"Reis ve Hoca"


29.08.2014 - Bu Yazı 1408 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ahmet Davutoğlu’nun başbakan olarak atanacağı kesinleştikten sonra ne zaman kendisini ve Erdoğan’ı aynı karede görsem, gözümün önüne “Ayı” (L’ours) filminin o unutulmaz sahnesi geliyor…

Bu filme çok uzun yıllar önce “bir büyüğüm”le gitmiştim… Filmi unutulmaz yapan sebeplerden biri de kendisiyle ilk kez sinemaya gitmiş olmamdı…

Kendisinin film seçimindeki “ince” mesajı ise yıllar sonra yolda yürürken birden dank etmişti kafama…

Bu arada kesinlikle bir yanlış anlamaya mahal vermek istemem, onun için açık açık söylemeliyim ki mesaj tamamen benimle ilgiliydi.

Neyse biz “Ayı” filmindeki sahneye geçelim. Bu hatıranın sonu kötüye gidiyor çünkü…

Yavru ayı ormanda, ne olduğunu şimdi hatırlayamadığım bir yırtıcıyla karşılaşıyor… Ya kaplandı, ya puma, ya da o tip bir şey…

Puma diyelim…

Puma, yavru ayıyı görünce hemen dişlerini gösterir ve saldırmak için harekete geçer…

Aralarında sadece çağlayarak akan bir dere ve o derenin üstünde de bir taraftan diğer tarafa geçmeye yarayan bir kütük vardır…

Yavru ayı, düşmanını korkutmak için ayakları üstüne kalkar ve sesi yettiğince bağırmaya çalışır…

Haliyle puma pek etkilenmez bu gösteriden… Yavaş yavaş yavruya doğru adımlarını hızlandırır…

Yavru ayı, “Ben nerede yanlış yaptım” der gibi şaşkın ve çaresizdir…

Bu sırada arkada anne ayı belirir… Yavrusu annesinin geldiğinin farkında değildir ve pumayı püskürtmek için son bir defa daha dener şansını…

Tam kükremek için ayağa kalktığı sırada anne ayı da arkasından aynı şeyi yapar…

Puma da canı sıkkın bir şekilde kaçmaya başlar…

Yavru ayı ise her şeyden habersiz, bu ilk “av”ının gururuyla annesinin yanında ormandaki macerasına devam eder.

Şimdi hem bu sahneyi, hem de Yeni Şafak’ın deyimiyle, “Reis ve Hoca” ikilisini beraber hatırlayınca elimde olmadan gülümsüyorum… Ne yapayım?

Üstelik anne ayı ve yavrusu arasındaki fiziksel farklar da bu benzeşmeyi iyice kuvvetlendiriyor…

“Yeni Türkiye”nin ilk icraatı, “uzun adam”dan, “soyadı kendisinden uzun adam”a geçmek oldu…

İnsanlarla “kısa” diye dalga geçmek pek alışkanlığım değildir veya bir başbakanın boyutları hiç mi hiç ilgimi çekmez fakat “uzun” olmanın haddinden fazla anlamsız övgüler aldığı, bir adamın “Bana arkadaşlar arasında ‘uzun’ derler” tavırlarıyla etrafta caka sattığı yerlerde, “kısa” olmanın da bu kadarcık bir bedeli olmalı herhalde…

Filmdeki o sahneyi önümüzdeki günlerde tekrar tekrar izleyeceğiz…

Daha ilk günkü konuşmasıyla sahibinin sesi olmaktan öteye gidemeyeceğini gösterdi Davutoğlu…

Bakarsınız salı günleri kürsüde kendisini Erdoğan seslendirir… 15-20 gün boyunca anayasayı çiğneyip hem cumhurbaşkanlığı, hem de başbakanlık yapabilen, on parmağında on marifetli biri, “kardeşi” için neden seslendirme de yapmasın?

Ne AKP’lilerin ne de yeni başbakanın buna pek itirazı olacağını sanmıyorum… Davutoğlu konusunda yanılıyor olsam bile, o itirazı dahi eminim “uzun adam”ın sesiyle dile getirir…

Davutoğlu’nun “yapılacaklar listesi”nin Erdoğan’ın ülkeyi perişan eden tasarruflarından pek bir farkı yok… Üstelik inandırıcı da değil…

Örneğin, “Yetim hakkına uzanan eli, kardeşimiz de olsa kırarız” gibi laflar kağıt üzerinde pek şaşalı dursa da, “Yetim hakkına uzanan eli, o eli suçüstü yakalayanları hapse atarak mı kıracaksınız?” veya “Fezlekeleri bin bir oyunla Meclis’ten uzak tutarak mı, yargıdan kaçırarak mı kıracaksınız o elleri?” soruları karşısında fiyakasından pek eser kalmıyor ne yazık ki…

Bunların dışında, Cumhuriyet gazetesinin de dikkat çektiği bir nokta daha var ki, eğer Davutoğlu’nun tam olarak anlatmak istediği buysa, Mısır asıllı Marksist düşünür Samir Amin’in Utku Çakırözer’e söylediği gibi “Daha büyük Gezi’lere hazır olun”…

Şunu söylüyor Davutoğlu “Yeni Türkiye”yi tarif ederken: “Özgürlükler ‘yeni ahlaki formasyonla’ buluşturulacak.”

