Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Kemal CAN



Bookmark and Share

Kursakta reform ya da cini şişeden çıkartmak


25.11.2020 - Bu Yazı 172 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye garip memleket. Birkaç gün içinde “gündemin yörüngesinin” verileri de çıkarımları da ters yüz olabiliyor. Kısa bir süre önce, yaratanlar açısından bile sürprizli gelişmeler sonrasında, “reform” ihtimalinin derinliği ve inandırıcılığı tartışılıyordu. Sadece muhalefet cephesinden değil iktidar cenahından gelen çok inandırıcı argümanlar, kuvvetli dedikodular bu yöndeki senaryoları işaret ediyordu. Ardından herkesi ters tarafa yatıran açıklamalar sonrasında ise şimdi bambaşka yorumlar yapılıyor. Erdoğan’ın mecburiyetlerinin “reformu” zorunlu hale getirmesi iddiaları, yine aynı kişinin mecburiyetlerinden beslenen cenderenin ne kadar güçlü olduğuna döndü. Böyle karmaşa anlarında çok haklı yorumlar “ne oldu...” diye alaya alınırken, son derece boş akıl yürütmeler “ben demiştim..” övünmesine imkan bulabiliyor. Siyasi gelişmeleri çok net evreler olarak algılayıp süreç olarak görememe sabırsızlığının (veya fırsatçılığının) sorunları yine karşımıza geliyor.

Gelinen noktada, oldukça kaba ve kesin ifadelerle ortaya konulan, altı kalın biçimde çizilen pozisyonlar, tamamlanmış bir süreci işaret etmiyor. Reform ihtiyacı diye ortaya konulanlar da “reform iddiasının” sınırları da henüz kapanmamış bir tartışmanın parçası. Ortaya konulan sert tavırlar, şüpheye yer bırakmayacak iddialı sözler, düşünülenin aksine durumun netlik kazandığının işareti olmayabilir. Hatta durumun eskiye göre daha dengesiz olması yüzünden, kararlılık gösterileri bu kadar yüksek perdeden, uçlara gidilerek gösterilmek isteniyor. Mesela Bahçeli’nin Çakıcı’yı arkalama ve ona laf söylenmesini yasaklama konusundaki ısrarına devam etmesi, meselenin anlaşılmadığını düşündüğü için olmamalı. Tartışmaya “darbe olmadıkça Demirtaş çıkamaz” diyerek katılan Perinçek’in durumu da öyle. Akdeniz’deki gemide “AB gücü” olarak arama yapan Alman askerlerini de böyle okumak mümkün. Faizden sonra yeniden yükselen dövizi siz ekleyin.

Geçen hafta, Bahçeli’nin çizdiği “reform” sınırları hakkında, “Erdoğan’ın daha fazlasını murat ettiği veya bu tavsiyeye uymayacağını düşündürecek fazla bir verimiz olmadığı ortada” yazmıştım. Erdoğan, bu konudaki şüpheye fazla zaman tanımadan cevabını verdi. Cumhur İttifakı’ndan memnuniyetini, MHP’ye minnetini belirtti. Kamu önünde adam (dava arkadaşı) harcama konusunda da ortağına hiç benzemeyen yeni bir örnek gösterdi. Belki Bülent Arınç’ın istifasıyla sonuçlandı ama asıl olarak “reform” heveskarlarını çok sarsan bir çıkış yaptı. Hakimlerden cesaret talep eden Adalet Bakanı’nı da yalanlayarak, Kavala’yı mahkeme tarafından beraat ettiği suçla (Gezi finansörü) itham etmeye kalktı. Bu tablo karşısında, Erdoğan’ın kendisini bir türlü kurtaramadığı Bahçeli vesayetinden bahsedilmeye başlandı.

Daha önce de belirttiğim üzere, göz önündeki kısmı son açıklamalarla çok belirgin hale gelmiş olsa da, etkilendiği dinamikler ve yaratacağı sonuçlar bakımından hala karmaşık bir sürecin içindeyiz. 

Başta Erdoğan olmak üzere iktidar çevrelerinde “reformdan” bahsetme ihtiyacı yaratan şartlar –belki de derinleşerek– devam ediyor. Bu şartların iktidar dışından kaynaklanan nedenleri kadar, iktidarın içinde peydahlanan krizlerle de ilişkisi artık daha görünür halde. Bunların yeni tezahürlerini –muhtemelen hızlanan bir ivmeyle– izleyeceğiz ve bu konularda daha çok tartışacağız. Girilen kapışmalardan galip (veya galip gibi) çıkabilmenin tartışılmaz güç alameti sayılmasının zorluklarını sadece iktidar anlamayacak. Biraz daha derine bakmanın daha fazlasını gösterebileceğine bir türlü ikna olamayan herkes bunu daha iyi görecek. Ancak hareketlenecek ve “siyasetin” daha fazla sahneye ilerleyeceği bu gündem yanında, iktidarla ilgili tartışmaların biraz daha derinlik kazanabileceğini düşünüyorum. En azından böyle bir ihtimal belirdi sanki. Bunun, iktidarın içinde olduğu sıkıntı veya çözülmenin görünür hale gelmesinden daha önemli siyasi sonuçları olabileceğini hissediyorum.

Bunlardan birincisi, Cumhur İttifakı ve başkanlık sistemi meselesinin şimdiye kadar olduğu gibi iki boyutlu algılanmasının sonuna geliniyor olması. İkincisi, iktidarın tam tersini umarak yaptığı bazı operasyonların, muhalefetin kendisinin yaratamadığı (bazen niyet bile etmediği) bir zemini üretmesi olasılığı. Bu başlıklar, yaşanmakta olan tartışmaların yanında fazla kavramsal detaylar gibi görünebilir ama muhtemelen etkilerini daha somut hissettirecekler. Mesela şimdiden Cumhur İttifakı ile başkanlık sistemi ilişkisinin boyutlandığını görebiliyoruz. Şimdiye kadar hakim yaklaşım, bu ittifakın aritmetik etkisine odaklanmıştı. İttifakın ömrü veya krizi üzerine yapılan yorumlar ve olası senaryolar bu pencereye sıkışıyordu. AKP ile MHP ilişkisinin, Bahçeli’nin Erdoğan’a sunduğu ve aldıklarının, Cumhur İttifakı’nın basit bir oy toplamından ibaret olmadığı daha net görülüyor. Erdoğan’a atfedilen veya önerilen alternatiflerin sanıldığı kadar kolay olmadığı tekrar idrak ediliyor. 

Erdoğan, iktidarını memleketin bekasıyla ilişkilendirebilmesini Cumhur İttifakı'na borçlu. Ancak bunu yaratan ittifakın sayısal gücü değil yarattığı yeni vesayet düzeni. Erdoğan, yargıdan güvenlik bürokrasisine kadar hemen her alanda kendi kişisel gücünü bu sayede kabul ettirebildi. Elbette bunun ödenmesi gereken bir bedeli olduğunu da başından itibaren biliyordu. Bu yüzden MHP’ye bağımlılığı başkanlık sisteminin gerektirdiği 50+1 zorunluluğundan ibaret değil. İddia edilenin aksine iktidarı desteklemekten başka bir seçeneği olmayan Bahçeli’den daha çok, giderek daha az seçeneğe sıkışabilecek Erdoğan resmi öne çıkıyor. Bu mecburiyet ilişkisinin iktidar ittifakını daha dengeli hale getirmediği de ortada. Siyasetsizleşme sayesinde gücünü artırmış, siyaseti kendisi için tehlike olmaktan uzaklaştırmış olan iktidar, siyasetin dışına düşmenin faturasını da ödemeye başlıyor. Tıpkı siyasetsizleştirmeyi çok arzulamış olan neoliberal modelin kendi güvencesi olan “merkezi” kaybetmesiyle girdiği kriz gibi.

Son günlerde yaşananlar, Cumhur İttifakı nedir, sistemle ilişkisi nasıldır gibi konuların iktidar bloku içindeki cevaplarını daha görünür kıldı. Bir anlamda cinin şişeden çıktığını görüyoruz. Ancak şişeden çıkan cin veya “pandoranın kutusu” metaforlarındaki asıl kıssa, bunların yaratacağı kontrolsüz gelişmelere dairdir. Bu kontrolsüz gelişmelerden biri, muhalefetteki profesyonel aktörler pek oralı olmasa bile sıradan insanların neyle karşı karşıya olunduğuyla ilgili fikirlerinin hızla değişmesi olabilir. Kutuplaştırmanın yarattığı iki boyutlu bakış açısının önündeki perdenin artık örtücü olamaması mümkün. Üstelik bunun iktidar tabanındaki etkilerinin hızlanması da ihtimal dahilinde. Yaşanan gelişmeler, AKP’den kopan partilerin kendilerinin yaratamadığı “varlık gerekçesini” onlara armağan edebilir. İyi Parti’ye bir taraftan davet, bir taraftan saldırı hamlelerinin tam ters sonuç vermesi gibi; “eskiye dönüş” iması içeren reform lafı da, DEVA ve Gelecek Partileri için doping etkisi yaratabilir.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
20.01.2021
Söz bataklığında kaybolmak
13.01.2021
Havuz problemi
6.01.2021
Liderlik ve hayal kırıklığı
27.12.2020
Kutuplaştırmanın Tabana Ettiği
23.12.2020
Kararsızlar kutuplaşma dışı mı?
16.12.2020
'Onca haksızlık varken'
9.12.2020
İktidarın zayıf karnı ittifak mı?
3.12.2020
Rakamlar ve vebal
25.11.2020
Kursakta reform ya da cini şişeden çıkartmak
23.11.2020
Bu reform 'bir başkadır'
11.11.2020
Mesele siyasiydi hâlâ da siyasi
4.11.2020
Vatandaş hesap verecek
28.10.2020
İktidar, muhalefete değil gerçeklere yeniliyor
21.10.2020
Bitmeyen İyi Parti operasyonları
15.10.2020
Değişim arzusu ne kadar güçlü?
9.10.2020
Siyaset 'boşluk' kaldırır mı?
3.10.2020
İyi Parti Kongre Rüzgârları
30.09.2020
Bu nasıl uyanıklık?
27.09.2020
Gündem budur işte
20.09.2020
Kitabın ortasından lafın sonundan...
9.09.2020
Dayanıklılık testi
7.09.2020
Tek sorun liyakat mı?
2.09.2020
Mesleğin imhası
29.08.2020
Sosyal medyaya fazla güvenmeyin
27.08.2020
'Erken seçim geliyor mu?'
20.08.2020
Biden ve Trump konuşunca...
15.08.2020
Muharrem İnce, nereye koşuyor?
12.08.2020
İYİ Parti’ye Yine mi Yol Göründü?
9.08.2020
Hiçbir şey kendiliğinden olmadı
7.08.2020
Boşaltılmış pistte kaza olur
2.08.2020
Ara rapor ve hafif bir tahmin
25.07.2020
Ayasofya: Camiden siyaset çıkartmak
22.07.2020
Niyet yerine, birileri de yapılana baksa
20.07.2020
Ne Olacak Bu İktidarın Tabanı?
16.07.2020
Büyük dert, gerçek gündem sayılır mı?
12.07.2020
Güven ve güvenilirlik sorunu
2.07.2020
Üzüm üzüme baka baka
29.06.2020
Bu iktidar nereye koşuyor?
23.06.2020
Bir Şeyi de Olmayıverin...
21.06.2020
Eldeki imkan ayağın bağı oluyor
17.06.2020
'Başarının' sahibi var, başarısızlık herkesin
11.06.2020
Sapla saman fazla karışmadı mı?
5.06.2020
Siyasetçilik bir zanaat mıdır?
2.06.2020
Muhalefete Yüklenmede Yeni İşbölümü
30.05.2020
Gürültüyü geri almak
29.05.2020
İzolasyon kelepçesi, maske dayağı
25.05.2020
Bahçeli etkinliği için yakın hafıza tazelemesi
21.05.2020
Beş soru beş cevap
19.05.2020
Seçim Rehavetinin Sonu mu Geliyor?
17.05.2020
Yeni konsolidasyonun dinamikleri
14.05.2020
İzolasyonun şeffaflığı ve fırsatın çıplaklığı
10.05.2020
Nefret dili ve AVM psikolojisi
7.05.2020
'Anti-hukuk günlerinde'* AYM’den beklenen
4.05.2020
Nerede kaldığımızı hatırlamak için
1.05.2020
Memleketin diyaneti ve hukuku kimden sorulur?
30.04.2020
Bu İktidarın Post-Erdoğan Versiyonu Olur mu?
27.04.2020
Ahlakı-adabı yoksa, hukukunu kurmak gerek
23.04.2020
Yerel yönetimler neden hedefte?
19.04.2020
'Hiçbir şey yeni de değil'
13.04.2020
Korona fırsatları ve rakamlar
9.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
2.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
30.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
22.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine 'gündem değiştirme' paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti 'zaferden' daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile 'idam şart' diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
20.06.2019
'Son kırılma'
13.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
10.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
26.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
19.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
17.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
13.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
10.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
6.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
2.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
15.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
7.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
31.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
26.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
4.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
23.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
13.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
10.12.2018
Tortu ve çamur
8.12.2018
Gidenden mi Bahsediyoruz, Geleni mi Konuşuyoruz?
5.12.2018
Bahçeli neden 'gerici' oldu?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive