Oldunuz da ne oldu?


15.11.2013 - Bu Yazı 1885 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 10 Kasım’dan bu yana garip bir tartışmaya tanıklık ediyoruz.

Kendilerini bu ülkenin sahibi sanan iki “tek adamcı” zihniyetin acıklı kavgası büyük bir ciddiyetle devam ediyor.

Bir yanda Kemalistler, diğer yanda Tayyipistler. Ya da bir yanda kışlacılar diğer yanda camiciler, ne derseniz deyin.

Yanlış anlamayın, çoğu zaman iki tarafın da birbirleri hakkında söylediklerine yürekten katılıyorum.

 

Örneğin, 10 Kasım’da Koç grubunun “Olmasaydın olmazdık” ilanına Akit gibi bir gazeteye “Olmasaydın da olurduk” diye ilan vererek “cevabı yapıştıran” Sancaktar Dergisi’nin kurucularından Eyüp Gökhan Öztekin’in şu sözlerinin altına imzamı atmaktan hiç çekinmem:“Mustafa Kemal’in icraatlarını beğenmiyorum, dünya okumasını paylaşmıyorum, geleceğe dair perspektifini onaylamıyorum.”        

Hatta Öztekin’in belki de çekindiği için söyleyemediği bazı eklemeler de yapılabilir.

Mustafa Kemal bir diktatördü. Ya da Mustafa Kemal gerektiğinde en yakınındakileri bile bir kalemde silebilecek kadar, hadi başımı daha fazla derde sokmayayım, “gözükaraydı” gibi.

Veya Mustafa Kemal’in demokrasi denen yönetim biçimiyle uzaktan yakından ilgisi yoktu gibi.

Bunların hepsine varım.

 

Fakat iş bu kadarla kalamaz.

Çünkü bu söylenenlerin hepsi yeni bir Atatürk olma heveslisi Recep Tayyip Erdoğan için de geçerli.

Cami ve kışla aşkıyla coşmuş bir toplumda, özelikle böyle bir zamanda bu gerçekleri söylemek ne kadar akıllıca bilemiyorum ama böyle bir tercihin tek bir adamın peşine takılıp hem kendinin hem de başkalarının hayatını karartmaktan daha onurlu olduğuna inanıyorum.

Üstelik iki tarafın bu acıklı didişmesi yüzünden kaybedilen yılları, kaçırılan fırsatları, yitirilen hayatları hatırladığımızda ve ülkenin bugün vardığı noktayı soğukkanlılıkla idrak ettiğimizde iki tarafa da gerçekleri hatırlatmak, bu gerçeği gören herkesin boynunun borcu bence.

 

İki tarafın da demokrasiden hoşlanmamak gibi çok kuvvetli bir ortaklıkları var, iki taraf da bu ülkede yaşayan herkesin kendilerine benzemesi gerektiğine inanıyor, iki taraf da devleti kutsayıp insanı küçümsüyor, iki taraf da kendilerinin “efendi” diğerlerinin köle olduğuna iman ediyor, iki taraf da “kutsallıklarla” hayata yön vermeye uğraşıyor, iki taraf da bütün insanların kıyafetlerine, inançlarına, hayatlarına karışma hakkına sahip olduklarına emin.

İki taraf da gerçeklerden hoşlanmıyor, iki taraf da “liderlerinin” süper kahramanlar olmasını istiyor, iki taraf da bu görüşlerinin herkesçe kabul edilmesi için ısrar ediyor.

İki taraf da korkunç bir erkek bencilliğiyle kadınlara hükmetmeye, kadınların nasıl yaşayacaklarını belirlemeye uğraşıyor.

Birinin kadını “açmaya” diğerinin “kapamaya” kalkmasının aslında nasıl korkunç bir benzerlik olduğunu iki taraf da fark etmiyor.

Özgürlükten, eşitlikten, çeşitlilikten iki taraf da hoşlanmıyor.

 

Bu ülkede yaşayan herkese bu iki taraftan birini seçmek zorunda olduğu, bu ikisinden başka seçenek olmadığı söyleniyor sürekli.

Demokrasi diye bir başka seçenek olduğu iki tarafça da saklanıyor.

Birbirlerine saldırıp duruyorlar, ikisine de benzemeyenlere ise birlikte hücum ediyorlar.

İki tarafı da iktidarda gördük, ülkeyi cehenneme çevirdiler. Kendilerine benzemeyene yaşam hakkı tanımamak için koca bir ülkeyi yaşanmayacak bir hale getirdiler.

Ve tüm bunlar onların tek adamlığa olan düşkünlükleri yüzünden oldu.

 

Şimdi de karşılıklı ilanlar veriyorlar, “olsaydı” mı olurlardı “olmasa mıydı” mı olurlardı, onu tartışıyorlar.

Eğer bir gazeteye ilan verecek gücüm olsaydı ben de koskocaman “Oldunuz da ne oldu?” diye sorardım.

Oldunuz da ne oldu?

Olduğunuz şeyden ve memleketi getirdiğiniz halden çok mu memnunsunuz?

Düşmanlıktan, nefretten ve baskıdan kırılıyor bu ülke sayenizde.

.

Facebook Yorumları

Kod8
20.01.2015
Hayaller duşakabin
14.01.2015
"Ay resmen evrim"
07.01.2015
Reddedildi
30.12.2014
Roboski diyemeyenler…
24.12.2014
Dolu silahla Rus ruleti
16.12.2014
Vesayet Disneyland'de
28.11.2014
İtaatsizliğe devam
18.11.2014
Serbest ucuş
11.11.2014
Aslında 'yeşil' dostu bunlar...
04.11.2014
Beş vakit hukuk
21.10.2014
Barış ve faşizm
17.10.2014
Sahtekarlık belgesi
14.10.2014
Siz karar verin
10.10.2014
Kurnazlığı bırakın, net olun
07.10.2014
'Uzun', matbaayı da sevmezdi...
30.09.2014
Burada soruları ben sorarım...
19.09.2014
Algılar şelale
12.09.2014
Bir tasarım harikası
05.09.2014
Çamur güreşçileri
03.09.2014
Dünyayı bıktıran adam… (ve oğlu)
29.08.2014
"Reis ve Hoca"
26.08.2014
Yetenekli Bay Erdoğan
22.08.2014
Süleyman Şah ve mat
19.08.2014
Paralel Başbakan
15.08.2014
Suç koleksiyoncusu
12.08.2014
Sayılı günler...
09.08.2014
Erdoğan'ın 'sözde Ermenileri'
05.08.2014
Ya Erdoğan ya Türkiye
08.07.2014
Başbakan'dan muz orta
27.06.2014
Aç, susuz ve kuşkusuz darbeci Müslümanlar
20.06.2014
Ya İspanyol olsaydık?
10.06.2014
Tek çözümlü süreç
30.05.2014
Cevapları masama bekliyorum
27.05.2014
İkiyüzlü özgürlük
23.05.2014
Diktatörden kaçış yok
20.05.2014
Papua’da da anlaşabilirdik
16.05.2014
Artık yumruklarını konuşturuyor!
09.05.2014
‘Özgürlük, cezaevinde olmamaktır’
06.05.2014
Tahammülsüz 'demokratlar'
02.05.2014
İki yiğit çıktı meydane...
25.04.2014
Adım adım hiçbir yere
19.04.2014
Yalnız değilsin Başbakan
08.04.2014
Başbakan'ın Vietnam’ı
01.04.2014
Sadece Erdoğan kazandı
28.03.2014
Savaş ve seçim
25.03.2014
Gülünç ama tehlikeli
21.03.2014
Doktorunuz konuşuyor
14.03.2014
Geri dönüş yok
11.03.2014
Hem paranı, hem canını
07.03.2014
Hukukun olmadığı gezegen
28.02.2014
Bir yetmez ama evet daha
19.02.2014
Taraf projesi
14.02.2014
'Alo Fatih' hattını dinledik de ne oldu?
11.02.2014
Sizin tercihiniz
08.02.2014
Haydi Yıldıray, daha yüksek sesle: ‘Ordu göreve’
31.01.2014
Kullanışlılar
28.01.2014
Ananası doğal ama…
25.01.2014
Çok büyük geçmiş olsun
21.01.2014
Eşitlik Aziz Yıldırım’ın da hakkı
10.01.2014
Kan kardeşler
07.01.2014
‘Her şey neticesiyle ölçülür’
03.01.2014
Tehlikeli oyunlar
31.12.2013
Kutudan çıkan kirli ittifak
27.12.2013
Alın size darbe
24.12.2013
‘Siyasete sahip çıkma zamanı…’ Siz çıkın, biz daha buradayız
20.12.2013
Ejder ısırdı bir kere
17.12.2013
Sabırlı ol milli irade
10.12.2013
Recep Tayyip Başbuğ
06.12.2013
Özrü kabahatinden kurnaz
03.12.2013
Yıldıray hatıralar diyarında
29.11.2013
Dersaneler ve Başbakan'ın 'özgürlüğü'
26.11.2013
Bir an İlker Başbuğ’u hatırladım...
23.11.2013
Numaram aynı Sayın Kuzu
19.11.2013
Siz isteyemezsiniz...
15.11.2013
Oldunuz da ne oldu?
12.11.2013
Sevgililer gününüz kutlu olsun
08.11.2013
Yolun sonu
05.11.2013
Duvarlar
01.11.2013
Yırt gömleğini CHP
29.10.2013
Silahlar sustu, soğuk devam ediyor
25.10.2013
Korkmakta haksız değiller
22.10.2013
Meşhur casusun 'gizli' gerçekleri
15.10.2013
Siz önce demokrasi ve hukukla barışın
11.10.2013
Başbakan'ın iyi çocukları
08.10.2013
Mavi kuş yalan dinlemez
04.10.2013
Kemalistleri yendiler, Kemalizm'e yenildiler
01.10.2013
Yetmez ama hayır
27.09.2013
Ünal Aysal'ı yedirmeyiz
22.09.2013
Ders olsun diye...
19.09.2013
Yirmi kişi ölüyor, aldırmayın
15.09.2013
Bir Paket Demokrasi
12.09.2013
とても嬉しい (ÇOK SEVİNDİM)
08.09.2013
Hazır mısınız?
05.09.2013
Sarayın soytarıları
01.09.2013
Barışın tek şartı
28.08.2013
Kıvrıkoğlu haklı mıydı?
25.08.2013
Mesaj çok açık değil mi?
22.08.2013
Fark göremiyorum, ya sen?
18.08.2013
'Kahrolsun demokrasi'
14.08.2013
Kendisi artık raporlu
11.08.2013
Bir bayram duası: Tanrım bize net ol
07.08.2013
Hiç değişmeyecek mi?
04.08.2013
Yedirtmeyiz Recep'i
31.07.2013
Erdoğan, Oscar'a mı göz kırpıyor?
28.07.2013
'İnsanlar ölmüyor, daha ne istiyorsunuz?'
24.07.2013
'En büyük tuzak, Allah'ın tuzağıdır'
13.12.2012
Zor olan başkanlık değil...
08.12.2012
Peki Akif
06.12.2012
Dokundular
29.11.2012
‘Muhteşem On Yıl’
15.11.2012
Tarihî bir an
08.11.2012
Bahtsız kutup ayısı
01.11.2012
Yol yakınken...
25.10.2012
Hayırlısı...
18.10.2012
Okur izindeyim!
11.10.2012
Cevapları biliyorum
11.10.2012
Kongre yalanları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8