Cumhuriyet gazetesi bu sözlerin kafaları karıştırdığını söylerken haksız değil…

“Yeni ahlaki formasyon” ne demek?

Belli ki yine kendilerine göre bir ahlak dayatması peşine düşecekler. Ülkenin kendileri gibi olmayan diğer yarısını kendi ahlak anlayışları çerçevesinde yaşamaya zorlayacaklar…

Metroda öpüşmeyin, alkol kullanmayın, şort giymeyin, göz göze gelmeyin, el ele tutuşmayın, şunları izleyin, bunları izlemeyin…

Tabii ki başaramayacaklar ama buna teşebbüs etmeleri bile burada yeni ve daha büyük Gezi’lere yol açacak...

Yine çocuklar ölecek, nefret büyüyecek, düşmanlık artacak…

Tabii bir taraftan da ahlaklarının ne olduğunu da çok net gördük bunların…

Bu “ahlaki formasyon” içinde hırsızlık ve yolsuzlukla ilgili bir şeyler de var mı acaba?

Tüm ülkeye “Çalın, çırpın” diye mi emredecekler? Herkese, “Bizler gibi utanma bilmeyen hırsızlar olun” mu diyecekler? Vakıf kurup arsa komisyonculuğu yapmak, rüşvet almak mecburi mi olacak?

Kafalarındaki plan ne tam bilemiyorum ama ahlaktan da özgürlükten de anlamayanların, “yeni ahlaki formasyon”la özgürlükleri buluşturma niyetinin bu ülkeyi karmakarışık hale getireceğine eminim.

Çünkü, biz onların ahlaksız ahlakını istemiyoruz…

Önce o eli bir indir”

Bu başlığı Taraf gazetesinde kullandığımızda ortalık epey karışmıştı…

Fakat gördüğünüz üzere bu beni durduramadı tabii ki…

Erdoğan veda konuşmasında, daha önce yaptığı gibi, her şeyi bir kenara bırakıp uzattığı eli tutmamızı beklediğini söyledi…

“77 milyon” lafını kullandığı için, istediğim kadar kafamı başka tarafa çevirsem de, o uzatılan eli üzerime alınmamak elimde değil…

Ama kendisine önce o eli bir indirmesini, sonra da illa el ele tutuşmak veya tokalaşmak istiyorsa “mutluluğa” giden bu yolun sayısız engelle dolu olduğunu söylemek isterim…

Gezi’de öldürttüğün çocuklar için yargı önüne çıkmadan, Roboski’de üstlerine bomba yağdırttığın insanların sorumlularını ortaya çıkarmadan, bakanlarınla beraber yolsuzlukların hesabını vermeden, unutturmaya çalıştığın rehineleri kurtarmadan, Reyhanlı’yı açıklığa kavuşturmadan, Afyon’u çözmeden, Soma’yı anlatmadan, medyaya karışmaktan vazgeçmeden, darbecilerle hesaplaşmadan, yola çıkarken verdiğin sözleri tutmadan, kendine bir çeki düzen vermeden…

Elini uzatarak karşımıza gelme “uzun adam”…

Çünkü bunlar hallolmadıkça o her yere uzanan elin daha epeyce havada kalır.

.

Facebook Yorumları

reklam
20.01.2015
Hayaller duşakabin
14.01.2015
"Ay resmen evrim"
07.01.2015
Reddedildi
30.12.2014
Roboski diyemeyenler…
24.12.2014
Dolu silahla Rus ruleti
16.12.2014
Vesayet Disneyland'de
28.11.2014
İtaatsizliğe devam
18.11.2014
Serbest ucuş
11.11.2014
Aslında 'yeşil' dostu bunlar...
04.11.2014
Beş vakit hukuk
21.10.2014
Barış ve faşizm
17.10.2014
Sahtekarlık belgesi
14.10.2014
Siz karar verin
10.10.2014
Kurnazlığı bırakın, net olun
07.10.2014
'Uzun', matbaayı da sevmezdi...
30.09.2014
Burada soruları ben sorarım...
19.09.2014
Algılar şelale
12.09.2014
Bir tasarım harikası
05.09.2014
Çamur güreşçileri
03.09.2014
Dünyayı bıktıran adam… (ve oğlu)
29.08.2014
"Reis ve Hoca"
26.08.2014
Yetenekli Bay Erdoğan
22.08.2014
Süleyman Şah ve mat
19.08.2014
Paralel Başbakan
15.08.2014
Suç koleksiyoncusu
12.08.2014
Sayılı günler...
09.08.2014
Erdoğan'ın 'sözde Ermenileri'
05.08.2014
Ya Erdoğan ya Türkiye
08.07.2014
Başbakan'dan muz orta
27.06.2014
Aç, susuz ve kuşkusuz darbeci Müslümanlar
20.06.2014
Ya İspanyol olsaydık?
10.06.2014
Tek çözümlü süreç
30.05.2014
Cevapları masama bekliyorum
27.05.2014
İkiyüzlü özgürlük
23.05.2014
Diktatörden kaçış yok
20.05.2014
Papua’da da anlaşabilirdik
16.05.2014
Artık yumruklarını konuşturuyor!
09.05.2014
‘Özgürlük, cezaevinde olmamaktır’
06.05.2014
Tahammülsüz 'demokratlar'
02.05.2014
İki yiğit çıktı meydane...
25.04.2014
Adım adım hiçbir yere
19.04.2014
Yalnız değilsin Başbakan
08.04.2014
Başbakan'ın Vietnam’ı
01.04.2014
Sadece Erdoğan kazandı
28.03.2014
Savaş ve seçim
25.03.2014
Gülünç ama tehlikeli
21.03.2014
Doktorunuz konuşuyor
14.03.2014
Geri dönüş yok
11.03.2014
Hem paranı, hem canını
07.03.2014
Hukukun olmadığı gezegen
28.02.2014
Bir yetmez ama evet daha
19.02.2014
Taraf projesi
14.02.2014
'Alo Fatih' hattını dinledik de ne oldu?
11.02.2014
Sizin tercihiniz
08.02.2014
Haydi Yıldıray, daha yüksek sesle: ‘Ordu göreve’
31.01.2014
Kullanışlılar
28.01.2014
Ananası doğal ama…
25.01.2014
Çok büyük geçmiş olsun
21.01.2014
Eşitlik Aziz Yıldırım’ın da hakkı
10.01.2014
Kan kardeşler
07.01.2014
‘Her şey neticesiyle ölçülür’
03.01.2014
Tehlikeli oyunlar
31.12.2013
Kutudan çıkan kirli ittifak
27.12.2013
Alın size darbe
24.12.2013
‘Siyasete sahip çıkma zamanı…’ Siz çıkın, biz daha buradayız
20.12.2013
Ejder ısırdı bir kere
17.12.2013
Sabırlı ol milli irade
10.12.2013
Recep Tayyip Başbuğ
06.12.2013
Özrü kabahatinden kurnaz
03.12.2013
Yıldıray hatıralar diyarında
29.11.2013
Dersaneler ve Başbakan'ın 'özgürlüğü'
26.11.2013
Bir an İlker Başbuğ’u hatırladım...
23.11.2013
Numaram aynı Sayın Kuzu
19.11.2013
Siz isteyemezsiniz...
15.11.2013
Oldunuz da ne oldu?
12.11.2013
Sevgililer gününüz kutlu olsun
08.11.2013
Yolun sonu
05.11.2013
Duvarlar
01.11.2013
Yırt gömleğini CHP
29.10.2013
Silahlar sustu, soğuk devam ediyor
25.10.2013
Korkmakta haksız değiller
22.10.2013
Meşhur casusun 'gizli' gerçekleri
15.10.2013
Siz önce demokrasi ve hukukla barışın
11.10.2013
Başbakan'ın iyi çocukları
08.10.2013
Mavi kuş yalan dinlemez
04.10.2013
Kemalistleri yendiler, Kemalizm'e yenildiler
01.10.2013
Yetmez ama hayır
27.09.2013
Ünal Aysal'ı yedirmeyiz
22.09.2013
Ders olsun diye...
19.09.2013
Yirmi kişi ölüyor, aldırmayın
15.09.2013
Bir Paket Demokrasi
12.09.2013
とても嬉しい (ÇOK SEVİNDİM)
08.09.2013
Hazır mısınız?
05.09.2013
Sarayın soytarıları
01.09.2013
Barışın tek şartı
28.08.2013
Kıvrıkoğlu haklı mıydı?
25.08.2013
Mesaj çok açık değil mi?
22.08.2013
Fark göremiyorum, ya sen?
18.08.2013
'Kahrolsun demokrasi'
14.08.2013
Kendisi artık raporlu
11.08.2013
Bir bayram duası: Tanrım bize net ol
07.08.2013
Hiç değişmeyecek mi?
04.08.2013
Yedirtmeyiz Recep'i
31.07.2013
Erdoğan, Oscar'a mı göz kırpıyor?
28.07.2013
'İnsanlar ölmüyor, daha ne istiyorsunuz?'
24.07.2013
'En büyük tuzak, Allah'ın tuzağıdır'
13.12.2012
Zor olan başkanlık değil...
08.12.2012
Peki Akif
06.12.2012
Dokundular
29.11.2012
‘Muhteşem On Yıl’
15.11.2012
Tarihî bir an
08.11.2012
Bahtsız kutup ayısı
01.11.2012
Yol yakınken...
25.10.2012
Hayırlısı...
18.10.2012
Okur izindeyim!
11.10.2012
Cevapları biliyorum
11.10.2012
Kongre yalanları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.