerin AKP’yi ve Erdoğan’ı bir değişime zorlayacağı öngörüsü ise daha da zayıf. Çünkü kurulan senaryoların hepsinde Erdoğan iktidarının geriletilmesi arayışı öne çıkıyor. Dolayısıyla yeni bir taban desteği vadetmeyen bu senaryolar ittifak tazelemeyi değil, aktör değişimini zorluyor. Son olarak, MHP’nin AKP’den oy çalması ve tabanındaki erimeyi durdurmak için ittifak değiştirmeyi isteyeceği iddialarına da bakarsak, siyasi aritmetiğin bu tezi pek desteklemediği görülüyor. En iyimser değerlendirmeyle yüzde 40 / 12, en kötümser yorumla yüzde 34 / 14 şeklinde görülen iktidar içi oy dağılımının yeni ittifakla nasıl tamamlanacağı boşlukta. Ortalama yüzde 13 civarında bir destekten vazgeçip, taban profili bakımından asla tamamını ittifaka taşıyamayacak yüzde 10 ile buluşmak nasıl bir güvence sağlar? Oy erimesini meclis aritmetiği ile karşılamanın da herhangi bir mantığı yok.

Özetle, çoğu ciddiye alınması gereken gözlemlerden ve tespitlerden, ayrıca muhtemelen güvenilirliği test edilmiş bilgilerden kaynaklanan ittifakın geleceği ve siyasete etkileri tartışmaları elbette çok önemli. Yakın dönemde yaşanacakları anlayabilmek, kestirebilmek için de çok hayati. Fakat Türkiye’nin -uzunca bir süre önce- girdiği -ekonomik tıkanmayla paralel- siyasi kriz tablosu, geçici tercih değişimlerinden daha derin yapısal sorunlarla ilişkili. Bu yapısal krizlerin (belki de fırsatların) üzerinden atlamak, kenarından dolanmak için üretilen taktik ve stratejik tercihlerin belirleyiciliği “oyun kurucuların” yaşadığı gibi artık çok zayıflamış durumda. Bu yüzden yapılacak tercihlerin veya hamlelerin hiçbiri kalıcı bir dengeyi yeniden yaratmaya muktedir değil. Mevcut iktidar ittifakı ömrünü sürdürse bile, ittifaklar sistemi kısa vadeli ve gündelik ihtiyaçlar gerektirdiği için değil ama siyasi krize cevap üretemediği ve kabul görmediği için kalıcı olamayacak.

 

 
.

Facebook Yorumları

Emlak8
9.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
2.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
30.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
22.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine 'gündem değiştirme' paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti 'zaferden' daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile 'idam şart' diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
20.06.2019
'Son kırılma'
13.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
10.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
26.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
19.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
17.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
13.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
10.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
6.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
2.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
15.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
7.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
31.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
26.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
4.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
23.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
13.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
10.12.2018
Tortu ve çamur
8.12.2018
Gidenden mi Bahsediyoruz, Geleni mi Konuşuyoruz?
5.12.2018
Bahçeli neden 'gerici' oldu?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive