Ünal Aysal'ı yedirmeyiz


27.09.2013 - Bu Yazı 1969 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Görebildiğim kadarıyla Galatasaray’da yaşanan gelişmelerden memnun olan az sayıdaki sarı-kırmızılı taraftardan biriyim. Öyle atkımı bayrağımı kapıp tura çıkacak kadar olmasa da memnunum.

Memnun olmasına memnunum ama ne yalan söyleyeyim üzgünüm de.

Üzüntümün nedeni milyonlarca Galatasaraylı’dan farklı değil. Onlar için Fatih Terim ne ifade ediyorsa benim için de tüm “yadırgatıcı” ilişkilerine rağmen onu ifade ediyordu. O, Galatasaraylılar için bir başkaydı. Benim için de öyle. Tüm bunların yaşanmamasını dilerdim.

Peki neden milyonlarca insanı yemeden içmeden kesen bu gelişmeden memnunum?

Çünkü hatırlıyorum.

Gelin isterseniz adım adım beraber hatırlayalım.

Sezon başında her şey yolunda gidiyordu. Son iki yılın şampiyonu Galatasaray hazırlık döneminde yurt dışında katıldığı önemli bir turnuvayı kazanmış, transferde geçmiş yılları aratsa da ihtiyaç olan yerlere gerekli takviyeleri yapmıştı. Takım yeni sezona hazırdı.

Geçtiğimiz sezondan beri medya tarafından özellikle “kaşınan” Aysal-Terim gerginliği bile “yatışmış” ve kulüp her kulvarda başarıya konsantre olmuştu.

Başkan Ünal Aysal ise geçtiğimiz sezonun sonunda yönetim değişikliği ile başlattığı “reform”a sadık kalıp sadece futbol takımını değil, kulübü dünya devlerinin arasına sokacak kurumsallaşmanın gerekliliklerini yerine getirmeye çalışıyordu.

Fakat bir gün her şeye burnunu sokmayı insanlığa borç bilen başbakan ve önemli mevkilere yerleştirdiği adamları “sihirli” bir formülle ortaya çıktı.

Abdullah Avcı’nın görevine son verilmesiyle boşalan milli takım teknik direktörlüğüne Fatih Terim’i getirmeyi uygun buldular.

Dünyada kariyeri göz kamaştıran onlarca teknik direktör varken onlar sonu meçhul olan bir macera için Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim’i tercih ettiler.

Başbakan Terim’i bir Pazar sabahı kahvaltıya davet etti ve ona yeni görevini söyledi.

Terim de “Beyefendiye” “hayır” diyemedi.

Hayat böyle işte. Milyonların sevgilisi de olsanız, kariyeriniz belki bir daha kolay kolay ulaşılamayacak başarılarla da dolu olsa gün geliyor ve unvanı başbakan olan birine hakkınız olduğu halde o veya bu nedenle “hayır” diyemiyorsunuz.

Belki “Başbakanlara hayır denmez” diye öğrenmişsiniz, belki bizim başbakan birebirde çok ikna edici, belki de ona “karşı çıkmamanın” daha “hayırlı” olduğunu düşünüyorsunuz.

Apar topar ne olduğu belli bile olmayan bir sözleşme imzalandı ve Fatih Terim bir anda hem Galatasaray’ın hem de A Milli Takım’ın teknik direktörü oluverdi.

Tüm bunlar yaşanırken Galatasaray Kulübü Başkanı Ünal Aysal’ın olan bitenden hep en son haberdar olması, kendisine bir açıklama yapılması gerekirken hem bu “sihirli” formülü bulanların hem de “elemanı” Fatih Terim’in kendisini anlaşmanın tamamen dışında bırakması, Terim’in, işvereni Aysal değil de başbakanmış gibi davranması, fırsat bulmuşken Aysal’a geçmişin hesabını sormaya çalışması Galatasaray’da sonu yol ayrımıyla biten krizi alevlendirdi.

Aysal haklı olarak durumdan duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi, teknik direktörünü sadece bir süreliğine danışman olarak “paylaşabileceğini” söyledi ve bunların yanı sıra Terim ile bir an önce uzun soluklu bir sözleşme yapmak istediğini de belirtti. 

Bu arada Ünal Aysal, Fatih Terim ve Federasyon arasında imzalanan sözleşmenin kendisine de gönderilmesini talep etmesine rağmen ne Terim’den bir yardım gördü bu konuda, ne de Federasyon’dan bir cevap geldi. Adeta “Biz sorunumuzu çözdük, sen ne halin varsa gör şimdi” dendi kendisine.  

Öte yandan ligde art arda yaşanan puan kayıpları ve Şampiyonlar Ligi’nde alınan utanç verici mağlubiyet, bu belirsizliğe daha fazla tahammül etmek istemeyen Aysal’ı artık zaman geçirmeden bir “önlem” almaya itti.

O da Terim’den “net olmasını” istedi. “Milli takımla devam edeceksen et ama hem Galatasaray hem de milli takım olmaz” dedi. Bir tercih yapmasını istedi.

Terim de o tercihi bir türlü yapmadı. Eline fırsat geçmişken Aysal’a “elemanın” ne demek olduğunu anlatmak için, kulüpte Aysal’ın değil de kendisinin borusunun öttüğünü göstermek için en büyük zararı takımının ve taraftarların gördüğünü bilmesine rağmen işi uzattı da uzattı.

Ve sonunda da olanlar oldu.

Aysal, medyanın insafsız tepkilerine, taraftarın hayal kırıklığına, öfkesine rağmen takımı son iki sezondur şampiyonluğa ulaştırtan Terim’in görevine bir anda son verdi.

Ve bence iyi de oldu çünkü Galatasaray bu iki başlılıkla yönetilemez hale gelmişti, belirsizlik takımı başarısızlığa sürüklüyordu, kulüp kimliğini kaybediyordu.

Buna daha fazla göz yummak sorunu kalıcı hale getirmeye yol açacaktı.

Bu “hatırlattıklarım” Galatasaray’da yaşananlarla ilgili ama Galatasaray’da yaşanan bu kriz aslında sadece sarı-kırmızlı kulüpteki anlaşmazlıkların değil, Türk futbolundaki büyük bir çatışmanın sonucu bence.

Son on yılda büyük değişimlerden geçen, zenginleşen Türkiye’de bu değişimin futbola yansıması da kaçınılmazdı, futbolun da “değişmesi”, sınıf atlaması, Avrupa’da daha yukarılarda bir yere gelmesi gerekiyordu. Zenginleşmek, paranın ve taraftarın artması, televizyon yayınlarının çoğalması futbolu ileri doğru iterken, futboldaki “eski yapı” da bu değişimi önlemeye çabalıyordu.

Bu değişimin, bugünkü futbol, siyaset, medya, mafya ilişkileriyle gerçekleşmesi mümkün değildi. Bu ilişkilerin tümden bir kenara atılması, çağdaş bir biçimde yeniden kurumsallaşılması zorunluluğu vardı.

Bu atılımı Galatasaray’ın başlatması tesadüf değil, ülkenin Avrupa’da en fazla başarı kazanmış, en Avrupai takımı, Avrupa’da başarılı olmuş bir işadamının başkanlığında kurumsallaşma adımlarını atmaya başladığı sırada kelimenin tam anlamıyla torpillendi.

Bir “milli takım hocalığı” meselesi yaratıp Galatasaray’ın önünü kesmek istediler. Şimdilik başardılar da. Tarihimizin en başarılı hocasını çok tatsız bir biçimde kaybettik ama Galatasaray yürüdüğü bu yoldan dönmeyecek anladığım kadarıyla. Zaten buna mecbur, şartlar bunu gerektiriyor.

Galatasaray bu değişimi, böyle büyük sancılarla gerçekleştirdikten sonra diğer takımların da onu taklit edeceğini göreceğiz. Milli gelirini beş misli arttırmış, takımlarını zenginleştirmiş bir ülkede eski düzenin devamının olanaksızlığını anlamak çok zor değil ama her değişime olduğu gibi bu değişime de karşı çıkacaklar elbet. Nasıl karşı çıktıklarını da görüyoruz.

Keşke Fatih Terim, ne olursa olsun asla unutulamayacak büyük “imparator”, nerede çalışırsa çalışsın daima bizim “hocamız” olarak hatırlanacak bu olağanüstü futbol adamı da bu değişimin yanında olsa, bu değişimi destekleseydi.

Şimdi bu gelişmelere bakıldığında Ünal Aysal’a “saldırmak” bana pek hakkaniyetli görünmüyor.

Bu “süreçte” Aysal da bizim bilmediğimiz hatalar yapmış olabilir ama neticede “değişimi, kurumsallaşmayı, çağdaşlaşmayı, yeni anlayışı” Türkiye futbolunda o temsil ediyor.

Terim gibi bir hocayı kaybetmiş de olsak, bağrımıza taş basıp, değişimi ve Aysal’ı sahiplenmek hakkaniyet ve futbol adına bizim görevimizdir bence.

.

Facebook Yorumları

Kod8
20.01.2015
Hayaller duşakabin
14.01.2015
"Ay resmen evrim"
07.01.2015
Reddedildi
30.12.2014
Roboski diyemeyenler…
24.12.2014
Dolu silahla Rus ruleti
16.12.2014
Vesayet Disneyland'de
28.11.2014
İtaatsizliğe devam
18.11.2014
Serbest ucuş
11.11.2014
Aslında 'yeşil' dostu bunlar...
04.11.2014
Beş vakit hukuk
21.10.2014
Barış ve faşizm
17.10.2014
Sahtekarlık belgesi
14.10.2014
Siz karar verin
10.10.2014
Kurnazlığı bırakın, net olun
07.10.2014
'Uzun', matbaayı da sevmezdi...
30.09.2014
Burada soruları ben sorarım...
19.09.2014
Algılar şelale
12.09.2014
Bir tasarım harikası
05.09.2014
Çamur güreşçileri
03.09.2014
Dünyayı bıktıran adam… (ve oğlu)
29.08.2014
"Reis ve Hoca"
26.08.2014
Yetenekli Bay Erdoğan
22.08.2014
Süleyman Şah ve mat
19.08.2014
Paralel Başbakan
15.08.2014
Suç koleksiyoncusu
12.08.2014
Sayılı günler...
09.08.2014
Erdoğan'ın 'sözde Ermenileri'
05.08.2014
Ya Erdoğan ya Türkiye
08.07.2014
Başbakan'dan muz orta
27.06.2014
Aç, susuz ve kuşkusuz darbeci Müslümanlar
20.06.2014
Ya İspanyol olsaydık?
10.06.2014
Tek çözümlü süreç
30.05.2014
Cevapları masama bekliyorum
27.05.2014
İkiyüzlü özgürlük
23.05.2014
Diktatörden kaçış yok
20.05.2014
Papua’da da anlaşabilirdik
16.05.2014
Artık yumruklarını konuşturuyor!
09.05.2014
‘Özgürlük, cezaevinde olmamaktır’
06.05.2014
Tahammülsüz 'demokratlar'
02.05.2014
İki yiğit çıktı meydane...
25.04.2014
Adım adım hiçbir yere
19.04.2014
Yalnız değilsin Başbakan
08.04.2014
Başbakan'ın Vietnam’ı
01.04.2014
Sadece Erdoğan kazandı
28.03.2014
Savaş ve seçim
25.03.2014
Gülünç ama tehlikeli
21.03.2014
Doktorunuz konuşuyor
14.03.2014
Geri dönüş yok
11.03.2014
Hem paranı, hem canını
07.03.2014
Hukukun olmadığı gezegen
28.02.2014
Bir yetmez ama evet daha
19.02.2014
Taraf projesi
14.02.2014
'Alo Fatih' hattını dinledik de ne oldu?
11.02.2014
Sizin tercihiniz
08.02.2014
Haydi Yıldıray, daha yüksek sesle: ‘Ordu göreve’
31.01.2014
Kullanışlılar
28.01.2014
Ananası doğal ama…
25.01.2014
Çok büyük geçmiş olsun
21.01.2014
Eşitlik Aziz Yıldırım’ın da hakkı
10.01.2014
Kan kardeşler
07.01.2014
‘Her şey neticesiyle ölçülür’
03.01.2014
Tehlikeli oyunlar
31.12.2013
Kutudan çıkan kirli ittifak
27.12.2013
Alın size darbe
24.12.2013
‘Siyasete sahip çıkma zamanı…’ Siz çıkın, biz daha buradayız
20.12.2013
Ejder ısırdı bir kere
17.12.2013
Sabırlı ol milli irade
10.12.2013
Recep Tayyip Başbuğ
06.12.2013
Özrü kabahatinden kurnaz
03.12.2013
Yıldıray hatıralar diyarında
29.11.2013
Dersaneler ve Başbakan'ın 'özgürlüğü'
26.11.2013
Bir an İlker Başbuğ’u hatırladım...
23.11.2013
Numaram aynı Sayın Kuzu
19.11.2013
Siz isteyemezsiniz...
15.11.2013
Oldunuz da ne oldu?
12.11.2013
Sevgililer gününüz kutlu olsun
08.11.2013
Yolun sonu
05.11.2013
Duvarlar
01.11.2013
Yırt gömleğini CHP
29.10.2013
Silahlar sustu, soğuk devam ediyor
25.10.2013
Korkmakta haksız değiller
22.10.2013
Meşhur casusun 'gizli' gerçekleri
15.10.2013
Siz önce demokrasi ve hukukla barışın
11.10.2013
Başbakan'ın iyi çocukları
08.10.2013
Mavi kuş yalan dinlemez
04.10.2013
Kemalistleri yendiler, Kemalizm'e yenildiler
01.10.2013
Yetmez ama hayır
27.09.2013
Ünal Aysal'ı yedirmeyiz
22.09.2013
Ders olsun diye...
19.09.2013
Yirmi kişi ölüyor, aldırmayın
15.09.2013
Bir Paket Demokrasi
12.09.2013
とても嬉しい (ÇOK SEVİNDİM)
08.09.2013
Hazır mısınız?
05.09.2013
Sarayın soytarıları
01.09.2013
Barışın tek şartı
28.08.2013
Kıvrıkoğlu haklı mıydı?
25.08.2013
Mesaj çok açık değil mi?
22.08.2013
Fark göremiyorum, ya sen?
18.08.2013
'Kahrolsun demokrasi'
14.08.2013
Kendisi artık raporlu
11.08.2013
Bir bayram duası: Tanrım bize net ol
07.08.2013
Hiç değişmeyecek mi?
04.08.2013
Yedirtmeyiz Recep'i
31.07.2013
Erdoğan, Oscar'a mı göz kırpıyor?
28.07.2013
'İnsanlar ölmüyor, daha ne istiyorsunuz?'
24.07.2013
'En büyük tuzak, Allah'ın tuzağıdır'
13.12.2012
Zor olan başkanlık değil...
08.12.2012
Peki Akif
06.12.2012
Dokundular
29.11.2012
‘Muhteşem On Yıl’
15.11.2012
Tarihî bir an
08.11.2012
Bahtsız kutup ayısı
01.11.2012
Yol yakınken...
25.10.2012
Hayırlısı...
18.10.2012
Okur izindeyim!
11.10.2012
Cevapları biliyorum
11.10.2012
Kongre yalanları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8