Başbakan'dan muz orta


08.07.2014 - Bu Yazı 2726 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Lafı ne yapıp edip de son yılların en heyecanlı Dünya Kupası’na getirebilirim diye düşünürken imdadıma Başbakan yetişti. Futbol terimiyle söylersek, Başbakan kaçırılmayacak, tam adrese bir orta yaptı.

 Onun işi bu zaten; millete hizmet. Üstelik, aramızda kalsın, hizmet ederken olduğundan daha uzun görünüyor.

 Şimdi de Samsun’dan çıktı yola, “daha Erzurum Kongresi’ne yetişeceğiz” diyerek Köşk’e Atatürk adımlarıyla çıkmak istediğinin altını çizdi.

 En büyük hayali buymuş demek; dindarların Atatürk’ü olmak…

 Bu ülke bunca acıyı Tayyip Erdoğan eninde sonunda bir Atatürk olsun diye çekmiş ve çekecek… Neyse o da hevesini aldıktan, dindar Atatürk’ten de kurtulduktan sonra belki bir şeyler değişmeye başlar şu zavallı topraklarda.

 Şimdilik kendisinin Köşk’e çıkmasını önleyecek ve içindeki başkanlık ateşini söndürebilecek bir engel görünmüyor. İlk turda olmazsa ikinci turda Başbakan hayallerini gerçekleştirecek herhalde. 

 Henüz başbakanken bile,  “yasağı da yasaklarız” diyebilen ve gerçekten de defalarca yasakları yasaklayan, kanunların altını üstüne getiren, istediğini tutuklatan istediğini özgür bırakan, yargı kararlarını hiçe sayan, yargıyı kendisine bağlayan birinin başkanlık konusundaki hevesini ise anlamak zor.

 Başkanlık sistemi yokken bile “bir başkandan daha fazlası” gibi davranan birinin bu konudaki inadı insana biraz garip geliyor açıkçası.

 Ama öyle ya da böyle bu ülke bir süre daha cumhurbaşkanı, başbakan, başkan, yarı başkan ya da en olmadı amca -‘baba yarısı’ sıfatıyla- Tayyip Erdoğan sorunuyla yaşamaya devam edecek.

 Sonra da bir şekilde bu macera hayırlısıyla bitecek.

 Neyse, hazır Başbakan imdadıma yetişmişken konuyu tekrar dağıtmayayım, kendisinin muz ortasını ıskalamayayım…

 Köşk adaylığını resmen açıklamasından sonra “Başbakanlık’tan istifa etmemi gerektiren bir durum yok” dediği için biz de şimdilik kendisine Başbakan demeye devam edelim. Çünkü hukuk sistemi tersini söylese de o öyle diyor.

 Başbakan, Türkiye Futbol Federasyonu’nun Riva’da yaptırdığı tesislerin açılışındaki konuşmasında, “Dünya Kupası’nı seyrederken zaman zaman üzülüyoruz. Bakıyoruz kimler var. Ama Türkiye orada yok. Onların yanında bizim olmayışımız bizi olumsuz istikamette etkiliyor. 5-6 milyon nüfusu olan ülkeler orada. 76-77 milyon nüfusu ile Türkiye niye orada, turnuvada yok” diye dert yandı.

 Kendisiyle aynı fikirdeyim. Özellikle bu kupada milli takımın da yer alması unutulmaz olurdu.

 Bu hayalin neden gerçekleşmediğiyle ilgili sorular sormak, başarısızlığın nedenlerini aramaya çalışmak sağlıklı bir yol.

Sağlıklı bir yol fakat bunu yaparken, eğer amaç bir sonraki kupaya ya da bundan sonraki tüm kupalara katılmak ve oralarda başarılar yakalayabilmekse, kendimize karşı her zaman olduğundan daha objektif davranmak zorundayız. Böylesi daha sağlıklı olur.

 “Neden orada biz de yokuz?” sorusunun cevaplarını olanca dürüstlüğümüzle ve cesaretimizle vermeye çalışmalıyız.

 Mesela bu soruya, “Çünkü, Dünya Kupası’na katılan hiçbir ülkede, o ülkenin şampiyonu kupasını Başbakanın talimatıyla almamıştır” cevabı verildiği zaman hiç gücenmemeliyiz.

 Ya da, “Çünkü, kupaya katılan hiçbir ülkenin başbakanı, genç sporcuları ziyaret ettiğinde, onların kılık kıyafet veya zevkleriyle ilgili telkinde bulunma gereği duymamıştır” tarzında bir cevap da ilk bakışta ilgisiz görünmesine rağmen üzerinde düşünülmeden geçilmemelidir.

 “Çünkü, kupaya katılan kimi ülkelerde şike gibi yasadışı olaylar yaşansa da hepsi hem içeride hem de dışarıda bu hukuksuzluğun bedelini ödemiştir, o ülkelerin hiçbirinde başbakanla birlikte Meclis topyekun şikenin üstünü kapatmaya yeltenmemiştir” denildiği zaman utanmalıyız ama gerçeği de kabullenmeliyiz.

 “Çünkü o ülkelerin hiçbirinde siyasi slogan atılıyor diye sahalar kapanmıyor, taraftarlar gözaltına alınmıyor” yanıtını da göz ardı etmemeliyiz.

 “Çünkü, o ülkelerin hiçbirinde Başbakan ya da her ne sıfatı varsa o, hiçbir zaman bir spor bakanı ya da bir federasyon başkanı gibi davranmamıştır” cevabını çözüm süreci veya darbe komploları laflarıyla geçiştirmeden saygıyla karşılamalıyız.

 “Çünkü, bizde her yıl bir büyük takıma göre ayarlanan yabancı kuralı gibi saçmalıklar o ülkelerin gündeminde yoktur” da önümüze koyduğumuz şapkanın içinden çıkacak cevaplardan olacaktır.

 “Çünkü, kupaya katılan ülkelerin hiçbirinde kulüp başkanları, teknik direktörler, futbolcular ve federasyon yetkilileri o ülkenin başbakanının emrinde değildir” alacağımız tokat gibi yanıtlardan bir başkası olur.

 Kısacası, “Çünkü o ülkelerin hiçbirinde siyaset ve futbol bizdeki kadar iç içe geçmemiş, siyasiler spora bizdeki kadar müdahale etmemiştir”.

 İsteyen, Brezilya’da bulunmamamızın nedenleri arasında yanlış taktikle, yanlış teknik adamla, yanlış futbolcuyla oynamamızı da sayabilir.

 Ya da şanssız olduğumuz veya hakemler tarafından hakkımızın yenildiği de iddia edilebilir.

 Fakat benim, hepsinin burada sayamamış olsam da, “Neden orada biz de yokuz?” sorusuna vereceğim cevaplar bunlar.

 Ne yanlış taktik, ne yanlış hoca, ne de yanlış futbolcu…

 Orada olmayışımızın en büyük nedeni, bu soruyu soranın kendisi…

 O, her işte olduğu gibi futbolda da bu kadar işin içinde olmasa diğer sebepler bir şekilde hallolur gibi geliyor bana.   

.

.

Facebook Yorumları

Kod8
20.01.2015
Hayaller duşakabin
14.01.2015
"Ay resmen evrim"
07.01.2015
Reddedildi
30.12.2014
Roboski diyemeyenler…
24.12.2014
Dolu silahla Rus ruleti
16.12.2014
Vesayet Disneyland'de
28.11.2014
İtaatsizliğe devam
18.11.2014
Serbest ucuş
11.11.2014
Aslında 'yeşil' dostu bunlar...
04.11.2014
Beş vakit hukuk
21.10.2014
Barış ve faşizm
17.10.2014
Sahtekarlık belgesi
14.10.2014
Siz karar verin
10.10.2014
Kurnazlığı bırakın, net olun
07.10.2014
'Uzun', matbaayı da sevmezdi...
30.09.2014
Burada soruları ben sorarım...
19.09.2014
Algılar şelale
12.09.2014
Bir tasarım harikası
05.09.2014
Çamur güreşçileri
03.09.2014
Dünyayı bıktıran adam… (ve oğlu)
29.08.2014
"Reis ve Hoca"
26.08.2014
Yetenekli Bay Erdoğan
22.08.2014
Süleyman Şah ve mat
19.08.2014
Paralel Başbakan
15.08.2014
Suç koleksiyoncusu
12.08.2014
Sayılı günler...
09.08.2014
Erdoğan'ın 'sözde Ermenileri'
05.08.2014
Ya Erdoğan ya Türkiye
08.07.2014
Başbakan'dan muz orta
27.06.2014
Aç, susuz ve kuşkusuz darbeci Müslümanlar
20.06.2014
Ya İspanyol olsaydık?
10.06.2014
Tek çözümlü süreç
30.05.2014
Cevapları masama bekliyorum
27.05.2014
İkiyüzlü özgürlük
23.05.2014
Diktatörden kaçış yok
20.05.2014
Papua’da da anlaşabilirdik
16.05.2014
Artık yumruklarını konuşturuyor!
09.05.2014
‘Özgürlük, cezaevinde olmamaktır’
06.05.2014
Tahammülsüz 'demokratlar'
02.05.2014
İki yiğit çıktı meydane...
25.04.2014
Adım adım hiçbir yere
19.04.2014
Yalnız değilsin Başbakan
08.04.2014
Başbakan'ın Vietnam’ı
01.04.2014
Sadece Erdoğan kazandı
28.03.2014
Savaş ve seçim
25.03.2014
Gülünç ama tehlikeli
21.03.2014
Doktorunuz konuşuyor
14.03.2014
Geri dönüş yok
11.03.2014
Hem paranı, hem canını
07.03.2014
Hukukun olmadığı gezegen
28.02.2014
Bir yetmez ama evet daha
19.02.2014
Taraf projesi
14.02.2014
'Alo Fatih' hattını dinledik de ne oldu?
11.02.2014
Sizin tercihiniz
08.02.2014
Haydi Yıldıray, daha yüksek sesle: ‘Ordu göreve’
31.01.2014
Kullanışlılar
28.01.2014
Ananası doğal ama…
25.01.2014
Çok büyük geçmiş olsun
21.01.2014
Eşitlik Aziz Yıldırım’ın da hakkı
10.01.2014
Kan kardeşler
07.01.2014
‘Her şey neticesiyle ölçülür’
03.01.2014
Tehlikeli oyunlar
31.12.2013
Kutudan çıkan kirli ittifak
27.12.2013
Alın size darbe
24.12.2013
‘Siyasete sahip çıkma zamanı…’ Siz çıkın, biz daha buradayız
20.12.2013
Ejder ısırdı bir kere
17.12.2013
Sabırlı ol milli irade
10.12.2013
Recep Tayyip Başbuğ
06.12.2013
Özrü kabahatinden kurnaz
03.12.2013
Yıldıray hatıralar diyarında
29.11.2013
Dersaneler ve Başbakan'ın 'özgürlüğü'
26.11.2013
Bir an İlker Başbuğ’u hatırladım...
23.11.2013
Numaram aynı Sayın Kuzu
19.11.2013
Siz isteyemezsiniz...
15.11.2013
Oldunuz da ne oldu?
12.11.2013
Sevgililer gününüz kutlu olsun
08.11.2013
Yolun sonu
05.11.2013
Duvarlar
01.11.2013
Yırt gömleğini CHP
29.10.2013
Silahlar sustu, soğuk devam ediyor
25.10.2013
Korkmakta haksız değiller
22.10.2013
Meşhur casusun 'gizli' gerçekleri
15.10.2013
Siz önce demokrasi ve hukukla barışın
11.10.2013
Başbakan'ın iyi çocukları
08.10.2013
Mavi kuş yalan dinlemez
04.10.2013
Kemalistleri yendiler, Kemalizm'e yenildiler
01.10.2013
Yetmez ama hayır
27.09.2013
Ünal Aysal'ı yedirmeyiz
22.09.2013
Ders olsun diye...
19.09.2013
Yirmi kişi ölüyor, aldırmayın
15.09.2013
Bir Paket Demokrasi
12.09.2013
とても嬉しい (ÇOK SEVİNDİM)
08.09.2013
Hazır mısınız?
05.09.2013
Sarayın soytarıları
01.09.2013
Barışın tek şartı
28.08.2013
Kıvrıkoğlu haklı mıydı?
25.08.2013
Mesaj çok açık değil mi?
22.08.2013
Fark göremiyorum, ya sen?
18.08.2013
'Kahrolsun demokrasi'
14.08.2013
Kendisi artık raporlu
11.08.2013
Bir bayram duası: Tanrım bize net ol
07.08.2013
Hiç değişmeyecek mi?
04.08.2013
Yedirtmeyiz Recep'i
31.07.2013
Erdoğan, Oscar'a mı göz kırpıyor?
28.07.2013
'İnsanlar ölmüyor, daha ne istiyorsunuz?'
24.07.2013
'En büyük tuzak, Allah'ın tuzağıdır'
13.12.2012
Zor olan başkanlık değil...
08.12.2012
Peki Akif
06.12.2012
Dokundular
29.11.2012
‘Muhteşem On Yıl’
15.11.2012
Tarihî bir an
08.11.2012
Bahtsız kutup ayısı
01.11.2012
Yol yakınken...
25.10.2012
Hayırlısı...
18.10.2012
Okur izindeyim!
11.10.2012
Cevapları biliyorum
11.10.2012
Kongre yalanları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8