• 31.07.2013 00:00
  • (3631)

 Kara haberi kim verse çözüm karşıtı medya grubu, onu yere göğe sığdıramıyor. Sayelerinde Kandil’de örgütün ilk 11’ini sokaktaki bütün çocuklar sayabilir hale geldi. Cemil Bayık, Murat Karayılan, Bahoz Erdal, Duran Kalkan, Sabri Ok, Mustafa Karasu…

Yeter ki Ankara’yı tehdit eden bir söz edilsin, küçük bir imada bulunulsun.

Onu şişirmek, büyütmek, paketleyip topluma pazarlamak, çözüm karşıtı medyamızın ve onların güzide yazarlarının dakikasını almıyor.

Hız rekoru kırıyorlar. Son olarak Öcalan’ın dayısını keşfettiler. Yaşlı bir Anadolu insanı. Elinde bastonla, çok uzaklardan görüşe gelmiş, Öcalan’la görüşmüş. Aile görüşü. Normal.

Tabii gazeteciler, yaşlı dayımızın üzerine üzerine gidiyor; adamın tek şikâyeti “Bin 500 kilometre uzaktan geldim, ancak yarım saat görüşebildim” olmuş. Ama bu yeterli değil.

Peki, başka? “Böyle barış süreci mi olur?” Öcalan “olmaz” demiş; “çekilirim aradan!” Ne kutlu adamsın be dayı! Ver mübarek elini öpelim.

Beş dakika sonra Türkiye gündemi sallanıyor. Internet siteleri, sosyal medya “Süreç bitiyor, Öcalan çekiliyor” haberiyle çalkalanmaya başlıyor.

Sonraki günkü gazetelerin birinci sayfalarında bu haber, 200’den fazla kişinin katledildiği Mısır’daki olaylara vermedikleri yerin üç-dört katı büyüklüğünde bir yeri süslüyor.

Öcalan’ın dayısı demiş ki, süreç bitiyor! Medyanın trajik-komik bu haline gülüp geçelim, diyorum.

Ciddiye almayalım; tamam.

Ancak tüm bu olup biten, medyamızın kötümserliğinden kaynaklanmıyor. Bu da bir siyaset yapma biçimi.

Çözüm süreci başladığından bu yana medya bilgi satmıyor; bu konuda topluma sadece korku ve endişe pompalıyor, felaket tellallığı yapıyor. Yılların uzman gazetecileri, bütün birikimlerini, “felaket” yorumlarına harcıyor.

Öcalan serbest kalacak!

Dört parça Kürdistan kurulacak!

PKK, Güneydoğu’yu Türkiye’den koparacak! Bu haberlerle toplumu çözüm sürecinin ne kadar “kötü” olduğuna ikna etmeye çalışıyorlar.

Evet, çözüm süreci hayatımızı mahvedecek! Eskiden ne güzel her gün terörist öldürüyorduk!

Çözüm süreci geldi, mertlik bozuldu.

Asker tabutlarıyla ne güzel görkemli cenaze törenleri yapıyorduk!

Güneydoğu’da kahraman askerlerimiz hiç savaşmıyor! Karakollar da basılmıyor! Artık, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” diye yeri göğü inleten, şehit aileleri de kalmadı!

Anaların o kutsal gözyaşları da yok!

Çözüm süreci eski günleri özletiyor, öyle mi? Toplumda bu sürece desteğin ne kadar büyük olduğunu biliyoruz.

Bu yayınların hedefi tam da bu; korku ve endişe üreterek halkın çözüm sürecine olan desteğini en aza indirmek ve hükümeti politika değişikliğine zorlamak. Yaptıkları gazetecilik değil.

Çözüm karşıtı medyanın arkasındaki güçler, barışı istemiyor. Bu kara propaganda özelliği taşıyan haberlerin asıl nedeni, bu. Başbakan Erdoğan güçlenmesin diye yapamayacakları hiçbir şey yokmuş; bunu anladık. AK Parti hükümetine yarar korkusuyla çözüm sürecini bozmayı bile göze almışlar.  Korkunç çatışma ve ölüm günlerine geri dönülsün istiyorlar.  Çok yazık! Bu süreçte bizlere ne kadar kötümser olduğunuzu değil, aslında ne kadar “kötü” olduğunuzu gösterdiniz. İyi de yaptınız.  Ama kötüler kazanmayacak, bundan eminiz!