Kemal CAN



Bookmark and Share

Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı


16.12.2019 - Bu Yazı 406 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Uzunca süredir kuruluşu beklenen, üzerinde erken tartışmalar başlatılan partilerden ilki kuruldu. Ahmet Davutoğlu’nun liderliğindeki Gelecek Partisi, kuruluş dilekçesini vererek resmiyet kazandı. 154 kurucusu arasında çok sayıda AKP’li eski milletvekili, belediye başkanı, teşkilat yöneticisi yer alıyor ama çok şaşırtıcı veya dikkat çekici bir vitrini olduğu pek söylenemez. Partinin yörüngesini ve iddialarını düzenlenen basın toplantısında Davutoğlu anlattı. Ortaya konulan vizyonun beklendiği gibi çok yeni unsurlar içermediği, yine açıklamada altı çizildiği gibi agresif bir dili olmayacağı anlaşılıyor. Fakat bunlar daha başlangıçtan “Buradan bir şey çıkmaz” demek için yeterli değil.

İzleyenler bilecektir, Gazete Duvar’da daha önceki üç yazıda, yeni parti girişimlerinin kendi güçleri, becerileri ve iddialarından bağımsız bazı sonuçlar yaratabileceği bir siyasi zemin oluştuğunu yazmıştım. Yani bu partilerin kadro ve söylem düzeyinde çok yeni ve güçlü bir çıkış yapmalarından -veya olmayan bir rüzgar yaratabilmelerinden- çok, oluşmaya başlayan yeni zeminle ilişki kurup kuramayacakları daha önemli olacak. Bu pencereden bakılınca, nispeten hızlı bir toparlanma ile kurulan Gelecek Partisi’nin, oluşan bu zemine nasıl yaklaşacağı hakkında niyet düzeyinde ve imkanları konusunda da varsayım düzeyinde ipuçları yakalamak mümkün.

Gelecek Partisi hazırlık sürecinde izlediği yöntem, Davutoğlu’nun önceki açıklamaları ve şimdi de kurucular kurulunun bileşimiyle, AKP’nin mücavir alanından fazla uzaklaşmayacağını gösteriyor. Babacan’ın kuracağı partiyle mesafenin nedenlerinden birinin de bu olduğu söylendi. Davutoğlu’nun tanıtım toplantısında dile getirdiği “Geleneğe bağlı özgürlükçüdür siyaset anlayışımız. Geleneğe bağlılığımız gelenekten kopuş değildir” sözlerini bu tercihin ifadesi olarak dinlemek mümkün. Pek çok meseleyle ilgili olarak mevcut durumu ve mevcut iktidarı sorun olarak açıkça ima eden ama tüzel kişilik olarak AKP’yi karşısına almayan bir çizgi tutturmaya çalışılacağı ve yakın hedefin AKP tabanı olarak düşünüldüğü anlaşılıyor.

Şeffaflık, siyasi ahlak yasası, imar rantının vergilendirilmesi, yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü gibi konularda, mevcut duruma ilişkin rahatsızlığa temas edip çok da yeni öneriler sıralanmıyor. Özellikle ekonomi meselesi konunun güncelliği düşünüldüğünde dikkat çekici bir zayıflıkta. Davutoğlu’nun doğrudan kendi alanı olduğunu düşündüğü dış politika, “popülist dil değişecek, iç siyasete malzeme yapılmayacak” sınırında ele alınıyor. Çeşitli haberlerde spota çıkartılan “anadilin eğitimde ve sosyal hayatta kullanımı” ve cemevlerinin statüsü bile aslında çok ileri ve yeni vaatler sayılmaz. Peki, “Zamanı geçmiş eski sözleri tekrar etmeye değil yeni şeyler söylemeye geliyoruz” cümlesinin altı nasıl dolacak?

Gelecek Partisi’nin, AKP içinden gelişen rahatsızlık potansiyeli ve siyasetin genelindeki krize, bir üslup ve kadro sorunu olarak yaklaşmayı deneyeceği anlaşılıyor. “Ortak akıldan uzaklaşma, sorunlu lider kültü ve edilgen kadro” gibi göndermeler doğrudan AKP teşkilatlarına gidiyor. “Susmaya değil konuşmaya, bağırmaya değil sakince anlatmaya geliyoruz. Surat asmaya değil tebessüm etmeye geliyoruz” cümleleri de “yumuşak muhalefet” tercihini işaret ediyor. Bu tercihin imkanlarının, dikenli bir dil seçen Akşener’in ve gerilimde iktidarı yalnız bırakan İmamoğlu kampanyasının aldığı farklı sonuçlar açısından gözden geçirilmesi isabetli olur. İktidarın ve özellikle Erdoğan’ın, tansiyonu kolayca ele geçirebildiği çatışmaları daha çok istediği sır değil.

Gelecek Partisi’nin yeni olmamakla birlikte en dikkat çekici ve siyasi gündemi etkileyebilecek çıkışı, hiç kuşkusuz açıkça parlamenter sistemden yana olduğunu açıklamış olması: “Yeni sistemle birlikte; karar alma süreçlerinde ve yetki kullanımında yaşanan daralma yönetimde ciddi bir verimlilik, etkinlik ve güven sorunu ortaya çıkarmanın yanında, demokratik standartlarda da sert bir düşüşe yol açmıştır. Bu sistem devam ettiği takdirde demokratik toplum düzenini sürdürmek mümkün olmayacaktır. Bu çerçevede, ülkemizin tarihi tecrübesi ve mevcut yapısını göz önünde bulundurarak, her türlü vesayetten arındırılmış demokratik bir parlamenter sistemi savunuyoruz.” Sıfırdan yazılacak bir yeni anayasa ve yeni bir siyasi partiler yasası, bu çıkışın vaatleri olarak sıralanıyor.

Ciddi araştırmalar, hatta iktidara yakın bazı anket kuruluşlarının bulguları, sistem değişikliğine desteğin referandumun epey gerisine düştüğünü gösteriyor. AKP içindeki başkanlık pişmanlarının da hiç az olmadığı anlaşılıyor. Ayrıca mesele sadece soyut bir demokrasi sorunu olarak algılanmıyor. Ekonomik konular başta olmak üzere, hemen her alanda yaşanan tıkanma ve yönetim zafiyeti açık biçimde hissediliyor. Son olarak, eski AKP Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt’un gündeme getirdiği “kadro satışı iddiaları” gibi gelişmeler bu başlığın altına yerleşiyor. Erdoğan, gösterdiği kişisel dirençle soyut olduğu düşünülen sistem tartışmalarını somut bir soruna dönüştürüyor. Bahçeli’nin hararetli savunusu da AKP tabanındaki şüpheyi büyütüyor.

2018 Seçiminin erkene alınmasının gerekçesi olan ekonomik krizin, siyasi gündemin en belirleyici başlığı olacağı ve seçmen davranışlarında önemli kaymalar yaratacağı konusunda geniş bir mutabakat vardı. Hatta iktidar da konuyu böyle değerlendirdiği için, ekonomik krizin etkilerini bastırmayı birinci öncelik olarak ele aldı. Göstergelerde ciddi bozulmalar yaratan ekonomik kriz, beklendiği ölçüde dramatik siyasi sonuçlar yaratmadı veya iktidar sonuçları kontrol edebildi. Buna karşılık yerel seçimde başka türlü siyasi gündem kurma girişimlerinin etkili sonuçlar alabildiği görüldü. Cephe muhalefetinin yerini alan zemin muhalefeti, blok siyasetini iyice zorlayan iktidarın yanlış stratejisinin de desteğiyle başarılı oldu. Başarılı olan, -iddiaların aksine- “yumuşaklık” değil, oyun kurmak yerine oyun alanını değiştirme denenmesiydi.

Destek konsolidasyonunu, otoriterliğini derinleştirerek sürdürme kararlığında görünen ve bunun için de konjonktürel avantajlara güvenen iktidar karşısında Gelecek Partisi gibi aktörler etkili olabilir mi? Bu sorunun çok geniş bir tartışma açacağı muhakkak. Ancak aktör, oyun alanı ve oyun tarzı çeşitlenmesinin, otoriter popülist siyasetin çok hoşlandığı bir durum olmadığı açık. Bu yüzden iktidar, çatışma alanında aynılaştırdığı muhalefet ittifakını kendi içinde parçalama yöntemlerini deniyor. Kendi içinden çıkan parti girişimlerinin bu açıdan yaratacakları yeni zahmet dolayısıyla bile önemli rahatsızlık vermesi mümkün. Bu partilerin çıkış performanslarını nispeten önemsiz kılan bir diğer faktör son araştırmalarda kararsız grubunun iktidar seçmeninden gelen akışla hızla büyümesi.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
9.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
2.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
30.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
22.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine 'gündem değiştirme' paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti 'zaferden' daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile 'idam şart' diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
20.06.2019
'Son kırılma'
13.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
10.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
26.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
19.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
17.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
13.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
10.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
6.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
2.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
15.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
7.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
31.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
26.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
4.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
23.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
13.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
10.12.2018
Tortu ve çamur
8.12.2018
Gidenden mi Bahsediyoruz, Geleni mi Konuşuyoruz?
5.12.2018
Bahçeli neden 'gerici' oldu?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive