Duvarlar


05.11.2013 - Bu Yazı 1849 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Barışmaya çalıştığımız” Kürtlerle, belli ki “umurumuzda olmayan” Kürtler arasına utançla hatırlanacak bir duvar örülürken, Kamışlı’daki gibi görünür olmayan ama uzun zamandır Egemen Bağış’ın ustabaşılığında her gün üstüne bir tuğla eklenen başka bir duvar da AB ile aramızda yükseldikçe yükseliyor.

Bir duvar Kürtlerin bütünlüğünü ve yaşamını tehdit ederken diğer duvar da bu ülkenin en önemli kurtuluş reçetesi olan AB üyeliğini zora sokuyor, tüm ülkenin geleceğini tehdit ediyor.

Garip, zamanın kudretli paşaları da AB üyeliğinden pek hoşlanmıyorlardı. AB ile aralarında her zaman el birliğiyle güçlendirdikleri görünmez bir duvar vardı.

Yıllarca insanları o duvarın arkasına hapsedip dilediklerini yaptılar. Tabii bir yandan da AB’nin asıl niyetinin bu ülkeyi bölmek olduğu zırvasını da dillerinden hiç düşürmediler.

Çünkü AB üyeliği onlar için maceranın sonu anlamına geliyordu. Birliğin benimsediği değerler ve ilkeler askerin bu ülkenin insanları üzerindeki egemenliğini sona erdirecekti. Bu ülkenin insanları askerin değil kendilerinin değerli olduğunun farkına varacaktı ve hak ettiklerine sonunda ulaşacaktı.

İtiraf etmeliyim ki bu “mücadeleyi” uzun yıllar başarıyla devam ettirdi askerler.

Peki sonra ne oldu?

Ezilmekten, önemsenmemekten bıkan, özgürlükleri elinden alınan halk sonunda AKP’yi iktidara getirdi.

İnsanlar “Biz artık AB üyesi bir ülkenin vatandaşı olmak istiyoruz” dedikleri için AKP’yi seçmediler ama AKP’nin söz verdiği yol haritasına bakıldığında, yapılacak tüm “reformların” insan hayatını merkeze koyması bu seçimde oldukça belirleyici oldu.

Zaten AB üyeliği de bu demekti. İnsanı merkeze koyan bir yönetim biçimini benimsemek ve demokrasiye bağlı kalmak. Bir de “şeffaflaşmak” denen bir “dert” var ama demokrasi ve insan haklarının yanında şimdilik lafını etmeye değmez.

2002’den sonra uzunca bir süre bu yolda çok önemli adımlar atıldı. Sonradan bu adımların askerin AB ile aramıza özenle ördüğü duvarı yıkmak için değil de sadece askeri oyunun dışına çıkartıp o duvarı daha da güçlendirmek için atıldığı ortaya çıktı.

Çünkü o duvar iktidarın emniyet sübabıydı. İnsanların haklarını yok saymak, halka hesap vermemek, demokrasiyi bu ülkeye sokmamak için örülmüştü o duvar zaten. Ve AKP bunlardan iki yıl önce vazgeçti.

Vazgeçtiği için de Egemen Bağış gibi birine AB Bakanı ve Başmüzakerecisi unvanını verdi.

Bu, “Biz yüzümüzü çoktan Doğu’ya döndük” demenin başka bir biçimiydi.

Koskoca AB Bakanı’ndan AB ile ilişkilerle ilgili bir söz duymayalı epey zaman oldu.

Dumanı üstünde AB raporuyla ilgili bile “Bana ne, bayramda konuşmayacağım işte” alınganlığından başka bir tepki gelmedi Bağış’tan.

Ülkenin geleceği belli ki Bağış’ın sancılarından daha önemsizdi.

Sadece AB’ye posta koyulacağı zaman, Başbakanı hakkındaki eleştirilere karşı amigoluk yaparken ya da son olarak Şafak Pavey örneğinde olduğu gibi kendisini hiç ilgilendirmeyen ve ayıplanması gereken konularda sesini duyuyoruz Bağış’ın. Bazen de “Helalgen” gibi benzetmeler yaparak kendi halinde ilginç fikirlerle de ortaya çıkıyor.

Kısa bir zaman önce AB’nin Bağış’la ilgili olarak “Avrupa’da bizi zora sokuyor, kullandığı dile dikkat etmeli” diyerek açık açık dertlenmesi, Türkiye ile müzakereleri yeniden başlatmak isteyenlerin bile olası bir ortaklığa bakış açılarının yavaş yavaş değiştiği anlamına da geliyordu.

Kim bilir, belki de hükümetin de istediği buydu. Bir taşla iki kuş. Hem ortaklık ihtimali ortadan kalkacak hem de bu ortaklığı bitiren taraf AB olacak.

Bu şark kurnazlığı bana bir yerlerden tanıdık geliyor. Barış sürecinde olsun, AB sürecinde olsun hep aynı açıkgözlülük masada duruyor sanırım.

Fakat bu kurnazlık pek işe yaramıyor. Tam aksine hiç hesapta olmayan sıkıntılar yaratabiliyor.

Kürt barışı çıkmaza girerken, spor kulüplerinin kongreleri bile ülkedeki bölünmenin keskinleşmesi yüzünden siyasi gösterilere dönüşüyor.

Baskısı bol, demokrasisi kıt Türkiye’de toplumsal öfke ve nefretle beslenen bir bölünme hızlanıyor.

AKP yüzünü yeniden AB’ye ve AB’nin insanı önemseyen değerlerine dönmezse ne Kürtlerle adam akıllı bir barış yapabilir ne de ülkenin geri kalanıyla.

Her yanına duvarlar örülen bir hapishanede gardiyanlık rolünü üstlenir sadece.

İçerisi de bir nefret kazanı gibi duvarları patlatana kadar kaynayıp durur.

.

Facebook Yorumları

Kod8
20.01.2015
Hayaller duşakabin
14.01.2015
"Ay resmen evrim"
07.01.2015
Reddedildi
30.12.2014
Roboski diyemeyenler…
24.12.2014
Dolu silahla Rus ruleti
16.12.2014
Vesayet Disneyland'de
28.11.2014
İtaatsizliğe devam
18.11.2014
Serbest ucuş
11.11.2014
Aslında 'yeşil' dostu bunlar...
04.11.2014
Beş vakit hukuk
21.10.2014
Barış ve faşizm
17.10.2014
Sahtekarlık belgesi
14.10.2014
Siz karar verin
10.10.2014
Kurnazlığı bırakın, net olun
07.10.2014
'Uzun', matbaayı da sevmezdi...
30.09.2014
Burada soruları ben sorarım...
19.09.2014
Algılar şelale
12.09.2014
Bir tasarım harikası
05.09.2014
Çamur güreşçileri
03.09.2014
Dünyayı bıktıran adam… (ve oğlu)
29.08.2014
"Reis ve Hoca"
26.08.2014
Yetenekli Bay Erdoğan
22.08.2014
Süleyman Şah ve mat
19.08.2014
Paralel Başbakan
15.08.2014
Suç koleksiyoncusu
12.08.2014
Sayılı günler...
09.08.2014
Erdoğan'ın 'sözde Ermenileri'
05.08.2014
Ya Erdoğan ya Türkiye
08.07.2014
Başbakan'dan muz orta
27.06.2014
Aç, susuz ve kuşkusuz darbeci Müslümanlar
20.06.2014
Ya İspanyol olsaydık?
10.06.2014
Tek çözümlü süreç
30.05.2014
Cevapları masama bekliyorum
27.05.2014
İkiyüzlü özgürlük
23.05.2014
Diktatörden kaçış yok
20.05.2014
Papua’da da anlaşabilirdik
16.05.2014
Artık yumruklarını konuşturuyor!
09.05.2014
‘Özgürlük, cezaevinde olmamaktır’
06.05.2014
Tahammülsüz 'demokratlar'
02.05.2014
İki yiğit çıktı meydane...
25.04.2014
Adım adım hiçbir yere
19.04.2014
Yalnız değilsin Başbakan
08.04.2014
Başbakan'ın Vietnam’ı
01.04.2014
Sadece Erdoğan kazandı
28.03.2014
Savaş ve seçim
25.03.2014
Gülünç ama tehlikeli
21.03.2014
Doktorunuz konuşuyor
14.03.2014
Geri dönüş yok
11.03.2014
Hem paranı, hem canını
07.03.2014
Hukukun olmadığı gezegen
28.02.2014
Bir yetmez ama evet daha
19.02.2014
Taraf projesi
14.02.2014
'Alo Fatih' hattını dinledik de ne oldu?
11.02.2014
Sizin tercihiniz
08.02.2014
Haydi Yıldıray, daha yüksek sesle: ‘Ordu göreve’
31.01.2014
Kullanışlılar
28.01.2014
Ananası doğal ama…
25.01.2014
Çok büyük geçmiş olsun
21.01.2014
Eşitlik Aziz Yıldırım’ın da hakkı
10.01.2014
Kan kardeşler
07.01.2014
‘Her şey neticesiyle ölçülür’
03.01.2014
Tehlikeli oyunlar
31.12.2013
Kutudan çıkan kirli ittifak
27.12.2013
Alın size darbe
24.12.2013
‘Siyasete sahip çıkma zamanı…’ Siz çıkın, biz daha buradayız
20.12.2013
Ejder ısırdı bir kere
17.12.2013
Sabırlı ol milli irade
10.12.2013
Recep Tayyip Başbuğ
06.12.2013
Özrü kabahatinden kurnaz
03.12.2013
Yıldıray hatıralar diyarında
29.11.2013
Dersaneler ve Başbakan'ın 'özgürlüğü'
26.11.2013
Bir an İlker Başbuğ’u hatırladım...
23.11.2013
Numaram aynı Sayın Kuzu
19.11.2013
Siz isteyemezsiniz...
15.11.2013
Oldunuz da ne oldu?
12.11.2013
Sevgililer gününüz kutlu olsun
08.11.2013
Yolun sonu
05.11.2013
Duvarlar
01.11.2013
Yırt gömleğini CHP
29.10.2013
Silahlar sustu, soğuk devam ediyor
25.10.2013
Korkmakta haksız değiller
22.10.2013
Meşhur casusun 'gizli' gerçekleri
15.10.2013
Siz önce demokrasi ve hukukla barışın
11.10.2013
Başbakan'ın iyi çocukları
08.10.2013
Mavi kuş yalan dinlemez
04.10.2013
Kemalistleri yendiler, Kemalizm'e yenildiler
01.10.2013
Yetmez ama hayır
27.09.2013
Ünal Aysal'ı yedirmeyiz
22.09.2013
Ders olsun diye...
19.09.2013
Yirmi kişi ölüyor, aldırmayın
15.09.2013
Bir Paket Demokrasi
12.09.2013
とても嬉しい (ÇOK SEVİNDİM)
08.09.2013
Hazır mısınız?
05.09.2013
Sarayın soytarıları
01.09.2013
Barışın tek şartı
28.08.2013
Kıvrıkoğlu haklı mıydı?
25.08.2013
Mesaj çok açık değil mi?
22.08.2013
Fark göremiyorum, ya sen?
18.08.2013
'Kahrolsun demokrasi'
14.08.2013
Kendisi artık raporlu
11.08.2013
Bir bayram duası: Tanrım bize net ol
07.08.2013
Hiç değişmeyecek mi?
04.08.2013
Yedirtmeyiz Recep'i
31.07.2013
Erdoğan, Oscar'a mı göz kırpıyor?
28.07.2013
'İnsanlar ölmüyor, daha ne istiyorsunuz?'
24.07.2013
'En büyük tuzak, Allah'ın tuzağıdır'
13.12.2012
Zor olan başkanlık değil...
08.12.2012
Peki Akif
06.12.2012
Dokundular
29.11.2012
‘Muhteşem On Yıl’
15.11.2012
Tarihî bir an
08.11.2012
Bahtsız kutup ayısı
01.11.2012
Yol yakınken...
25.10.2012
Hayırlısı...
18.10.2012
Okur izindeyim!
11.10.2012
Cevapları biliyorum
11.10.2012
Kongre yalanları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8