• 29.07.2013 00:00
  • (3634)

 Çözüm süreciyle birlikte Kürtçe kurslara olan ilgi de artmış. Endişeli liberaller ve beyaz Türkler davul zurnaylaKürtçe özel ders almaya başladıklarını duyurdular. Yeni önlük giymiş öğrenciler gibi heyecanlı ve coşkulular. Öğrendikleri ilk Kürtçe cümleleri sosyal medyada hayranlarıyla paylaşırken, mutluluklarını gizleyemiyorlar. Kendileriyle ne kadar gurur duysalar elbette az. Yıllarca yasaklanan, yok sayılan, horlanan, aşağılanan bir dili, Kürtçe’yi, ünlü olmanın getirdiği kibre kapılmadan öğrenme kararı alarak örnek bir davranış sergilediler. 

Buna kuşkusuz ben de çok sevindim; endişeli liberaller ve beyaz Türkler AKPhükümetinden en az Kürtler kadar çekti. Bunu Kürtlere iyice anlatmak, kavratmak gerekiyor. “Demokrasi olmadan, barışın olmayacağını”, Kürtlere ana dillerinde anlatmak lazım. Ne de olsa Türkçe bilmeyen milyonlarca Kürt kadını var; Kürt kadınları doğru dürüst sokağa bile çıkamıyorlar.  
Hem Türkçe bilmeyen Kürtler, Kürt anaları “endişe etmeyi”, çözüm sürecine “endişeli” yaklaşmayı biliyorlar mı? 
Benim önerim ilk Kürtçe derste “endişelenmek” sözcüğünü ve bunun fiil çekimlerini öğrensinler. 
Endişeliyim, endişelisin, endişeli. Endişeliyiz, endişelisiniz, endişeliler… 
Ama esas ilk öğrenilmesi gereken Kürtçe cümle şöyle olmalı: “Heta demokrasî nebe aştî nabe!” Türkçesi; demokrasi olmadan barış olmaz. Kürtler, bu cümleyi bir de ana dillerinde duymalılar. Bu cümlenin ne kadar önemli olduğunu sanırım anlatmaya gerek yok; mesleğin en üst basamağında olan liberal ve beyaz Türk gazeteci ağabey ve ablaların bu lafı, bu kadar ısrarla tekrarlayıp durması, boşuna değil herhalde. Önemli de ondan! 
Erdoğan ve AKP’nin çözümünden endişe etmek gerekmez mi? PKK’yı oyalıyorlar, Kürtlerde bu oyuna geliyor ve gerillayı sınır dışına çıkarıyorlar. Hangi güvenceyi aldınız ki? 
Peki Erdoğan samimi mi? Erdoğan’ın amacı başkanlık! Uyanın artık. Kürtler bunu göremiyor mu?  AKP’nin barışma niyeti yok. Hem AKP, Rojava devrimine de düşman. “Rojava” sözcüğünü cümle içerisinde Kürt siyasetçilerden bile önce kim kullandı dersiniz? Tabii ki liberaller. Bence çok havalı bir sözcük Rojava. Sık sık kullanmakta yarar var. 
Neyse… 
AKP, şu El Kaide uzantısı dinci örgüt El Nusra’yı silahlandırıp, Kürtlere karşı savaştırmıyor mu? 
Kürtler, Uludere’yi unuttu mu? Emri kim verdi sanıyorsunuz? AKP, Kürtleri bombaladı. Orada “Kürd gençleri” öldürüldü! Canlarımız yitti! 
Uludere çözülmeden barış olur mu? Başbakan’ın oyununa gelip üstelik iftara gittiniz!Uludere’yi, AKP yargısı ört-bas etmedi mi? 
Daha ne barışı! 
Gezi’de gençleri öldüren AKP polisi değil miydi? Kürtleri ancak Gezi ruhu anlayabilir.Erdoğan bu kafayla barış yapamaz. 
Diren Gezi, diren Lice
Barış Erdoğan’ı devirince gelecek. 
İşte… 
Tüm bunlar Kürtlere anadilde anlatılsa fena mı olur? 
Kürtçe özel ders alan kıdemli gazeteci liberal ağabey ve ablaların tamamına ermesini dilemekten başka bize söz söylemek düşmez. 
Şakır şakır Kürtçe yazıp konuşmaya başladıklarında, AKP’nin gerçek yüzünü görmeyen, duymayan, okumayan Kürt de kalmayacak.  
Orada, uzakta bir Kürt köyü var; gitmesek de, görmesek de o köy artık bizim. 
Onlara ana dillerinde ulaşmak sadece liberallerin değil, aslında herkesin görevi. 
Ama onlar yandaş, Kürtçe kursa bile gitmiyorlar.  
Çözüme karşı endişeleri ülkenin dört bir yanına yaymak, Kürtleri başkanlık sistemine karşı uyarmak, Erdoğan’ın bir diktatör olduğunu Kürtlere de öğretmek demokrasi görevidir. 
Heta demokrasî nebe, aştî nabe!