• 15.03.2011 00:00
  • (3023)

Newroz kutlamaları çok eskiye uzanıyor. Bu topraklarda yaşayan halklar 21 Mart’ı uzun senelerdir, baharın başlangıcı ve yeni bir gün olarak kutluyor. Kürtler için Newroz, özel bir anlama sahip. Baskıya ve zulme başkaldırmayı simgeliyor; inkâr edilmeden, yok sayılmadan, kimliğine ve kültürüne sahip çıkarak özgür bir şekilde yaşama kararlılığına işaret ediyor. Geçen 30 yılda bu politik içeriğe uygun olarak gelişen Newroz, Kürtlerin adalet ve özgürlük arayışlarının en önemli simgelerinden biri haline geldi.

Ama Newroz’un özünü oluşturan bu değerler, doğru politik biçimine bir türlü kavuşamadı. Bu, Kürt kimliğini temsil eden silahlı elit grubun değişen zamana ve koşullara ayak uyduramayıp, yerinde saymasından kaynaklanıyor. Silahlı Kürt muhalefeti, bugüne kadar miting alanlarında toplanan milyonlarca insanın beklenti ve taleplerini karşılayacak meşru bir siyasi yapıya dönüşemedi. Ortaya çıkan Kürt partileri ise dağın gölgesinden kurtulamadı.

1984’te başlayan Kürt isyan hareketi, toplumsal bir meşruiyete de sahipti. Bu isyan 27 yıldır, büyük can kayıplarıyla - çatışmalar zaman zaman dursa da- hâlâ sürüyor. Ne var ki, artık bu isyana meşruiyet kazandıran politikalar değişti; devlet Kürtlerin, dilini, kültürünü inkâr eden politikalardan vazgeçti. Ama isyanın liderliğini yapan grup, hâlâ ilk günkü bilincini koruyor.

Sorunun çözülmemesinde devletten kaynaklanan engeller var. Ancak Kürt sorununun çözümünde bence asıl sorun, isyana öncülük edenlerin silahlı muhalefette ısrar etmeleridir; bu muhalefeti, demokratik/yasal araçlarla sürdürecek noktaya taşıyamamalarıdır.

Kürt isyanının demokratik meşruiyet kazanmasının koşulları ortaya çıkmış durumda. Bu Newroz, Kürt siyasi hareketi için tarihî bir dönüşüm şansı sunuyor. Zamanın ruhu, sivil siyasetten yana. Artık hiçbir diktatörlük veya baskı düzeni, meydanlarda toplanan milyonlarca insanın meşru taleplerini görmezden gelemiyor.

Kürt isyanının bu Newroz’da silahlara veda etme zamanı gelmiştir. Bu isyan bir 27 yıl daha sürdürülemez. Elde silah, binlerce genç dağda ömür tüketemez. Buna kimsenin hakkı yok. Zaten halkın tabut kaldıracak takati de kalmamıştır.

Önümüzde seçimler var. Ardından yeni bir anayasa yapılacak. Silahlar işe karışmazsa Türkiye’de yaşayan bütün kimlikler, kültürler birlikte yaşayabilecekleri özgür bir sözleşme yapabilirler.

Devlet Kürt hareketiyle en üst düzeyde görüşüyor. İmralı’da Öcalan’la yapılan görüşmeler, daha fazla kanın akmasını engeller. Ancak Kürt sorununun çözümü tamamen halkın talepleri ve onun Meclis’teki siyasi temsilcilerinin çabalarıyla şekillenebilir.

Newroz, yeni bir başlangıç, yeni bir gün demektir. 27 yıldır isyan halindeki Kürt siyaseti için de bu Newroz, silahlara veda etme imkânı tanıyor. Buna en çok Kürtlerin ihtiyacı var.

AKP Allah rızası için mi çalışıyor

Politika böyle işte. Teklifi muhalefet partisi getiriyorsa kesin ‘seçim hesabı’ yapıyordur ve “tribünlere oynuyordur”; dolayısıyla samimiyetine güven olmaz. Ama iktidar partisi hesapkitap yapmaz, hep Allah rızası için çalışır.

İktidarın, CHP’nin gündeme getirdiği “Bedelli askerlik” önerisine yaklaşımı tam da böyle.

Neydi CHP’nin önerisi?

Bir defaya mahsus “bedelli askerlik” düzenlemesi yapmak. Önerinin ayrıntılarını CHP Grup Başkanvekili Mehmet Akif Hamzaçebi şöyle açıkladı: “Teklif, sadece bedelli askerlik düzenlemesiyle sınırlı olacak. Öneri birikimi eritmeyi amaçlıyor. Yaş sınırlaması getirilecek. Belirli bir yaşın üzerindekiler yararlanacak.”

AKP ne diyor?

Seçim sürecine girdik, Meclis 11 nisanda kapanıyor, bu yasa teklifi yetişmez.

CHP şöyle itiraz ediyor: “Söz konusu tasarı Meclis Başkanlığı’na sunulduktan sonra komisyonda iki günde görüşülüp konu Genel Kurul’a gelir. Bir haftada çıkar.” AKP ise ısrarlı: “Kılıçdaroğlu samimi değil, tribünlere oynuyor.”

Bu itirazlar sonsuza kadar sürebilir.

Ama ortada bedelli askerlik düzenlemesini bekleyen ve beklemekten de vazgeçmeye niyetli olmayan yüz binlerce vatandaş var. Böyle bir ihtiyacın olduğu konusunda AKP de CHP’yle hemfikir. O halde bir hafta içinde çözülebilecek bu sorunu daha fazla ertelemek niye? Üstelik, tasarının Meclis’ten uzlaşma içinde geçme şansı da ortaya çıkmış durumda.

Yoksa AKP, bedelli askerlik düzenlemesinin getireceği siyasi rantı mı paylaşmak istemiyor?

CHP “bedelli askerlik” ile ilgili teklifini bugün veya yarın Meclis’e sunacak. AKP de yasa teklifine destek vermeli. Seçim hazırlıkları AKP için gerçekten ciddi bir gerekçeyse, o zaman düzenlemenin seçimden sonra gündeme getirileceğine dair kamuoyuna açıklama yapmalı. Aksi durumda, her fırsatta ‘niyetini’ sorguladığı CHP yerine, bu kez kendi ‘samimiyeti’ sorgulanır.