Sizin tercihiniz


11.02.2014 - Bu Yazı 1897 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Fatih Saraç: “…. şimdi mesela Uludere’yi bu sene biz görmedik biliyorsunuz televizyon olarak da hiç görmedik”.

Taner Yıldız: “Doğru”.

Fatih Saraç: “Allah’a şükürler olsun ne televizyon ne gazeteden gördük kendisi de ona dikkat etmiş dedi ki ya Fatih bin kişi zor topladılar dedi medya dedi bu işin arkasında olmayınca dedi bin kişi zor topladılar dedi”.

Taner Yıldız: “aynen öyle işte aynen öyle…”

Bu konuşma, Habertürk “misyoneri” Fatih Saraç ile Enerji Bakanı Taner Yıldız arasında geçiyor.

Saraç, 34 kişinin öldürüldüğü Roboski katliamıyla ilgili ne Habertürk gazetesinde, ne de Habertürk TV’de bir tane bile haber yaptırmayarak “misyonunu” başarıyla yerine getirdiği için Allah’a şükrediyor, kendisine bayılıyor.

Bakan Yıldız da bu “tutum”dan oldukça hoşlanıyor, destekliyor.

Bu ülkenin bile tarihinde görmediği rezaletler, hukuksuzluklar, haksızlıklar, mutsuzluklar yaşanıyor.

34 insanı uçaklarla, bombalarla öldürüp kimsenin bu ölümlerden bahsetmesini istemiyorlar.

Medyadaki emir erleri vasıtasıyla bu konuyla ilgili herhangi bir haberin basında yer almasını engelliyorlar.

Gazetelere “misyonerler” yerleştirip cinayetin “Ankara’nın karanlık dehlizlerinde” kaybolması için çırpınıp duruyorlar.

Bu ülkenin Başbakan’ı istiyor bunu. Hatta memnuniyetini dile getiriyor. 

Kendi iktidarı döneminde kendi insanlarının bombalanarak öldürülmesinin ve bunun hesabının sorulmamasının utancını çoktan yenmiş, bir de kimse o ölümlerin hesabını sormasın, kimse o ölümlerden bahsetmesin diye gazetelere, televizyonlara emir salıyor.

Basında Roboski katliamının üstünü kapatmak için yazılan yazıları hatırlıyoruz. Kirli kalemler Roboski’nin hesabını sormaya çalışanlara saldırıyor, Roboski’nin hükümete karşı bir komplo olduğunu söylüyor, “herkes anladı bir siz anlamadınız” diyor ya da 34 insanı öldürenlerin ortaya çıkmasını talep edenleri barış sürecini yıkmaya çalışmakla suçluyorlardı.

Şimdi o katliamı unutturabilmek için basına nasıl baskı yapıldığını öğreniyoruz. Normal bir ülkede hükümeti de, o hükümetin emir eri haline gelmiş basın yöneticilerini de götürecek skandallar zincirini, “bunun sonu ne olacak” diye izliyoruz.

Bir ülkede siyasi iktidar “suç” ya da “suçlar işlediğinde genellikle iki tür gelişme yaşanır.

Ya hükümet istifa eder ve yargı sürecinin işlemesinin önünü açar. Yargı kararını verir.

Ya da hukuktan kaçmak isteyen iktidar, hukuk dışına çıkarak büyük bir baskı kurar ve faşizmin karanlık sularına yelken açılır.

Bizde suçüstü yakalanan iktidar hukuku reddediyor, yargılanmaya direniyor, yolsuzlukları da, hırsızlıkları da, Roboski katliamını da bir sessizliğin altına gömmek istiyor. Hiçbir suçun hesabını vermeye yanaşmıyor. Basına yerleştirdiği adamlarıyla yayın organlarını denetim altına alıyor, suçlarıyla ilgili haberlerin yapılmasını, muhalefetin eleştirilerinin duyulmasını önlemeye uğraşıyor.

Yasaları uygulamayan, yargıyı çökerten, basını “alo Fatih”leriyle, sokakları polis Toma’larıyla bastıran siyasi iktidar, bütün bunları yapabilmek için kendine müttefik olarak “milli orduyu” seçiyor. Bu ittifakı güçlendirmek için Ergenekon’a ve darbecilere açılan davaları “kumpas” olarak ilan ediyor.

Bizim “yandaşların” asla dile getirmediği bu gerçekleri İmralı’dan gören Abdullah Öcalan ise uyarıyor, “böyle giderseniz darbecilerin oyuncağı olursunuz.”

“Alo Fatih”le açılan yolun sonunda “darbecilerin oyuncağı” olmak kaçınılmaz, bu insafsız sansürü sürdürmek için “silahlı bir güce” muhtaçlar çünkü.

Bu ülkede yaşayan herkes, AKP’lisi de AKP’li olmayanı da bu işin böyle devam edemeyeceğini görüyor, bir yerinden kırılacak bu tuhaf rejim. O kırılma noktasından ya hukuka ve özgürlüğe sapacağız ya da iktidarın sonunda “darbecilerin oyuncağı” haline geldiği koyu bir faşizme.

Eğer halk AKP’yi tepkileriyle ve oylarıyla ciddi bir biçimde uyarmazsa, buradan gidilecek yer faşizm ve “alo Fatih” rejimi olacak gibi görünüyor.

İktidarın bunu tercih ettiği bütün uygulamalarıyla, konuşmalarıyla “kumpaslarıyla” açıkça anlaşılıyor.

Halkın neyi tercih ettiğini ise 30 Mart akşamı öğreneceğiz. 

.

Facebook Yorumları

reklam
20.01.2015
Hayaller duşakabin
14.01.2015
"Ay resmen evrim"
07.01.2015
Reddedildi
30.12.2014
Roboski diyemeyenler…
24.12.2014
Dolu silahla Rus ruleti
16.12.2014
Vesayet Disneyland'de
28.11.2014
İtaatsizliğe devam
18.11.2014
Serbest ucuş
11.11.2014
Aslında 'yeşil' dostu bunlar...
04.11.2014
Beş vakit hukuk
21.10.2014
Barış ve faşizm
17.10.2014
Sahtekarlık belgesi
14.10.2014
Siz karar verin
10.10.2014
Kurnazlığı bırakın, net olun
07.10.2014
'Uzun', matbaayı da sevmezdi...
30.09.2014
Burada soruları ben sorarım...
19.09.2014
Algılar şelale
12.09.2014
Bir tasarım harikası
05.09.2014
Çamur güreşçileri
03.09.2014
Dünyayı bıktıran adam… (ve oğlu)
29.08.2014
"Reis ve Hoca"
26.08.2014
Yetenekli Bay Erdoğan
22.08.2014
Süleyman Şah ve mat
19.08.2014
Paralel Başbakan
15.08.2014
Suç koleksiyoncusu
12.08.2014
Sayılı günler...
09.08.2014
Erdoğan'ın 'sözde Ermenileri'
05.08.2014
Ya Erdoğan ya Türkiye
08.07.2014
Başbakan'dan muz orta
27.06.2014
Aç, susuz ve kuşkusuz darbeci Müslümanlar
20.06.2014
Ya İspanyol olsaydık?
10.06.2014
Tek çözümlü süreç
30.05.2014
Cevapları masama bekliyorum
27.05.2014
İkiyüzlü özgürlük
23.05.2014
Diktatörden kaçış yok
20.05.2014
Papua’da da anlaşabilirdik
16.05.2014
Artık yumruklarını konuşturuyor!
09.05.2014
‘Özgürlük, cezaevinde olmamaktır’
06.05.2014
Tahammülsüz 'demokratlar'
02.05.2014
İki yiğit çıktı meydane...
25.04.2014
Adım adım hiçbir yere
19.04.2014
Yalnız değilsin Başbakan
08.04.2014
Başbakan'ın Vietnam’ı
01.04.2014
Sadece Erdoğan kazandı
28.03.2014
Savaş ve seçim
25.03.2014
Gülünç ama tehlikeli
21.03.2014
Doktorunuz konuşuyor
14.03.2014
Geri dönüş yok
11.03.2014
Hem paranı, hem canını
07.03.2014
Hukukun olmadığı gezegen
28.02.2014
Bir yetmez ama evet daha
19.02.2014
Taraf projesi
14.02.2014
'Alo Fatih' hattını dinledik de ne oldu?
11.02.2014
Sizin tercihiniz
08.02.2014
Haydi Yıldıray, daha yüksek sesle: ‘Ordu göreve’
31.01.2014
Kullanışlılar
28.01.2014
Ananası doğal ama…
25.01.2014
Çok büyük geçmiş olsun
21.01.2014
Eşitlik Aziz Yıldırım’ın da hakkı
10.01.2014
Kan kardeşler
07.01.2014
‘Her şey neticesiyle ölçülür’
03.01.2014
Tehlikeli oyunlar
31.12.2013
Kutudan çıkan kirli ittifak
27.12.2013
Alın size darbe
24.12.2013
‘Siyasete sahip çıkma zamanı…’ Siz çıkın, biz daha buradayız
20.12.2013
Ejder ısırdı bir kere
17.12.2013
Sabırlı ol milli irade
10.12.2013
Recep Tayyip Başbuğ
06.12.2013
Özrü kabahatinden kurnaz
03.12.2013
Yıldıray hatıralar diyarında
29.11.2013
Dersaneler ve Başbakan'ın 'özgürlüğü'
26.11.2013
Bir an İlker Başbuğ’u hatırladım...
23.11.2013
Numaram aynı Sayın Kuzu
19.11.2013
Siz isteyemezsiniz...
15.11.2013
Oldunuz da ne oldu?
12.11.2013
Sevgililer gününüz kutlu olsun
08.11.2013
Yolun sonu
05.11.2013
Duvarlar
01.11.2013
Yırt gömleğini CHP
29.10.2013
Silahlar sustu, soğuk devam ediyor
25.10.2013
Korkmakta haksız değiller
22.10.2013
Meşhur casusun 'gizli' gerçekleri
15.10.2013
Siz önce demokrasi ve hukukla barışın
11.10.2013
Başbakan'ın iyi çocukları
08.10.2013
Mavi kuş yalan dinlemez
04.10.2013
Kemalistleri yendiler, Kemalizm'e yenildiler
01.10.2013
Yetmez ama hayır
27.09.2013
Ünal Aysal'ı yedirmeyiz
22.09.2013
Ders olsun diye...
19.09.2013
Yirmi kişi ölüyor, aldırmayın
15.09.2013
Bir Paket Demokrasi
12.09.2013
とても嬉しい (ÇOK SEVİNDİM)
08.09.2013
Hazır mısınız?
05.09.2013
Sarayın soytarıları
01.09.2013
Barışın tek şartı
28.08.2013
Kıvrıkoğlu haklı mıydı?
25.08.2013
Mesaj çok açık değil mi?
22.08.2013
Fark göremiyorum, ya sen?
18.08.2013
'Kahrolsun demokrasi'
14.08.2013
Kendisi artık raporlu
11.08.2013
Bir bayram duası: Tanrım bize net ol
07.08.2013
Hiç değişmeyecek mi?
04.08.2013
Yedirtmeyiz Recep'i
31.07.2013
Erdoğan, Oscar'a mı göz kırpıyor?
28.07.2013
'İnsanlar ölmüyor, daha ne istiyorsunuz?'
24.07.2013
'En büyük tuzak, Allah'ın tuzağıdır'
13.12.2012
Zor olan başkanlık değil...
08.12.2012
Peki Akif
06.12.2012
Dokundular
29.11.2012
‘Muhteşem On Yıl’
15.11.2012
Tarihî bir an
08.11.2012
Bahtsız kutup ayısı
01.11.2012
Yol yakınken...
25.10.2012
Hayırlısı...
18.10.2012
Okur izindeyim!
11.10.2012
Cevapları biliyorum
11.10.2012
Kongre yalanları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı