• 8.02.2019 00:00
  • (917)

 ABD Başkanı Trump’ın Suriye’den çekilme kararı aslında bölgede Türkiye’nin önünden çekilme anlamına geliyordu. 14 Aralık tarihli görüşmede Trump, “DEAŞ’ı da siz halledin” diyerek sahayı tümden Ankara’ya terk edeceğinin mesajını verdi. Amerikan müesses nizamını rahatsız eden de çekilme kararının daha çok bu kısmıydı. Trump, çekilme kararıyla, Pentagon’un “müttefikim” dediği terör örgütü YPG/PKK’yı Ankara’nın insafına terk etmiş oluyordu ki, yerleşik güçler bunu kabule yanaşmıyor.

O günden beri de Pentagon, Trump’ın kararını sulandırmaya ve YPG/PKK’yı tasfiye olmaktan kurtaracak yeni formüller üretmeye çalışıyor. Trump’ın çekilmenin süresiyle ilgili ortaya bir takvim koymaması, Pentagon’un çekilme sürecinin içeriğini kendince doldurup yönlendirebileceği açık bir kapı işlevi gördü.

Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Ankara’ya yapacağı ziyaret öncesi Amerikan askerlerinin Suriye’den çekilmesinin bazı ön koşulları olduğunu açıklaması da Pentagon’un boşlukları doldurma ve bu süreci kendi istediği biçimde şekillendirme çabası olarak görülebilir. Tabii, Trump da bu pazarlıklara pek kapalı durmuyor; aldığı çekilme kararıyla içeride al-ver yapacak bir masa kurmayı başardı ve bu durumdan da son derece memnun görünüyor.

John Bolton’un Suriye’den çekilmek için açıkladığı “ön koşul” ise tahmin edileceği üzere YPG/PKK’nın güvenliğinin Ankara tarafından “garanti” edilmesi. Oysa 14 Aralık tarihinde Trump ile Erdoğan arasında varılan mutabakata göre tek ön koşul “DEAŞ’ın da Türkiye tarafından tasfiye edilmesi” biçimindeydi. Erdoğan, bu garantiyi o görüşmede verdiği için zaten Trump, Amerikan askerlerinin Suriye’den çekilmesi yönünde bir karara ulaştı ve ilan etti.

Bolton’un açıklamaları, Trump ve Erdoğan arasında varılan mutabakata yeni “ön koşullar” getirmek olur ki, Ankara bunu kabul edemez. Türkiye, Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki terör yapılanmalarına müsaade edemeyeceği gibi 40 yıldır Türkiye’yi içeride rahatsız eden terör örgütü PKK’nın sonunu getirecek bu fırsatı da elinin tersiyle geri tepemez. Pentagon’un endişelendiren, Ankara’nın elde ettiği bu imkanı -terör örgütün tümden tasfiye etme fırsatını- tereddütsüz kullanmak istemesi ve bu konuda bir türlü pazarlığa yanaşmaması.

Bolton’un söz konusu açıklamalarının İsrail’de yapılmış olması da ayrıca dikkat çekici. Bolton, terör örgütü YPG/PKK’nın Türkiye tarafından tasfiye edilmesine izin vermeyeceklerini söyleyerek İsrail’i rahatlatmaya çalışıyor. Bu durum, YPG/PKK devletinin arkasında hangi devletin ve güçlerin olduğunu da açıkça ortaya koyuyor.

PENTAGON SIKIŞTI

Trump’ın çekilme kararıyla Amerikan müesses nizamının fazlasıyla sıkıştığını gösteren diğer bir gelişme de New York ve Washington’dan iki savcının da içinde olduğu ABD heyetinin, terör örgütü lideri Fetullah Gülen’in 15 Temmuz darbe girişimiyle bağlantısını soruşturmak için Türkiye’ye gelmesi ve önemli temaslarda bulunması. ABD’de yargı, yerleşiklerin elindedir ve buraya kadar gelmelerinin başlıca amacı da Türkiye’nin Suriye politikasıyla ilgili pazarlık yapmaktır. Bir yandan Ankara’yla masaya oturup FETÖ üzerinden pazarlık yapıyorlar, diğer yandan da Trump’ın çekilme kararını sulandırarak terör örgütü YPG/PKK’yı tasfiyeden kurtarmaya çalışıyorlar.

Türkiye, sahada olmanın getirdiği avantajla masada da son derece güçlü. Pentagon, bugüne kadar tüm silahlarını kullandı, mermilerini de -FETÖ ve PKK- iyice tüketti. Elindeki imkanlar sınırlı. PKK ve FETÖ kartıyla yapamadıklarını bugünden sonra hiçbir şeyle yapamazlar. İleri sürecekleri hiçbir “ön koşul” da Türkiye’nin kararlılığını etkilemez; Ankara, Suriye’nin kuzeyinde PKK/YGP devletine yol açacak hiçbir formüle, anlaşmaya, uzlaşmaya yanaşmaz. Bunu çok geçmeden öğrenecekler!